26 Şubat 2010 Cuma

Karelerle Poyraz...

Daha önce de söylemiştim annem benim yüzümden fotoğraf çekmeyi çok seviyor artık, hergün bir olay olmasa bile resmimi çekiyor gelişimimi takip ediyormuş :) mesela olur da ben kazara 3 saat filan deliksiz uyursam annem beni özleyip bilgisayardaki resimlerime bakıyor öyle de alem bir kadın :) İşte size son günlerdeki resimlerimden bir demet ...
"Ananem bana muz yedirdi, çok sevdim. Annem bana süt dışında hiçbir şey yedirmiyor ne zaman ananemlere gelsem yeni bir tatla tanışıyorum, sağol ananecim sende olmasan aç bırakır bu annem beni "
"Melis bize geldi, onun oyun halımla ve tüm oyuncaklarımla oynamasına izin verdim, bende uslu uslu oturdum"

"Parka Tuğçe'de geldi, beni çok sevdi,hep elimi tuttu ve beni öptü, çok tatlı bir kız, büyüyünce arkadaş olucam onunla"
"Annemle oyuncakçıya gidip bu komik resimleri çektik, bana bir sürü oyuncak gösterdi annem ama daha çok küçüğüm ilgilenmedim onlarla, şimdilik annemle oynamayı seviyorum"
"Ezel teyzem beni görmeye geldi, beni çok sevdi öpüp durdu bende ona gülücükler attım. Beni seveni bende severim "
"Topum da her zaman kolumun altındadır, her an sokağa çıkmaya hazırım"
"Oyuncaklarla tek tek oynamak zor oluyor sepetin içine girip orda oynıiyim dedim, kedi yavrusu gibi :)"
"Zaten babam da beni kedi yavrusu gibi tutuyor, kendisi yemek yerken beni de yanından ayırmıyor.."
"Babam diyor ki; naneyle çok oynadın yavrum al biraz da kırmızı biberle oyna "
"Babam annemi çalışıyorum diye kandırıyor halbuki ben görüyorum sürekli arabalarla ilgili yazılar yazıyor, ay pardon anneme söylemiycektim dimi baba?"
"Bugün de çok yakışıklı oldum canım, kadife pantolon, süveter filan giydim"
"Anne güldürmesene yaa bütün karizmam çiziliyor"
"Anneee müjde ütülenecek gömleklere yenileri eklendi, babamınkilerin yanına benimkileri de koy artık"
"Sormayın canım sürekli geziyoruz annemle Şükran Teyzemlere de gittim"
"Parka gitmek için süslenip püslendim ne de olsa güzel kızlar var orda..."
"Bir haftadır son hızla dönme çalışmaları yapıyordum, 25.şubat'ta ilk defa kendi kendime döndüm yatakta, annemle babam çok sevindi, büyük bir olay değil halbuki ama çok sevindiler nedense "
"Evettt bugünkü menümüzde ekmek var, ondan sonra annem bana portakal ve mandalinayı da tattırdı, portakalı çok sevdim yaladım, yuttum.."
"Babam beni yavru kartal yaptı .."
"Son günlerde gene evde uyumayarak annemi delirtiyorum, ne zamanki üstümü giydirip arabama bindiriyor sokağa çıkacağımı anlayınca sokak kapısının önünde uyuyamaya başlıyorum, annem bu işe çok kızıyooo"
"Veeee işte karşınızda son numaram; çok kısa bir süre de olsa koltukta desteksiz oturabiliyorum:)"
"Anne yeterrrr artık çekmeeee :))"

24 Şubat 2010 Çarşamba

Poyraz'ın İlk Park Macerası...

Çok şanslıyız ki evimizin hemen yanında güzel bir park var. Ben çocukken de bu parka oynamaya gelirdik o zamanki evimiz buraya biraz daha uzaktı, gene de yürüme mesafesindeydi ama bir çocuk için geçilmesi gereken koca bir cadde olduğundan her zaman olmasa da sık sık gelirdik buraya. Yani bir zamanlar kendi oynadığım parkta şimdi oğlum oynayacak, tabii o zamandan bu zaman çok şey değişti. O zamanlar kumların içinde basit birkaç oyuncak ve salıncak vardı. Şimdi iki ayrı çocuk parkı, yürüyüş parkuru, spor aletleri, çay bahçesi, süs havuzu vs. var.
Aslında Poyraz daha 1 haftalıkken ilk gezmesini de bu parka yapmıştı ve daha sonra defalarca bu parka geldik beraber ama oğlum pusetine biner binmez uyuduğundan ve eve dönene kadar uyanmadığından bugüne kadar parkı görememişti :) Poyraz 1 hafta kadar evde oğleden sonra uyumamak için direnmeye başlayınca bende çareyi onu dışarı çıkarmakta buluyordum her seferinde kurulu bebek gibi apartman kapısının önünde uyumaya başlıyor, ben parka gidiyorum 1 saat yürüyüş yapıyorum, yarım saat çay bahçesinde oturup çay içip kitap okuyorum eve dönüyorum ve Poyraz tüm bu süre içerisinde gözünü bile açmıyordu. Fakat bu sefer de pusette uyumayı alışkanlık edinecek diye korkutuğumdan Perşembe günü çıkarmadım, evde de mecburen uyudu tabii. Cuma günü hava çok güzel olduğundan gene çıktık iyi ki de çıkmışız tam bir bahar havası vardı. Soğuk havalarda boş olan park cıvıl cıvıldı, çay bahçesinde oturmaya yer yoktu. Poyraz'ın küçük teyzeside işlerini erken bitirerek Poyraz'la oynamak için parka gelmişti. Ananesi de bizimleydi ve parkta bile Poyraz'ın hırkasını örmeye devam etti :)

Önce ailecek piknik yaptık. Bu sırada Poyraz'ı arabasına koyduk ve o da haliyle uyudu ama ben çok fazla uyumasını istemiyordum bu sefer gece uyumayıp bizi delirtiyor çünkü. Kucağa alınca uyandı ve ilk defa parkı gördü bebeğim. Önce süs havuzunun fıskiyesine taktı kafayı önce sesten bir korktu sonra çok sevdi oraya kitlendi resmen dikti gözlerini seyretti uzun süre.
Sonra oğlumla Türk filmi çevirdik, ikimiz bir fidanın güller açın dalıyız oynadık :)
Sonra onu tahterevalliye bindirdik. Resimde karşımda 3 tane çocuk var biri çok küçük görünmüyor ama düşünün 3 çocuğu kaldırabilecek kadar şişkoyum :(
Sonra sıra bekleyip sallandık, salıncağı çok sevdi (hangi çocuk sevmez ki?) tabii oturağa henüz tam sığamasa da genel olarak hoşuna gitti sanırım. Birde sanki büyümüş gibi salıncağın demirini tutmaya çalışıyordu öyle tatlıydı ki :)
Keşke bu parklardan şehrin her yerinde olsa. Çocuklar için çok ideal, hem oksijen alıyorlar hem oyun oynuyorlar. Bizim bu park çok popüler biz Poyraz'dan önce de çok gelirdik baharda ve yazın haftasonları kahvaltı ederiz, her bahar kilo vermeye karar verdiğimizden ablamlarla her akşam yürüyüşe geliriz. Eve yakın oluşu çok büyük avantaj ben hafta içi gündüz bebek arabasıyla yalnız gelebiliyorum. Ayrıca buralar çocukların sosyalleşmesi için de idea,l çocuklar bizim gibi değil hemen arkadaş olabiliyorlar ve oynamaya başlıyorlar. Poyraz'ın bile şimdiden arkadaşı oldu "Güney" , Poyraz'dan 2 ay büyük şimdilik annesiyle biz arkadaş olduk tabii benim oğlum gözünü açamadığından henüz göremedi Güney'i. Güney cin gibi ama gözler hep açık annesiyle beni dinliyor :) Büyüyüp bu parkta beraber fiti fiti koşup oynadıkları günleri de görürüz umarım...

22 Şubat 2010 Pazartesi

Anne Bebek Fuarı 2010

Geçen sene bu zamanlarda bu fuarı televizyonda görmüştüm o zamanlar hamile olduğumu bilmiyordum ama bir bebeğim olmasını çok istiyordum içimden " keşke bebeğim olsa da bende bu fuara gitsem" demiştim. Allah dualarımı kabul etti ve Poyraz'ıma kavuştum. Bu senede üşenmedim evime çok uzak olmasına rağmen bu fuara gittim. Evden sabah erken çıktık ve çok fazla trafiğe takılmadan fuar alanına CNR , Yeşilköy vardık. Geçmiş yıllarda bu fuar ücretsizmiş sanırım ama son iki yıldır giriş ücreti 10 TL. Birtek civcivbebe websitesinde alışveriş yapanlara davetiye veriyormuş ama benim geç haberim oldu ayrıca bu sitenin fiyatları dışarıya göre çok pahalı. Katılımcı firmalar davetiye verebiliyor bizde Bebedor'a Cuma günü mail atmıştık normalde kargoyla davetiye gönderiyorlar ama biz Cumartesi gideceğimizden davetiyeyi bekleyemezdik fakat Bebedor'dan Özlem Hanım öyle güzel ilgilendi ki bizimle. Beni arayıp cep telefonunu verdi ve sabah fuar alanına gidince kendisini aradık kapıya kadar gelip bizi aldı ve içeri soktu, doğrusu bu davranışları çok hoşuma gitti. Normalde doğumdan önce Poyraz'a Bebedor'dan biberon, biberon fırçası, emzik kutusu, emzik tutucu vs. birçok şey almıştım ama gene de standlarından bir sürü cici aldım. Hem ilgilerinden dolayı hemde fiyatları gayet makuldü. Ne de olsa 1 ay sonra katı gıdalara başlayacak Poyraz onun için alıştırma bardağı, kaşık, meyve filesi aldım. Ayrıca çıngırak ve dişlikleri 3,5 TL sudan ucuz onlardan aldım. Kendime bir kıyak yapıp I love my mummy önlüğü aldım :)
Fuar 3 salondan oluşuyor. Daha önce katılımcı firmalara bakmıştım ve forumlarda parekende satışların olduğunu okumuştum ama firmaların çoğunun parekende satışı yoktu. Bebedor dışında Baby Jem standından birkaç güvenlik ürünü, küvet içi sünger gibi birkaç şey aldım. Bunlar dışında satışı olan civcivbebe, narbebe, e-bebek, anneyiz.biz gibi websitesi satış yerleri vardı ama asıl firmalarda özellikle de tekstilciler de örneğin idil baby satış yoktu. Bu durumda modellere bakmanın da pek anlamı yok çünkü insan gördüğünü hemen almak istiyor. Benim aklımda sterilizatör, biberon termosu, kumaş kitap, araba içi oyuncak vs. gibi bir liste vardı fakat bu aradıklarımın çoğunu bulamadım. Bulduklarımda fuardan alıp taşımaya değecek bir indirim yoktu piyasa fiyatlarının aynısıydı.

Pazar günü çok kalabalık oluyormuş ve firmalar getirdikleri ürünleri geri taşımamak için teşhirdeki ürünleri uygun fiyatlara satıyormuş ama o kalabalığa girmek istemedim doğrusu. Cumartesi hiç kalabalık değildi diyebilirim fakat giriş ücretli olunca ziyaretçi sayısı çok düşmüş bu yüzden tenhaymış. Biz satış olan tüm stantlara baktık ama dediğim gibi almaya değecek birşey bulamadım ben. Hamileler için güzel olabilir herşeyi bir çatı altında bulup kıyaslamak ve modeller hakkında bilgi almak için ama benim gibi zaten herşeyi almış ve değişik şeyler arayanlar için çok çekici değil bence. Fuar alanında kafeler var ve Can Bebe her salonda emzirme odası yapmış büyük, ferah yerler o açıdan sıkıntı çekmiyorsunuz. Eskiden firmalar bol bol numune dağıtırmış bu fuarlarda ama bu sene o da yoktu daha çok sektörel bir fuar olmuş. Ben bir dahaki senelerde o kadar yolu tepip de gitmem ama tabii insan gidip tecrübe etmeden bu fikre ulaşamazdı onun için bu sene gittiğime pişman değilim.
Poyraz birçok bebek gibi arabada sürekli uyuyan bir bebek dönüş yolunda yarım saate yakın uyumayıp dünyayı seyretti yakışıklı oğlum ...

21 Şubat 2010 Pazar

Poyraz'ın Dedesi ...

Canım Oğlum,
Bundan 22 sene önce bugün senin deden melek olup gökyüzüne gitti. Ben o zamanlar 8 yaşında minik bir kızdım. Sen bunları okuyacak yaşa geldiğinde muhtemelen sana gökyüzüne gitmenin ne demek olduğunu anlatmış oluruz. Deden aramızda olsaydı eminim seni çok severdi ve sende onu çok severdin. Benim az da olsa hatırladığım anılar ve onu tanıyanların bize anlattıklarına göre deden çok çok iyi bir insandı. Çok çalışkan ve zekiydi belki de hiçbirimiz onun kadar çalışkan olamadık. Kendisi kısıtlı imkanlara rağmen okumayı seçmiş ve belki de köyünden çıkıp ilk eletkrik mühendisi olan insan olmuştu. Ayrıca çok azimliydi kendi kendine Fono kitaplarıyla çalışarak Fransızca öğrenmişti. Anneannenle tanışıp evlendikten ve bizler dünyaya geldikten sonra da sürekli okumaya devam etmiş, yenilikleri takip eden biriydi. Çok sportmen, yardımsever ve iyi yürekli bir insandı. Sık sık eğer o hayatta olsaydı hayatlarımız nasıl olurdu diye düşünürüm , belki de herşey bambaşka olurdu. Seni tanımasını, seninle oyunlar oynamasını çok isterdim, çocukları çok severmiş deden eminim seninle çok iyi anlaşırdı. Bugün seni onunla tanışmaya götüreceğim, sen henüz çok minik olsan da eminim o senin geldiğini gökyüzünden görüp çok sevinecektir...
Nur içinde yat canım babam, Poyraz'ın dedesi ...

18 Şubat 2010 Perşembe

Poyraz'dan Önce Poyraz'dan Sonra Alfabe

Bu mimi pek çok blog komşumda görüp bende özendim, yazasım geldi. İnsanın bir çocuğu olunca hayatı gerçekten değişiyor, artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. Dün sevgili bizim bildiğimiz hayat artık bitti gibi bir yorum yaptı, bence başka bir düzlemde yepyeni bir hayat başladı herşeyi Poyraz'a göre ayarlayıp ona göre hareket etmek gerekiyor ama bence bu da başka bir hayat ve çok da güzel. Poyraz'dan sonra hayatımızda neler değişti?

ALIŞVERİŞ
Poyraz'dan Önce (PÖ) : Çarşı, pazar, mağaza çok gezen bir tiptim ben. Hele bebek alışverişi için İstanbul'da gitmediğim yer kalmadı desem yeridir. Ama bebekten önce de gezmeyi severdim. Giysi,ayakkabı, bol bol kitap alışverişi.
Poyraz'dan Sonra (PS) : Mevsim kış olunca bol bol alışveriş merkezi ziyareti, her seferinde Poyraz'a birşey almıycam ama çok fazla giysisi var deyip gene de ona alınmış birşeylerle eve dönmek. Sürekli bebek mağazalarına bakmak, bebek sitelerini incelemek.

BUZDOLABI
PÖ : Tencere yemeği nadiren olur, bol bol içecek en çok da kola, abur cubur ne varsa.
PS: Süt olması için iyi beslenmek gerek hazır evdeyken tencere yemeği yapılsın, doğal içecekler, yoğurt, süt, bol bol kahvaltılık.

CİN
PÖ : Bol bol eticin yemek
PS:  Cingöz oğlum benim.

ÇOCUKLAR
PÖ : Sülalede bol miktarda mevcut, bayramlarda biraraya gelindiğinde ne çok çocuk var ya başım şişti. Tamam severim ama birkaç saat sonrasında başım şişer (di)
PS : Çok tatlı şeyler canım hepsi birbirinden tatlı özellikle Poyraz'a yakın tarihlerde doğanlar ne de olsa arkadaş olacaklar.

DOĞUM
PÖ: Korkacak ne var canım herkes doğuruyor? anadolu'da kadınlar tek başlarına doğurup, hayatlarına devam ediyorlar.
PS: Normal doğum yapamadım sanırım hayatım boyunca içimde uhde kalacak ama gene de doğum eyleminden ziyade doğan şeyi hatırlatıyor bana bu kelime.

EV
PÖ : Akşamları gelinen, genellikle dağınık her zaman çok temiz olmayan, haftasonları mümkün olduğunca az vakit geçirilen bol bol dağıtılıp zaman zaman toplanan yer.
PS : Hayatın geçtiği mekan. Özellikle ilk 3 ay, her oda Poyraz'a göre yeniden düzenlendi. Eskisine göre çok daha fazla pislenen yer olduğundan sürekli yardımcı tarafından temizleniyor yoksa başa çıkmak imkansız. Poyraz'ın gelişiyle artık sıcak bir yuva.

FOTOĞRAF
PÖ : Özel günlerde bol bol çekelim anı oluyor, güzel oluyor.
PS: Her an, her gün çekmeli. Sonradan aradaki büyüme hızına bakıp hayret ediyor insan 3 ay bir bebek ömründe nelere kadir görüyor. Dijital makineleri icat edenin ellerinden öpmeli.

GENLER
PÖ : Evet bende babam gibi sarışın, renkli gözlüyüm genetik diye bir bilim var.
PS : Poyraz'a bakıyorum resmen küçük Serdar'ı görüyorum. Yalnızca fiziksel olarak benzeseler gene iyi huyları bile aynı, genetik bilimine hayran kaldım doğrusu.

HAYVANLAR
PÖ : Severim özellikle kedileri.
PS : Ali Baba'nın çiftliği şarkısını söylemek için tüm hayvanların nasıl ses çıkardığını bilmek lazım. Bebek oyuncakları ve kitaplarında hayvan figürleri var, çocuğa şimdiden öğretiyoruz.

İLGİ
PÖ : Sevgiliye gösterilir, sevdiklerine gösterilir bol bol kendine de göstermek gerek.
PS : Yalnızca Poyraz'a gösterilir başka hiç kimseye ne vakit ne enerji kalmaz.

JELİBON
PÖ : Çocukken çok severdim hala da severim.
PS : Poyraz'da sevecek mi acaba? ama zararlı değil mi onlar ya plastik gibi? aman biz o kadar yedik de ne oldu? 

KİTAP
PÖ : Evde sevgilinin ve benim kütüphanelerimiz ayrıdır herkesin bir kütüphane dolusu kitabı vardır ve bu kütüphaneler yaşayan organizmalar gibi sürekli büyür. Her sene fuara gidilir bir sürü yeni kitap alınır, D&R ve Remzi sürekli ziyaret edilir.
PS : Bebek bakım kitapları evin her köşesinde evde, parkta okuyorum. Eskisi kadar çok kitapçı ziyareti yapılamadığından İdefixe vs. sürekli yeni bebek bakım kitapları ile ilgili araştırmalar için kullanılır. Şimdi şimdi bebek kitaplarına da merak sardım. Poyraz'a da bir raf ayrılacak artık kütüphanede :)

LOHUSA
PÖ : Pek birşey ifade etmiyordu doğrusu.
PS:  Lohusa psikolojisi değişikmiş gerçekten insan sürekli ağlamak istiyor. Hem çok mutlusun hem üzgün çok acayip bir ruh hali.

MAYMUN
PÖ : Doğadaki hayvanlardan biri.
PS : Poyraz'ın en sevdiği müzikli oyuncağı, kadim dostu, oynuyor oynuyor bir türlü sıkılmıyor :)

NİHAL
PÖ: Ben
PS : Poyraz'ın Annesi
OYUNCAK
PÖ : Okey, tabu, tombala vs.
PS : Çıngıraklar, parmak kuklaları, ses çıkaran bilumum zımbırtı, herşey bir oyuncak onun için.

ÖPÜCÜK
PÖ : Güzel birşey sevdiklerini özellikle sevgiliyi bol bol öpmek gerek.
PS: Öpmeye doyamadığım oğlum, yüzünü öpmiyim diyorum dayanamıyorum her yerini öpüyorum, mıncıklıyorum. Onun öpmesi şimdilik sadece yalama şeklinde, minik kedi :)

PAZAR GÜNÜ
PÖ: Ya dışarıda ya evde güzel bir kahvaltı. Mutlaka dışarıda yapılan bir aktivite, gezmece, tozmaca.
PS:  Bütün gün çekirdek aile olarak mucuk mucuk evde takılmak. Hava güzelse caddeye gezmeye gitmek, değilse evde Poyraz'la oynamak.

ROTAVİRÜS
PÖ : O nedir? hiç duymadım.
PS : Bir çeşit aşı sağlık ocakları yapmıyor, özel hastanede yapmak gerekiyor. Anne baba isterse yaptırıyor ama iyi birşeymiş, biz yaptırdık.

SEYAHAT
PÖ : Bavullar hazırlanır, rota çizilir, yola çıkılır varılan yerde önce kalacak yer bulunur orası beğenilirse istediğimiz kadar kalınır beğenilmezse hopp toparlanıp bir sonraki durağa geçilir.
PS : Henüz geziye çıkmadık ama şimdiden yaz için planlar yapıyorum acaba o kadar eşya arabaya nasıl sığacak? Poyraz havuza girebilecek mi? denizi sevecek mi? o zamana kadar adım atar mı? vs. onlarca soru :)
+
SEVGİLİ : SERDAR : Poyraz'ın Babası :)

ŞARKI
PÖ : Dinlemeyi severim, söylemek mi? aslaaaa sesim ve ritim duygum berbattır.
PS : Her türlü müzik, şarkı, türkü versiyonlar şeklinde Poyraz'a söylenir. Çocuk şarkıları dışında normal şarkılar da söylenir ki çeşit olsun. Fazla şarkı bilinmediği anlaşılır, repertuarı genişletmek gerek.

TATİL
PÖ : Sevgiliyle plansız programsız yapılan aktivite. Beğendiğimiz yerde kalmaca böyle Denizköy gibi yerler keşfetmece.
PS: Mutlaka tatil köyü yada temizliğinden emin olmamız için 5 yıldızlı bir otel olmalı. Plajı kum ve sığ olmalı, bebek yatağı olmalı. Oda merkeze çok yakın olmamalı. Öyle olmalı, böyle olmamalı diye uzayıp giden istekler listesi :)

UYKU
PÖ : Çok severim. Hamileliğime kadar haftasonları hep geç kalktım, çok erken yatamasam da uykuyu çok severim.
PS: Uyku mu? o da ne? anlamını unuttum, uykusuz bir oğlum var beni de zombiye çevirdi sağolsun.

ÜZÜNTÜ
PÖ: Sevdiklerinin hastalanması, çok istediğin bir şeyin olmaması.
PS : Tırnağını keserken onun canını acıtmış olmak.

VELED
PÖ : Havuz kenarında koşturup su sıçratıp, gürültü yapan çocuklar
PS : Sözlükteki kelime anlamı oğul, yavru demekmiş yani Poyraz :)

YORGUNLUK
PÖ : Pazar akşamı çok geç yatıp Pazartesi sabahı işe gittiğinde içinde bulunulan durum.
PS : Sürekli, her zaman, hep içinde bulunulan durum. Sanırım deliksiz uyunamadığından insan hiç dinlenmiş hissetmiyor kendini.

ZAMAN
PÖ : Haftasonu zaman neden bu kadar çabuk geçiyor? insan neyi yapacağını şaşırıyor, hepsini yapmaya zaman yetmiyor.
PS :  Ne çabuk akşam oldu? ben daha hiçbir şey yapmadım zaman nasıl geçti? hatta 4,5 ay nasıl geçti????

16 Şubat 2010 Salı

Bu aralar...

İlk 3 ay oluşturmaya çalıştığım düzen falan hak getire. Son günlerde uyku diye birşey kalmadı Poyraz'da. Bir bebek olarak bu kadar uykusuzluğa nasıl dayanıyor anlamıyorum doğrusu. Elinden gelse hiç uyumayacak. Normalde akşam 9-10 arası uyurdu şimdi 12den önce uyumuyor küçük bey. Hadi geç yattı hiç olmazsa geç kalkar diye bekliyorum ama yok gene sabah 7de zınk diye uyanıyor. Gündüz uykularından zaten eser yok evde kesinlikle uyumama gibi bir huy geliştirdi. Evde zar zor uyusa bile yarım saat en fazla 1 saat sonra uyanıyor. Bazen 50 dakika uyusun diye uğraşıyorum ve sonuçta sadece 20 dakika uyanıp sanki saatlerce uyumuş uykusunu almış gibi kalkıyor. Fakat evden dışarı çıkınca çıkar çıkmaz daha apartmanın önünde gözünü kapatıyor ve kaç saat gezersek gezelim, evde parkenin çıkardığı çıt sesine gözünü açan çocuk dışarda ne kadar sarsılırsa sarsılsın, etrafta ne kadar gürültü olursa olsun uyanmıyor. Bende hava kötü bile olsa çıkarıyorum hergün böylece deliksiz 1,5 - 2 saat uyuyor sanırım gece uykularının geç saate gelmesinin nedeni de bu uykular aslında ama onun sağlığı için gündüz uyumasını istiyorum yoksa soğukta parkta gezmeye bende bayılmıyorum yani :(   Çok zor bir çocuk vesselam 4,5 ayda haşatımızı çıkardı diyebilirim. Şu anda saat gece 11 ve babası 1 saattir kucağında gezdirip uyutma çalışmalarına devam ediyor ama bizim cingöz hiç oralı değil.
Bu parka götürme mevzusunda kararsız kaldım resmen bir yandan hava alsın, deliksiz uyusun iyi olur diyorum bir yandan da o 2 saat uyku ona o kadar çok geliyor ki diyelim eve 4te geldiysek 8e kadar uyumadan durabiliyor.

Ayrıca ayaklarını yeni keşfetti habire ayaklarına dokunmaya çalışıyor bu sırada yana yatıyor yuvarlanıyor garibim ama çok tatlı :) Her yönden gelen insan seslerine kafayı çevirip bakmaya çalışıyor özellikle biz konuşuyorsak bir bana bir babasına kafayı çevirmekten yoruluyor, aslında ikimizin konuşmasına sinir oluyor sanırım. Akşam yemeğini yerken yanımızda oturuyor fakat ona bakıp onunla ilgilenmemizi istiyor eğer birşey konuşuyorsak kendisi bizden daha çok ses çıkarmaya çalışarak dikkatimizi çekmeye çalışıyor :)

3 ay boyunca banyoya bayılırdı bu huyu da tamamen değişti 15 gündür yıkanmamak için kıyametleri koparıyor. Ne güzel suyu seviyor diyordum hevesim kursağımda kaldı, su değer değmez çığlıklar başlıyor her türlü yöntemi denemeye başladık onu yıkayabilmek için.

İlk 3 ay az da olsa TV seyretti Poyraz ama son okuduğum araştırmalardan sonra gündüz evde TV kesinlikle açmıyorum. TV olmayınca çocuk da uyumayınca sürekli onu oyalamak için birşeyler üretmem gerekiyor zorlanıyorum açıkcası çünkü karşılıklı birşey yapacak kadar büyük de değil. Topu kendi kendime atıp tutuyorum, karşısına geçip müzik açıp dansediyorum bu çok hoşuna gidiyor kıkır kıkır gülüyor beni izlerken (deli olduğumu mu düşünüyor acaba ?:), birşeyler okuyorum ama çocuk kitapları değil kendi okumak istediklerim veya gazete ve dergi ama bunları ona okuyomuş gibi yapıyorum 20 dk.kadar sıkılmadan dinliyor, yemek yaparken, çamaşır asarken vs. sürekli ana kucağında onu da yanımda gezdiriyorum salonda ben yanında yokken tek başına durmak istememeye başladı. Ben salondan çıkınca çığlık atmaya başlıyor ben kapıdan girince gülmeye başlıyor yahu diyorum ne dengesiz çocuksun beni de kendine benzeticen yakında.

Doğum izninden sonra süt izinlerini toplu kullandım 26.Şubat'ta bitiyor süt izinleride açıkçası çok kararsızım bir tarafım "daha çok küçük sensiz yapamaz" diyor, öte yandan çalışmak Poyraz'a bakmaktan bin kat daha kolay gibi geliyor. Gerçekten bir bebeğe 24 saat bakmak en ağır mesaiden bile daha zor geliyor. Kısacası karar vermek çok zor bir yandan da bu kadar zor ve huysuz bir bebeğe ben annesi olarak zaman zaman dayanamıyorsam hangi bakıcı ona iyi bakar ki diye düşünüyorum. Ne yapacağımı bir türlü kestiremiyorum, normalde çok çabuk karar alabilen bir tipimdir ama insanın yavrusuyla ilgili kararlar alması ne zormuş. Bir yandan onun için en iyisini istiyorsun ama bir yandan en iyisi nedir bir türlü karar veremiyorsun.

Çocuğu sanki şikayet ettim gibi oldu ama işin doğrusu bu bence her anne bu zorlukları yaşıyor ama genelde güzel şeyleri yazıyoruz :) Eskiden hem gündüz uyurdu o sırada dinlenirdim akşam da erken yatardı o sırada da yapmak istediklerimi yapardım. Şimdi hem gündüz uyumuyor hem gece yatmak bilmiyor yani bütün gün onunla ilgilenmem lazım bu da çok ama çok yorucuuuuuuu. Burada şu anda onu uyutma mücadelesi veren babasına da teşekkür edelim o olmasa oturup iki satır yazı da yazamam yani çünkü gündüz bensiz hiç durmuyor minik yaramaz.

Neyse büyüyünce bunları okursun inşallah Poyraz bey, seni büyütmenin ne zor olduğunu herşeyin toz pembe olmadığını görürsün. Seni çok seviyorum tatlı kuşum ama nolur biraz uyuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu ....

14 Şubat 2010 Pazar

Sevgililer Günü


HERKESİN SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN , SEVGİLİSİ OLMAYANLARIN EN YAKIN ZAMANDA BÖYLE YAKIŞIKLI BİR SEVGİLİSİ OLSUNNNN :)))

11 Şubat 2010 Perşembe

Fotoroman

Annem ,büyük teyzem kadar olmasa da, fotoğraf çekmeyi çok seviyor aslında eskiden böyle değilmiş de ben doğunca böyle olmuş habire benim resimlerimi çekmek istiyor. Hatta şimdi benim daha güzel resimlerimi çekmek için fotoğrafçılık kursuna gidecekmiş haftada bir akşam teyzem veya babam bakacakmış bana o da kursa gidecekmiş. Tabii babam gene "icat çıkarma" dedi anneme ama annem gene de gidecekmiş :))) Benim şimdiden bir sürüüüü resmim var annem diyor ki "bunların hepsini bastırsam albümleri eve sığdıramayız" bu yüzden annem buraya koyuyor resimlerimi hatıra olsun, unutulmasın diye.

"Anne bir dakka çizgi film izliyorum ben, normalde izletmiyosun hazır sen resme bakarken bakiyim iki dakka"

"Anne kulağıma söyle de kimse duymasın"

"Heh şöyle sarılıyım bir anneme, canım annem benim "

" Öff anne maymun ettin beni ya yetmedimi bu kadar fotoğraf??"

"Yeter dedim ama ya, illa ağlamam mı lazım? ben ağlıyorum sen gülüyosun gaddar anne :) "

"Anne ne anlatıyosun gene ziv ziv ziv "

"He sen şimdi gül bakalım, akşama görücem ben seni "

"Ya inanmıycaksınız ama annemler benim 5.ayıma girişimi pasta keserek kutladılar , bende hayretle baktım masaya :) "

"Hımm sarılayım şöyle teyzeme bütün gün kucağında taşıdı, gezdirdi beni canım teyzemm"

"Yaa teyze kıskanma gel sana da sarılayım"

"Masaya yukardan bakmak da güzel oluyor canım, her ay kutlama her ay hediyeler ohh ne güzel.."

"Pışşıkkk poz vericem sanıyosun ama yanılıyosun anneciğim"

"Ayy anne bu hediyeleri bana mı aldınn? ne güselll...."

"Ne aldın peki? ne var içinde? çok merak ettim valla.."

"Tamam annecim yemiycem oyuncağımı söz veriyorum.."

"Vazgeçtim yiycem iştee , napiyim çok tatlııı, heheheh"

"Anneeee, kolumda fil var yaa"

"Neyse yeter bu kadar oyun, uykum geldi benim.."