14 Mart 2010 Pazar

Şahane Bir Blogger Filmi : Julie & Julia

Öncelikle belirtmeliyim ki şahaneee bir film. Meryl Streep filmdeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday olmuştu, hoş alamadı ama performasnı bence Oscar'lık. Ben film Türkiye'de kesin vizyona girer diye bekliyordum ta ki bugün dergilerimi alıp Nezih'in kasasına gelene kadar. Kasada filmin DVD'sini gördüm ve hemen aldım. Böylece bu gece uzun zamandır yapmadığımız film gecesini de yapmış olduk. Poyraz'ı uyuttuktan sonra cips, patlamış mısır, kuruyemiş, sevgiliye bira bana kola eşliğinde filmi izledik. Film tek kelimeyle harika bu kadın neden 16 kez Oscar'a aday gösterilmiş insan hak veriyor.

Filmde iki ayrı kadın karakterin öyküsü anlatılıyor. Biri Julia Child (Meryl Streep) 1940'lı yıllarda yaşamış çok uzun boylu ( boyu 1.88) , bir diplomatla evli , ülke ülke gezen bir kadın. Kadının tutkusu yemek yapmak. Filmin başında eşinin görevi gereği Paris'e taşınıyorlar ve kadın burada yediği yemeklere bayılıyor. Fransız yemeklerini öğrenmek için bir yemek okuluna yazılıyor. Katıldığı sınıfta yalnızca erkekler var ve hepsi gerçek hayatta aşçı, kadın onlara yetişebilmek için çok çalışıyor. Derken burada edindiği iki arkadaşıyla birlikte yemek kitabı yazmaya karar veriyorlar. Fakat yalnzca soslar için 700e yakın sayfa yazınca :) kitabı yayınlatacak yayınevi bulamıyorlar. Amerikalı kadınlar yemek kitabı hastasıdır bunun koleksiyonunu yapan da çok vardır. Benim zamanında evlerinde kalmaya gittiğim ailenin hanımı da bunlardan biriydi ve ben giderken ona ingilizce Türk Yemekleri kitabı götürmüştüm kadın çok sevinmişti. Kitabı kütüphanesine zevkle koydu ama içinden bir tane bile yemek yaptığını görmedim :))) Fakat yemek kitapları gerçekten büyük bir sektördür amerika'da. Desperate Housewives dizisindeki pek sevimli karakter Bree Van De Camp gibi yemek kitabı yazıp meşhur olan birçok ev kadını vardır. Nitekim bu Julia Child'da böyle bir karakter fakat öyle böyle değil gerçekten o kadar meşhur oluyor ki kadının mutfağı müzeye dönüştürülüyor ve kitapları 50'ye yakın baskı yapıyor. Bu gerçekten yaşamış ve 2004'te hayatını kaybetmiş bir kadın. Zamanında öyle meşhur oluyor ki Time dergisinin kapağını dahi süslüyor.
Efendim filmin ikinci karakteri Julie Powell ise gerçek hayatta 1973 doğumlu devlet memuru olarak çalışan yani sizin benim gibi sıradan bir vatandaş. Bunun da tutkusu yemek yapmak ve kendisi Julia'ya çok çok hayran. Sürekli onun kitaplarını okuyor. Kendisi evli ve minicik mutfağı olan bir evde yaşıyorlar. İşi çok stresli ve hayatından pek memnun değil zamanında bir yazarlık denemesi olmuş ama kimse kitabını basmak istememiş. Kocası ona " madem kitabını kimse basmıyor, bir blog yapsana" fikrini verince kızımızın beyninde şimşekler çakıyor. ( Dipnot: bana blog yapacağına ütü yap diyen sevgili kocamla birlikte izledik filmi ve sürekli bak ya adam karısını nasıl da destekliyor şeklinde yorumlar yaptım :)) Kız ne üzerine blog yapsam diye düşünürken yemek yapmayı çok sevmesinden ötürü yemek blogu açmaya karar veriyor. Ama herhangi bir yemek blogu değil. Julia Child'in kitabındaki 524 tarifi tam 1 yıl içinde deneyip yayınlamak üzere yola çıkıyor. Filmi aç karna izlerseniz pişman olursunuz çünkü müthiş yemekler yapılıyor filmde. İlk başlarda blogunu kimse okumasada Julie yılmayıp her akşam iş dönüşü yeni bir tarif deneyerek bloguna yazıyor ve zamanla bir sürü insanın aslında onu okuduğunu görüyor. Yorum bırakan hayranları gittikçe artıyor ve mutluuu son 1 yılın sonunda New York Times onunla röportaj yapınca birden meşhur oluyor, bir sürü kitap teklifi alıyor. Zaten film Julie'nin aşağıdaki kitabından esinlenilerek yapılmış.
İşte gerçek hayatta Julie aşağıda. Öylesine bir blog yapma fikri onu nereden nereye getiriyor. Yani böyle okuyunca filmin tamamını anlatmış gibi oldum ama izlemesi ayrı bir şahane. Sırf yemek şöleni olarak bile izlenebilir. Bir blog nelere kadir tüm blog komşularıma ilham olsun diye yazdım bu yazıyı. Filmi mutlaka izleyin, insana gecenin 3'ünde böyle uzun bir post yazma şevki veren bir film. İyi seyirler....

1 yorum: