9 Mayıs 2010 Pazar

Oğlum ve Ben...

Bugün ilk Anneler Günüm. Her ne kadar bugüne kadar böyle günleri biraz ticari bulmuşsam da anneler günü farklı hissediliyormuş onu da ancak anne olunca anlıyor insan. İnsan zaten hergün dolu dolu anne ama bugün sanki özel bir muamele görmek istiyor. Tabii Poyraz daha çok minik birşeyden haberi yok yavru kuşun ama büyüdüğünde gelip yanağıma bir öpücük konduracağı anneler günlerini iple çekiyorum. İlk anneler günü gelirken nasıl bir anne olduğumu düşündüm. Kendime 10 vermedim tabii ki bir sürü eksiğim, daha iyi yapabileceğim şeyler olduğunun farkındayım ama elimden gelenin de en iyisini yapıyorum. Mesele mükemmel olmak da değil zaten, niyetim mükemmel bir insan yetiştirmek değil. Poyraz doğmadan önce de yazmıştım kendine güvenen, mutlu, huzurlu bir birey olmasını istiyorum. Poyraz doğmadan önce birçok kitap okudum, doğduğundan beri pek okuyamıyorum daha doğrusu vakit bulamıyorum bazen kızıyorum kendime daha mı çok araştırmalıyım acaba diye ama sonra bakıyorum su yolunu buluyor. İlk defa başına gelen olaylarda bile annelik içgüdüsü denen şeyle birçok şeyi çözebiliyorsun. Sen yavruna, yavrun sana alışıyor.
Anne olmak aslında hamile olduğunu öğrendiğin an başlıyor bence, hemen kendine dikkat etmeye başlıyorsun. Daha o anda yavrunu düşünmeye başlıyorsun. Ben mesela 10 senelik tiryaki olarak sigarayı bıraktım, hamile olduğumu öğrendiğim gün değil belki ama birkaç hafta sonra bıraktım bu açıdan büyük faydası oldu oğlumun bana. Sonra nefret etmeme rağmen süt içmeye başladım sırf onun dişleri, kemikleri sağlam olsun diye. Daha ana rahmine düşer düşmez annelik başlıyor ve hiç bitmiyor, ömrün boyunca sen artık kendinden önce başka birini düşünür hale geliyorsun.Annelik olayını çok abartan insanları görüp anlam veremezdim eskiden, düşünürsen dünyadaki kadınların çoğu doğuruyor (Allah olmayan ve isteyenlere de versin), doğanın kanunu neticede abartmaya lüzum yok derdim ama yavaş yavaş fikrim değişti. Bir insan yetiştirmek ne kadar zormuş onu anladım. 0-5 ay yalnızca fiziki ihtiyaçlarını gideriyorsun doyur, altını temizle, gazını çıkart, uyut, öp, kokla, sev :)
Fakat özellikle 5 aylık olduktan ve hareketlenmeye başladıktan sonra işler zorlaşmaya başlıyor. Biz şu anda Poyraz'ı zaptedemiyoruz mesela sürekli kucaktan atlamaya çalışıyor. Emekleyemiyor da aşağı inip napacak ama sürekli inmeye ve oraya buraya atlamaya çalışıyor. Çok çok hareketli bir çocuk maşallah tabii fakat bu hali beni fazlasıyla yoruyor. Bazen sabrımın taştığı, sinirlerimin gerildiği oluyor. Daha iyi bir anne olmak için daha sabırlı olmalıyım. Bu açıdan kızıyorum kendime. Bazen sesimin yükseldiği oluyor aslında ona kızmıyorum, duruma kızıyorum. Ağlıyor, ağlıyor ne yapsam susmuyor ve mutlu olmuyor, ben başka birşey yapmak isterken o sürekli ilgi bekliyor. Sonra hemen ondan özür diliyorum, öpüp kokluyorum iki dakika önce ağlayan çocuk hemen gülmeye başlıyor. Çocuk olmak böyle birşey işte kötü şeyleri hemen unutup gülebilmek, hayata hep gülerek bakabilmek. Keşke biz büyükler de onlar gibi olabilsek, kin tutmasak, iki dakika içinde hemen gülmeye başlayabilsek, ne güzel olurdu.
Henüz 7 aylık bir anne olarak ancak şunu anlayabildim ki anne olmak sürekli bir yetersizlik hissi, acaba yeterince yedi mi, uyudu mu, yeterince ilgilendim mi, yeterince oynadı mı, yeterince mutlu mu? sürekli birşeyleri düşünüyor insan bana göre hepsinin cevabı bebeğinin gözlerinde gizli. Gözlerinin içi gülüyorsa ve mutluysa, seni gördüğüne sevinip, oyuncakları yerine seninle oynamayı tercih ediyorsa herşeyi değilse bile birşeyleri doğru yapıyorsun demektir. Seni seviyorum tatlı oğlum, seninle nice anneler günü yaşamak dileğiyle ...

1 yorum:

  1. canım sen de çok tatlı bir annesin, ben de birlikte nice anneler günü yaşamanızı diliyorum, ikinizi de öpüyorum...

    YanıtlaSil