20 Temmuz 2020 Pazartesi

Neden Ambalajlı Süt?



Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri de  ben okuldan geldikten sonra yemeğimi yerken kapının çalması, sütçünün gelmesi ve annemin tencerelere doldurttuğu sütü kaynatmasıydı.  Niye derseniz, mis gibi tazecik sütü kaynadıktan sonra ılıtıp lıkır lıkır içmeyi çok severdim. Her ne kadar kaymağını ayırsam da o kaymak sonra birikir, kahvaltıda balla kavuşur, ekmeğime konardı.

Sonra aradan yıllar geçti. Ben büyüdüm. Haliyle biraz azalttım süt içmeyi. Ama yine de hiç vazgeçmedim süt sevgimden.
Eskisi gibi sütçü gelmiyor kapıya ama her yerde açıkta satılan süt görmeye başladım.  Neredeyse her köşe başında açık süt bidonları var. Her ne kadar kaynamış sütü bardağa koyup ılıttıktan sonra içmeyi özlesem de açıkçası ben açık süt almıyorum. Çünkü güvenemiyorum. Sizde de öyle mi?
Açık sütlerin nereden geldiğini tam bilmiyorum. Bunca virüs, bakteri, mikrop ortalıkta dolaşırken ben bu sütleri güvenip alamıyorum. Bu konuda biraz araştırma da yaptım. Açık süt hakkında öğrendiklerim bu konudaki şüphelerimi haklı çıkardı.


Öncelikle en şaşırdığım nokta şuydu; açık süt aldığımızda evde kaynatırken besin değerinde ve vitaminlerinde ciddi kayba neden oluyoruz. Zaten çocuklar ve yaşlılar sütü özellikle besin değeri için tüketiyor. Onu  da neden kaybedelim ki?  Ayrıca ambalajlı UHT ve pastörize sütler kontrollü bir şekilde ısıl işlemden geçtiği için besin değerini korurken, insan sağlığına zararlı mikrop ve bakterilerden arındırılıyor. Ama açık sütler denetlenmediği için bu sağlık riski hep var. Çok ürkütücü!

Bir de “ısıl işlem” kulağıma biraz garip gelmişti ki onu da araştırdım. Isıl işlem dediğimiz şey zaten tüm dünyada insan sağlığına zarar verme potansiyeli yüksek mikroorganizmaların sütten uzaklaştırılması amacıyla uygulanan bir teknolojik yöntem. Bu yöntem esnasında sütlere katkı maddesi de eklenmiyor. Ayrıca Isıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği diye bir tebliğ var ve sütler bu tebliğe uygun olarak ısıl işlemden geçiriliyor. Tabii bir de işin teknolojik boyutu var. Isıl işlem olarak kullanılan pastörizasyon ve UHT teknolojileri, tüm dünyada kullanılan, sağlık otoriteleri tarafından da kabul edilmiş en ileri teknolojiler. Teknolojiye güvenmenin ve kendi faydamıza kullanmanın güzel bir örneği yani süt meselesi.

Ben bu nedenlerle ambalajlı sütleri tercih ediyorum anlayacağınız. Zaten açık süte en başında soru işaretiyle yaklaşırken, şimdi bu araştırmalarımla tamamen uzaklaştım, ambalajlı pastörize ve UHT sütlere güvendim. Eğer hala soru işaretleriniz varsa lütfen konuyu burada bırakmayın ve siz de biraz araştırın.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

29 Haziran 2020 Pazartesi

Kitap Önerisi : Bücürük Serisi

Bücürük serisini dün akşam Metro market alışverişimde keşfettim tanesi 3 TL den serinin 4 kitabını aldım Poyraz eve gelir gelmez bir tanesini okuyup bitirdi ve beğendiğini söyledi. Serinin 12 kitabı varmış devamını da alırız sanırım. İşte kitap hakkında Poyraz'ın yorumu ;

Bücürük serisine henüz yeni başladım. Saftiriğe benzediğini söyleyebilirim. 
Bücürük serisinin kitaplarından biri olan 'Bücürük Yollarda' kitabında ve serinin diğer tüm kitaplarında Bücürük bir macera yaşar ve günlüğe  yazar. 
Vakit geçirmek için uygun ve eğlenceli bir seri diyebiliriz.
7-10 yaş bu seriyi okurken eğlenir.

