25 Haziran 2010 Cuma

İlk Babalar Günü Kutlaması...



Serdar'ın ilk babalar günü şerefine Poyraz'la birlikte onu Polonezköy'e kahvaltıya götürdük. Aslında arabayı kendisi kullandığından teknik olarak o bizi götürmüş oldu :) Sabah kalkar kalkmaz önce Poyraz'ı giydirdim, oğlumun giysileri de babalar gününe uygundu. Süper babam yazan tişörtü ve babamı seviyorum yazan çoraplarını giyip hediyesini koluna asıp babasını uyandırmaya gittik küçük beyle.
Baba oğul öpüşüp koklaştılar, yatağın içinde oynaştılar bir süre.
Fakat saat sabahın körü olduğundan sevgili biraz daha uyumak için Poyraz'la pazarlık halindeydi. Haftaiçi neysede özellikle pazar günleri saat 7de kalkmaya alışamadık henüz. Poyraz bey en azından pazar günleri biraz daha uyumamıza izin verse ne olur yani. Fakat resimdede resmen "anne yaa o kadar giyindim süslendim hediye de aldım getirdim babam bana bakmıyo, uyumak istiyo ühü ühü ühü" moduna girmiş minik kedim.
Bu triplere dayanamayan babası da sonunda pes edip kalktı, giyinip hazırlanıp yollara düştük. Polonezköy Country Club'a tam yarım saatte ulaştık. Hava inanılmaz sıcaktı, Poyraz yol boyunca uyudu oraya varınca hemen kahvaltıya oturduk.
Kahvaltı ettiğimiz yer Piknik Park diye geçiyor hem kahvaltı var, hem gün boyunca mangal yapılabiliyor. Yemyeşil bir arazi ve güzel düşünülmüş yerleri var. Hamaklar var, yayılıp uyuyabileceğiniz kocaman minderler var, çocuklar için oyuncaklar, trombolin, mini golf ve en önemlisi bir sürü hayvanlar var. Serdar hayvanları çok sever zaten burayı seçmemin nedeni de buydu. Buranın sahibi bir tür hobi olarak hayvan beslemeye başlamış ve yıllar geçtikçe çeşitler artmış şu anda bir sürü hayvan var. Bunların bir kısmı örneğin tavuklar, horozlar, tavus kuşları, keçiler, koyunlar, lamalar serbest olarak dolaşıyorlar ortalıkta. Diğer hayvanlar ise mandarin ördeği, gent kedisi, sülünler, bazı kuşlar, domuzcuklar kafeslerde besleniyor. Bir sürü kuğu, pelikan, deve, ponyler, çeşit çeşit keçi, deve kuşları, inekler bile var. Yani çocuklar için tam bir Ali Babanın çiftliği durumu var. Poyraz kahvaltı boyunca bol bol huysuzluk yapıp bize pek birşey yedirmedi , babası uyuz oldu. Yemek bölümüne çocuklar için oyuncaklı alanlar yapmışlar daha büyük çocukları oradaki görevliye bırakıp rahat rahat kahvaltı eden anne babalar vardı onlara özendim, bizimki daha çok minik ben orada biraz oyaladım babası rahat yesin diye, ilk defa top havuzuna girdi mesela. Biraz uslanır umuduyla masaya döndük bu sefer hayvanlara taktı kafayı. Masamızın altına giren tavuğu çubuk krakerle besledi :)
Tüm kahvaltı boyunca ortalıkta bir sağa bir sola dolaşıp duran tavus kuşuna musallat oldu, babasıyla beraber peşinden koşup durdular. Hayvan da pek hızlı olduğundan üçünü bir karede yakalamak pek kolay olmadı.
Babası uslu dursun diye Poyraz'ı sevdi, dil döktü, öptü kokladı ama yok bizimki uslu durmak nedir bilmediğinden tüm bunlar pek işe yaramadı :)
Sonunda birlikte yemek yemek bize haram deyip masadan kalktık. Şemsiyelerin altına yerleştirilmiş olan koca minderlere kendimizi attık çünkü güneş tam tepeye çıkmış ve etrafı kavuruyordu. Gölgeye sığınmak durumunda kaldık. Poyraz'ı soyduk soymasına da kendim de pantolon giydiğime bin pişman oldum hava o kadar sıcaktı giysiler yapıştı resmen üstüme. Gölgede bekleyelim güneş biraz insin hayvanları öyle gezeriz dedik. Zaten Poyraz'ın uykusu gelmişti ve babası burada da Poyraz'ı uyutma çalışmalarına başladı. Baktım etrafta aynı stille bebeğini uyutan bir sürü baba vardı, babalar gününü böyle geçirmek ne kadar hoşlarına gidiyordu merak ettim. Gerçi neticede çocuklarıyla birlikteler babalar gününün anlamı da bu değil mi? Neyse biraz uğraştan sonra bizimki uyudu koyduk arabasına bizde yayıldık minderlere. Yalnız minderler hiç temiz değildi bu açıdan pek rahat edemedik. Böyle bir işletmeden daha temiz bir hizmet beklerdim.
