16 Nisan 2010 Cuma

Şükretmek

Yeteri kadar şükretmediğimizi farkettim. İnsanın başına ancak kötü şeyler gelince elindekilerinin kıymetini anlıyor klişesinin ne kadar da doğru olduğunu farkettim sonra. Pek az insan durup dururken şükrediyor sahip olduklarına. Ya bir sevdiğimizi kaybediyoruz ya bir kaza, hastalık gibi kötü birşey oluyor ve ondan sonra durup düşündüğümüzde şükretmek geliyor aklımıza. Normalde hayat çok hızlı, şehir hayatında herkes bir koşturma içinde. Herkesin yetişmesi gereken bir yerler var ve nedense herkes çok meşgul. Poyraz doğduğundan beri çalışmadığımdan dışarıdaki insanları incelemek için bol bol fırsatım oluyor ve bakıyorum minicik öğrenciler bile öylesine meşguller ki hayret ediyorum. Okuldan çıkıp etüde gidiyorlar, eve gidip ödevlerini yapıyorlar. Haftasonu ya dersaneye gidiyorlar, ya özel dersleri var yada ikisi birden. Bu sırada oyuna nasıl vakit ayırıyorlar acaba çok merak ediyorum. Yani bir yandan tembel bir toplumuz ama nedense 7den 70e herkeste bir çok meşgulum havası hakim. Bu meşguliyet içinde çoğu kimse durup sahip oldukları için şükretmiyor, çoğu kimsenin gözünü daha fazlasını elde etme hırsı bürümüş. Tüm kapitalist toplumlarda olduğu gibi bizde de inanılmaz bir tüketim çılgınlığı almış başını gidiyor. Bir plazma alıp daha mutlu olacağını sanıyor insanlar. İlla ki bir eve, bir arabaya sahip olmak istiyor herkes. Birşeye sahip oldukça bir yenisi istenmeye başlanıyor. Gençler desen teknoloji aletlerinin birini atıp diğerini alma derdine düşmüş. Bu şeylere sahip oldukça daha "mutlu" olacağımıza inandırılıyoruz. Tüm bunlar etrafımızı sarmışken sahip olamadıkça daha çok hayıflanıp daha çok üzülmeye başlıyoruz.

Oysa insanın hayatta sahip olması gereken en önemli şey "Sağlık". İnsan sadece sağlıklı olduğu için şükretmeli belki ama bunu hepimiz atlıyoruz. Ancak bir hastalık sonrası şükretmek aklımıza geliyor. Poyraz doğduğu günden beri hemen hemen hergün bize onu verdiği için Allaha şükretmişimdir. Ama bu konuyu yazmam maalesef benimde aklıma bir hastalık üzerine geldi. Bebeklerimizi, çocuklarımızı gözümüzden sakınsak bile çocuğun düşe kalka büyüdüğü gerçeğini değiştiremiyoruz.

İşte Poyraz'da geçen gün ilk düşüşünü yaşadı yavrum. Poyraz'ı yere koyuyoruz oynasın diye ama desteksiz tam oturamadığından ve yatmak da istemediğinden sıkılıyordu. Bizde kendimiz odadayken koltuğa (yanlarına yastık koyarak) oturtup önüne oyuncaklarını koyup oynamasını seyrediyorduk. Daha önce bu şekilde oturup çok oynadı ama geçen gün önündeki kamyonu yere düşünce o da onu almak için öne eğilince kafa üstü yere düştü. Onu tabii ki odada yalnız bırakmamıştım bende odadaydım ama iki saniye içinde yakalayamadan yere düşüverdi. Toplam 30 saniye bile ağlamadı kucağıma alır almaz gülmeye başladı (zaten çok güçlü bir bebek aşılarında bile çok çok az ağlıyor maşallah) bizde haliyle birşey olmamıştır diye düşündük. 3-4 saat uyutmadık, sürekli izledik birşeyi var mı diye ama gayet normal gözüktüğünden doktora götürme gereği duymadık. Gece boyunca da gayet normaldi, dün normal saatinde uyandı. Oyunlardan sonra kahvaltısını verdim. 10 gün önce ek gıdalara başladığımızdan çeyrek yumurta ve çok az peyniri karıştırıp yedirdim, yedi. Saat 11-13 arası sabah uykusuna yattık birlikte, 1de kalktık Poyraz anakucağında bağlı bir şekilde oturuyordu, bende mutfakta kendime kahvaltı hazırlıyordum. İçerden bir çığlık geldi bağlıyken düşemez ne oldu diye içeri koştum çocuk fışkırır tarzda kusuyor ama hayatında toplasan bu kadar kusmamıştır ne var ne yok çıkardı her tarafa. Ben şok oldum tabii düşme ile bağlantılı olabileceğini düşündüm ve çok korktum. Hemen üstünü çıkarıp yeni birşeyler giydirdim, hastaneye gitmek için kapıdan çıktık kapıda tekrar kustu eve dönüp tekrar üst değiştirdik. Takside gene kustu, hastaneye vardık gene kustu ben iyice panik oldum. Eşim işten çıkıp hastaneye gelmişti ve benden daha panik bir haldeydi. Poyraz'ın teyzesinin çalıştığı hastaneye gittik ve hemen beyin tomografisi çekildi, beyin cerrahına gösterdik. Allah'a şükür beyninde bir sorun yoktu.

Kusmalarının neye bağlı olduğunu bulmak için bir sürü tahlil istediler ve vücut su kaybettiği için serum bağladılar yavruma. Bebekten kan almak çok zor birşey, çok ağladı güzelim benim. O ağladıkça benim içim parçalandı. Kan, idrar tahlili sonuçlarını almak, serumun bitmesi ve ne olur ne olmaz gözaltında olsun diye dün geceyi hastanede geçirdik. Çocuk servisinde yatan hastalara bakınca halimize tekrar tekrar şükrettim. Odamızda yan yatakta yatan 4,5 aylık minik Hasan doğduğundan beri hastanelerdeymiş. Daha 1 aylıkken ameliyat olmuş ve şimdi bronşitten yatıyormuş. Sobalı evde çocuğu çok sıcakta tutup yağmurlu bir günde otobüsle aşı için sağlık ocağına götürmüş annesi ve o gün bugün çocuk 1 hafta evdeyse 1 hafta hastanede geçiriyormuş. O minicik yavru bütün gece öksürdü ciğerleri sökülecek sandım, monitöre bağlıydı ve nabzı sürekli düştüğünden cihaz sürekli alarm veriyordu ve maalesef bir devlet hastanesi klasiği olarak kimse gelip bakmıyordu. Seste asla uyuyamam diyen ben o alarm sesinde sabaha karşı 3-4 saat uyumuşum. 29 yaşında biri 10 biri 7 yaşında iki çocuğunun evde perişan olduğuna onlara kimsenin bakmadığına üzülen bir anne, daha 4,5 aylık ve sürekli kan alınmaktan artık damar yolu bile bulunamayan, öksürmekten doğru düzgün nefes almayı beceremeyen bir yavru insan hangisine üzüleceğine şaşırıyor. Hastanede ne kadar kalacakları belli değil bebeğin yeterince giysisi yok, sürekli terliyor, anne bodylerini yıkayıp koridorda cam kenarında kurutmaya çalışıyor. Ziyaretlerine kimse gelmediğinden ve kadın bebeğin başından ayrılamadığından evine gidip bir duş bile alamıyor. Bebeğin hiç oyuncağı yok, öylece yatıyor yatakta ve ağzında takılı oksijen maskesine rağmen gülmeye çalışıyor. Onları gördükçe neleri düşündüğümüz öyle saçma ve anlamsız geldi ki. Çocuğunuzun sıkılıp oynamadığı kimbilir kaç oyuncağı, dolaplarını dolduran kimbilir ne çok giysisi var ve biz hala daha çok alma derdindeyiz. Ev, araba, eşya, giysiler, ayakkabılar, oyuncaklar bunlar ne kadar fani şeyler hiçbiri insan sağlığından daha önemli olamaz, olmamalı. Ben 1 gece için bir bavul eşya getirmiştim evden yanımızdaki giysi ve oyuncaklarını Hasan'la paylaştı Poyraz. Paylaşmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza 6 aylık bile olsalar anlarlar eminim. Hep daha fazlasına hep daha fazlasına sahip olmanın mutluluk olmadığını, hayatta bunlara sahip olmasada gülümseye devam eden bebekler olduğunu anlatmaya çalışmalıyız. Doyumsuz çocuklar yetiştirmemeliyiz, paylaşmayı bilen çocuklar yetiştirmeliyiz.

Allaha şükür tahlil sonuçları temiz çıktı sabah 11 gibi çıktık hastaneden, Hasan'ı ve annesini orada bıraktık, onların ne zaman çıkacağı belli değil. Eve geldik yıkandık, temizlendik, herşeyi makinaya attık ve hastanenin izlerini sildik hayatımızdan. Allah bir daha hastaneye düşürmesin diye dualar ettik. Hasan ise hafızamdan hiç silinmesin istiyorum, herhangi saçma birşey için dertlendiğimde aklıma gelsin, şükretmeyi unuttuğumda aklıma gelsin. İnşallah Allah ona biran önce şifa verir de hastane odasında değil , evde kardeşlerinin yanında yatar biran önce.

4 yorum:

  1. Yazını okuduğumda gözlerim doldu. İşyerinde olmasam ve evde olsam hüngür hüngür ağlardım. Bende çok şeyi kafasına takan biriyim ama bu yazın bana çok şeyi hatırlattı. Emin ol en kötü anımda bu yazını okuyacağım. Evet, hastaneler hakikaten insana şükretmeyi öğretiyor. Bende Sinan çok kusuyor diye çok rahatsız oluyordum ama doktorumuz her bebeğin aynı olmadığını ve bazıların belki 1 yaşına kadar devam eden kusmalarının olduğunu söyledi. İçim rahatladı.
    Size ve şirin poyraz'a çok çok geçmişler olsun.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Bu arada ek gıda işi halen bizde de muamma. Sebze çorbası ile birlikte meyve suyunu aynı gün vermiyoruz. Ağır geldiğine kanaat verdik artık. Çünkü aynı gün verdiğimizde mutlaka öğünlerden birinde kusması çok oluyor.
    Aramızda 1 ay var yaklaşık. Çok seviniyorum poyrazında büyümesine şahit oluyorum diye...

    YanıtlaSil
  3. Aslında Poyraz doğduğundan beri kusan bir bebek ama az az hiç böyle kusmamıştı o yüzden panik oldum. Ayrıca minik Sinan'ı evde bırakıp işe gidebildiğin için tebrikler ben henüz cesaret edemiyorum, hiç ayrılasım yok oğlumdan :((( sizinkide yemeye pek hevesli değil anlaşılan, Poyraz diş çıkarıyor iştah falan kalmadı yoksa yiyordu herşeyi güzel güzel. Hepimize kolay gelsin valla bunlar büyüyene kadar biz nolacağız bakalım :=) sevgiler..

    YanıtlaSil
  4. ağlamaklı oldum hasanın durumuna..çok geçmiş olsun size de.

    YanıtlaSil