21 Haziran 2020 Pazar

Kitap Önerisi : Vulgar Viking Serisi


Poyraz artık bu blogda beğendiği kitapları yazacak. En son kitapyurdu kampanyasından bu seriyi aldık ve Poyraz severek okuyor. İlk olarak Büyük Gark Savaşı kitabını okudu ve işte kendi yorumu; 

ODİN REDBEARD tarafından yazılan 'Vulgar Viking' serisinin Büyük Gark Savaşı kitabında geçen hikayenin kahramanı Vulgar, Uyuntu köyü ile Gark köyü arasında geçen savaşın anlatıldığı ders ile başlayan hikayede Uyuntu köyünün Kralı Olaf 100 yıl önce yaşanan savaşın ardından barış ilan edildiğini ve bu gün bu dostluğun 100. yılını kutlamak için tüm sınıfı Angela adasındaki Gark köyüne götüreceğini söylemesiyle macera başlar. 

7-11 yaş arası için tavsiye ederim.

18 Haziran 2020 Perşembe

Poyraz 10 Yaşında :)


Poyraz henüz karnımdayken yazmaya başladığım ve 6 sene boyunca yazdığım bloga ani bir kararla geri dönmeye karar verdik :) Verdik diyorum çünkü dün akşam Poyraz blogu keşfetti, bir kısmını okudu, çok hoşuna gitti ve bugün hadi tekrar yazalım dedi bana. Şu anda kendisi de yanımda kendi bilgisayarında yazıyor yani o da yazacak bloga bundan sonra :) 

Poyraz 6 yaşına geldiğinde blogu bırakmıştım zira artık bir kardeşi vardı. Esin 1 yaşına gelince iş hayatına geri döndüm ve hem iş hem 2 çocuk hem bloga vakit ayıramadım. Hatta Esin'e bir blog açmamış olmak da sanırım her zaman içimde uhde olarak kalacak.


Poyraz şu anda tam 10,5 yaşında kardeşi Esin ise 6 yaşına yeni girdi. Her kardeş gibi bazen çok iyi anlaşıp bazen de birbirlerini yiyorlar :) Ama genel olarak Poyraz kardeşini çok seviyor diyebilirim. 
2020 yılının başında ortaya çıkan Coronavirus salgını nedeniyle 3 aydır okula gidemiyorlar ve evde beraber vakit geçiriyorlar. Bazen oyun bazen kavga derken idare ediyorlar. 



Poyraz bu sene ortaokula başladı 5.sınıfı bitirdi ve seneye 6.sınıf olacak. Maalesef ders çalışmayı seven bir çocuk değil :/ şu ana kadar hep dersleri iyiydi gerçi ama ders çalış deyince çocuğun tüyleri diken diken oluyor genelde :/ Kitap okumayı seviyor hemen hemen her gün okuyor, bunun dışında vaktinin çoğunda bilgisayarında oyun oynamak istiyor bu konuda anlaşamıyoruz kendisiyle ama orta yolu bulmaya çalışıyoruz karşılıklı. 

Aşırı derecede evi seven bir çocuk mümkünse hiç evden çıkmak istemiyor, karantina tam ona göreydi. Yaş itibariyle artık tüm işlerini kendi yapabiliyor ama gene de bizden yardım istediği zamanlar da oluyor. Bu yaşa kadar hep zayıf bir çocuktu hatta yıkarken kemikleri sayılıyor diye üzülürdüm ama 3 aylık karantina süresince kilo aldı, büyüdü resmen gözümüzün önünde :) 


Aradan geçen 5 yılı yavaş yavaş geriye dönük olarak yazmayı düşünüyoruz. Dün Poyraz blogu keşfedip bugün heyecanla okuyunca ne güzel bir hatıra bıraktığımı bir kez daha anladım. Birlikte istatistiklere baktık blogu 10 senede 2 milyona yakın kişi ziyaret etmiş sayı ona çok geldi şaşırdı. Ona dedim ki kimse ziyaret etmese bile önemli değil ben bunları sen büyüyünce oku diye yazdım ve o gün geldi büyüdü ve okudu :))

Seni seviyorum Poyraz :)

13 Kasım 2015 Cuma

Kitapkurdu ile Can Haylazlara Karşı

 
Süreyya Opera binasını çok seviyorum, içi de dışı da çok güzel, harika bir mimari. Poyraz'la ne zaman Süreyya'da bir temsile gitsek ona tavanı, binanın içini gösteriyorum, incelemesini istiyorum. Bu tarz binalar çok az kaldı maalesef, kıymetini bilmemiz gerekiyor.

 
Devlet Opera ve Balesinin yeni çocuk oyunu Kitapkurdu ile Can Haylazlara karşıyı Nisan ayında seyrettik, oyun 2 perde oldukça uzun ama çocuklar artık hem büyüdüklerinden hem tiyatroya alıştıklarından sıkılmadan sonuna kadar izlediler. Oyunun konusu
I. PERDE
Kitap okumayı ve ders çalışmayı sevmeyen 4 haylaz, dersten kaytararak her zaman buluştukları depoya gelirler. O sırada sınıfın çalışkan öğrencisi Can, içi ağzına kadar kitap dolu olan kutuların buraya taşınmasına yardım etmektedir. Can, haylazlara deponun kütüphaneye dönüştürüleceğini söyler. Bu haber haylazların hoşuna gitmez, çünkü burası onların buluşma noktasıdır. Haylazlar, Can'la 'kitap kurdu' diyerek dalga geçmeye başlarlar. Bu sırada büyük kutuların içinden bir kitap kurdu fırlar ve kendisini tanıtır. Kitap okumayı seven çocuklara bayıldığını ve haylazların da yola gelip kitap okuması gerektiğini vurgular. Kitap kurdu gittikten sonra Can haylazların alaycı gülüşleri arasında oradan ayrılır.

Sınıfta öğretmen öğrencilerine kitapların öneminden ve sömestr tatilinde okumaları gereken kitaplardan söz etmektedir. Öğretmen çocuklara kitapları dağıtmaya başladığı sırada haylazlar gene dersten kaytarırlar ve kütüphane yapılacak olan eski depoya gelirler. Burada kolileri açarak alaycı bir edayla kitapları incelerler. Elebaşı tam öğretmenin taklidini yaparken, Can ve öğretmen gelir. Öğretmen, kitapları yerlere fırlattıkları ve kolileri açtıkları için haylazlara çıkışır. Ardından, sömestrin sonunda yapılacak bilgi yarışmasında sınıfı haylazların temsil edeceğini söyler ve onlara okumaları gereken kitapları verir.
 
II.PERDE
Haylazlar eski depoda buluşmuş, bir yandan ders çalışmakta bir yandan da oyunlarına devam etmektedir. O sırada Can gelir ve oyunu bırakıp ders çalışmaları gerektiğini söyler. Daha sonra bilgi yarışmasının provası başlar. Haylazlar öğretmenin sorduğu hiçbir soruyu doğru cevaplayamaz. Can onlara düzenli ve disiplinli çalışarak bilgi yarışmasını kazanabileceklerini söyler. Haylazlar bu sefer Can'ın sözünü dinlemeye karar verirler ve Can'la birlikte bilgi yarışmasına hazırlanmaya başlarlar. Bilgi yarışmasında haylazlar tüm sorulara doğru cevap verirler ve rakiplerine cevap hakkı tanımazlar. Yarışmayı kazanan haylazlar, Can'a yardımlarından dolayı teşekkür ederler. Can'ın 'oyun zamanı oyun, ders zamanı ders' ilkesi, haylazları başarıya götürmüştür.


İstanbul Devlet Opera ve Balesinin çocuk temsillerini kendi websitesinden takip ediyorum.
https://secure.dobgm.gov.tr/opera2013/devopera.aspx?Mud=2
Oyun biletleri 1 ay önce www.biletiva.com da satışa çıkıyor ve çıkar çıkmaz satılıyor bu yüzden gitmek istediğiniz günden 1 ay önce girip bilet almanız gerekli. Çocuk temsilleri için biletler 8 TL.

Oyun bittiğinde Poyraz ayakta alkışladı :)
 
Oyundan sonra karnı acıkan çocuklarla soluğu Saray muhallebicisinde aldık, o ana kadar sakince pazar kahvaltısı yapan halk bu kadar çocuğu görünce biraz rahatsız oldu ama napalım :)

 
Süreyya Operasının yeri de çok güzel, Bahariye caddesinde yürümeyi çocuklar da çok seviyor, etraf insan dolu, tramvaylar geçiyor derken ilgilerini çeken çok şey var. Poyraz'da yolda kestaneci görünce çok sevindi hemen aldık ve arkadaşlarıyla paylaştı. Sizde çocuğunuzla güzel bir pazar günü geçirmek isterseniz Süreyya Operasında bir temsil izleyin derim.

8 Kasım 2015 Pazar

Mini Kitap Kulübü & Kurabiye Atölyesi

2 seneyi aşkındır sürdürdüğümüz Mini Kitap Kulübünde 15 günde bir birimizin evinde buluşup çocuklara önce etkinlik yaptırıp sonra kitap okuyoruz. Bu etkinliği çocuklar da anneler de çok seviyoruz :)  Ela'nın sırasında annesi Ebru çocuklara çok güzel kurabiyeler yaptırdı.
 
Minik eller hummalı bir şekilde çalıştı, hamuru yoğurdu, kalıplarla şekil verdi süsledi , piştikten sonra paketledi, bir kısmını bir güzel mideye indirdi :)
 
Kurabiyelerini yiyen minikler Ebru'nun okuduğu kitabı dikkatle dinledi, sonra gönüllerince oynadılar.

 
Ela'nın da Poyraz gibi kardeşi var, Tayfun bizim minik Esin'den daha büyük, muhtemelen o güne kadar hep en minik kendisi olduğu için kendinden küçük bebek görünce pek bir sevindi , bol bol oynadılar :)


Çocuklar artık kendileri çok güzel oyun kuruyor, sık sık görüştükleri için arkadaşlıkları da epey ilerledi, arada bir tartışsalar da genelde iyi idare ediyorlar, onlar oynarken biz de kahve keyfi yapıyoruz tabii ki..

24 Haziran 2015 Çarşamba

LEGOLAND İstanbul Açılıyor..

 
Haberi ilk duyduğumda çok ama çok sevindim çünkü oğlum Poyraz tam bir lego hastası, son 1 yıldır tek sevdiği ve oynadığı oyuncak Legolar, ciddi bir lego koleksiyonu var. Poyraz 7-8 yaşına geldiğinde onu Münih'teki Legoland'e götürmeyi düşünüyorduk ama artık hiç gerek kalmadı çünkü Legoland ayağımıza geliyor. Son yıllarda Türkiye'de yapılan çocuk eğlence merkezlerine bir dünya devi daha ekleniyor. Legoland Discovery Center İstanbul 2015 yazında Forum İstanbul AVM'nin içinde kapılarını açacak.

 
www.legolanddiscoverycentre.com/istanbul/ adresinden bilgi alabilir ve açılış öncesinde indirimli bilet alabilirsiniz. Legoland Discovery Centre bu yaz açılacak. 3-10 yaş çocuğu olan aileler için 2 Lego ride, 15 Lego oyun alanı 4D sinema olacak. Geçtiğimiz haftalarda Legoland İstanbul'un tanıtımına katıldık, aslında o gün Brick Factor isminde bir lego yarışması vardı. Gün boyunca yarışmacılar harika şeyler yaptılar legolarla ve kazanan Legoland'de işe girdi :) Çok güzel bir yarışmaydı, Poyraz heyecanla seyretti. İşte eserlerden bazıları.
 
Yarışma alanın yanında çocukların legolarla oynaması için bir alan düzenlenmişti. Poyraz normalde bensiz çocuk oyun alanlarına girmeyi pek sevmez , 5,5 yaşına gelmiş olmasına rağmen genelde benimle birlikte takılmayı tercih ediyor, ilk kez bir yerde annesiz bu kadar uzun süre durdu, saatlerce legolarla oynadı. Görevlilerden öğrendiğimize göre Legoland'in içinde bir showroom olacakmış ve burada Türkiyede olmayan lego modelleri satılacakmış, bu da bizim battığımızın resmidir :))
 

Bizi bu güzel etkinliğe davet eden www.hassasanne.com un kurucusu Ece Kumkale'ye ve Legolandı Türkiyeye getiren Merlin Entertainmants şirketinin pazarlama müdürü Aydan Hanıma çok teşekkürler. Legoland'ın açılmasını sabırsızlıkla bekliyoruz ilk gidenlerden olacağız ve nasıl bir yer olduğuyla ilgili tekrar yazacağım mutlaka..