Poyraz uyandıktan sonra sevgilimde hadi artık gidelim sendromu baş gösterdi, kendisi aynı mekanda bütün bir günü geçiremez zaten sıkılır. Hava da öyle sıcaktı ki insan tadına varamıyor gerçekten. Buraya  ilkbaharda veya sonbaharda gelmek lazım doğanın tadını çıkarmak için. Neyse gelmişken tüm hayvanlara bakmadan dönmek olmazdı tabii. Bir sürü su kuşu vardı pelikanlar, kuğular hepside birbirinden güzeldi.
Devede sıcaktan iyice mayışmıştı zavallı, minik atlar çok tatlıydı küçük çocuklar atlardan birine binip geziyordu.
En tatlıda keçiler ve özellikle yavru olanlardı. Siyah yavru keçiler ortalıkta gezinip duruyordu bir ara bir baktım Serdar yavru keçiyi kucağına almış geliyor. Poyraz sevsin diye keçiyi kucağında taşıyor oradan oraya. Sonra baya bir oynadı bu yavru keçiyle Poyraz'da sevmeye çalıştı kendi çapında. Keçi artık iyice evcilleşmiş gıkını çıkarmıyor oynayıp durdu Serdar'la.
Poyraz'a da sıcak bastığından çok fazla ilgilenemedi etrafıyla mesela tavus kuşu kanatlarını açınca biz heyecan yaptık aa ne kadar güzel vavv falan derken bizimki şöyle bir dönüp baktı hımm diye döndü tekrar önüne :)
Daha önce hayvanat bahçelerine gitmiş olmama rağmen birkaç hayvanı ilk defa gördüm mesela Gent Kedisi çok ilginç bir hayvan. Biz yukarı giderken kafesinde aşağıdaki pozisyonda duruyordu biz yukarıları gezdik oturduk dinlendik vs. geri dönerken hala aynı pozisyonda duruyordu hayvan. Bir yandan da korkuç bir havası vardı yani aslında kedi kadar küçük ama kaplansı bir görüntüsü vardı.
İşte bakınız aşağıda da Poyraz'la beni anlatan bir kare. Yavrusunu emziren bir lama. Yavru lama yolun bir tarafındaydı birden koşmaya başladı annesinin yanına kadar koştu ve hop diye yapıştı memeye sanki yemek yemek birden aklına gelmiş gibi çok komikti. Kendimi anne lama ile pek bir özdeşleştirdim :)
Tropik salon diye bir yer yapmışlar içinde maymunlar, timsah, papağanlar ,kaplumbağalar ve birtakım kuşlar var. Hava çok sıcak olduğundan bu kapalı odaya kimse gelmiyor anlaşılan biz arayıp tarayıp bulduk fakat baktık merdivenle çıkılıyor tek tek bakalım dedik. İçeride de kimse yok Serdar gitti geldi sonra ben gittim içeride yalnızım tepeden kuşlar uçuyor karşımda bir timsah, maymunlar acayip sesler çıkarıyor tam bir korku filmi sahnesi gibiydi odaya girmemle koşarak uzaklaşmam bir oldu :)) Normal hava şartlarında bütün gün sıkılmadan vakit geçirebilecek kadar çok alan olan bir yer. Daha sonra tekrar mutlaka gelmek istediğimize karar verdik fakat bu sıcak havaya daha fazla dayanamayarak 4 gibi mekanı terk ettik.
Biz eve kendimizi attıktan kısa bir süre sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı, Bizde ailecek yıkanıp paklanıp, karnımızı doyurduktan sonra yatıp dinlendik. Bütün gün yorulan minik kedi saat 8de uyudu. Uzun yıllar hep birlikte nice güzel babalar günleri kutlarız umarım. İlk babalar günün tekrar kutlu olsun sevgilim :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder