1 Haziran 2010 Salı

Redbull Kanatlandırır...


Gezilerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz, geçen Pazar Caddebostan sahilindeki Redbull Flugtag'ı izlemeye gittk. Poyraz için henüz hafta sonu kavramı olmadığından Pazar sabahları da 7'de kalkıyor ve o saatte kargalar bile kahvaltısını etmemiş olduğundan biz insanlar uyanana kadar çoktan kendimizi sokağa atmış oluyoruz. Sabahın köründe kalkıp hazırlandık ve dışarıda kahvaltı ettikten sonra, Caddebostan sahilinden Dalyana kadar yürüyüş yaptık. Olay 12'de başlayacağından ve biz 9'da orada olduğumuzdan :)) birkaç tur bile atardık. Poyraz 10 gibi arabasında uyuyakalınca bizde kendimizi yürüyüşe verdik, hava henüz aşırı ısınmamış ve sahil hınca hınç dolmamıştı, sakin bir yürüyüş oldu.
Caddebostan Migros'un oraya geri döndüğümüzde saat 12ye geliyordu ve etraf iyice kalabalıklaşmaya başlamıştı, biz sabah çıkarken hava belki yağmurlu olabilir diye çok da hafif giyinmemiştik ama hava aşırı sıcaktı. O kadar sıcaktı ki eve döndüğümüzde Serdar da bende yanmıştık. Poyraz'ı ise o güneşte arabasından çıkaramadık , arabasında tentesinin altında takıldı çoğunlukla yavru kuş. Flugtag çok acayip bir olay. İnsanlar uğraşıp, para harcayıp çok değişik konseptlerde uçaklar (uçak dediğime bakmayın motor falan yok, maksat motorsuz sadece kanatla uçabilmek zaten) yapıyorlar. Kurulan platformdan uçmaya çalışıyorlar ve hopp diye denize düşüyorlar. En uzun uçan sanırım 27 metre uçtu ama olsun amaç eğlence. Biz klasik piknik örtümüzü serip çimlere yayıldık, biraz oyun biraz yemek vs. diyerek izledik olayı.
Daha sonra bizimki de kanatlandı ama Redbull'la değil, babasıyla. Babasının omzunda etrafı keserek dolaştı, gezdi, tozdu insanların içinde...


Flugtag'da toplam kaç takım yarıştı bilmiyorum ama 30 takımdan sonra bizim ilgimiz azaldı, güneş iyice tepeye çıkıp bizi kavurmaya başladı, zaten kalabalıktan nefret eden eşim gidelim triplerine başladı. Biz bu kadar şey yaptıktan sonra henüz yeni uyanan Poyraz'ın teyzelerini de sahile davet edip güne devam etmeye karar verdik. Tabii ki ablamların hazırlanıp gelmesi oldukça uzun sürdü teyzeleri gelince Serdar hemen topuklayıp olay mekanından uzaklaştı. Bizde kalabalıktan sıyrılıp daha ilerlerde bir yere kahvaltı sofrası kurarak öğlen 2'de kahvaltı ettik :))
Oğlum ise gene formunu korumak için sağlıklı beslenmeye devam ederek, havucunu kemirdi.
Artık iyice yorulan Poyraz'ı salıncakta sallayarak uyuttum, arabasına koydum. Olay mahalinden uzaklaşırken uyuyan küçük bey arabaya biner binmez hemen uyanıp, cingözlük yapmaya başladı.
Günün devamında kendimizi alışverişe kaptırdık. Ablamlar ve ben sürekli kilo vermeye çalıştığımızdan (ve başaramadığımızdan :)) kendimize giysi almıyoruz onun yerine alışveriş egomuzu Poyraz'la tatmin ediyoruz. Poyraz'ın bir dolap dolusu giysisi var (benden çok tshirtu var mesela :) ama olsun yetmiyor gene almaya devam ediyoruz. Maalesef ailecek abartmayı seviyoruz. Neyse akşam 9a kadar Poyraz'a yazlık giysi alışverişi yaptık. Poyraz'ın giysi sponsorları teyzeleri zaten. Özellikle Necla teyzesi aynen kendine yaptığı gibi beğendiği şeyin her rengini almaya çalışıyor :) Artık mağazalar kapanınca sonunde akşam yemeği yiyebildik. Bu esnada Poyraz uyudu da bizde rahat rahat yemek yedik. Sabah 9a doğu evden çıkmıştık, gece 11e doğru eve döndük, sevgili evden çıktığında geri gelmek bilmiyorsun derken haklı galiba :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder