29 Haziran 2010 Salı

Son Haller...



Geçen salıdan beri yavru kuşun burnu akıyor, öksürüyor ve hırıltısı var. Geçen hafta daha beterdi geceleri öksürük onu uyandırıyordu. Cumaya kadar geçmeyince Cuma sabahı doktora götürdük doktor broşları vs.temiz önemli birşeyi yok deyip öksürük şurubu ve Peditus verdi. 5 gün kullanacağız geçmezse antibiyotik yarın da vereceğim ve duruma bakacağım tam olarak geçmedi ama daha iyi gibi. Öksürük geçti yalnızca çok az hırıltı kaldı umarım antibiyotiğe gerek kalmadan tamamen iyileşir kuzum.
Araya şu yağmurlu günler girmese bütün gün sokaklarda takılıyorduk oğlumla acaba çocuk hep sokakta ondan mı üşütüyor diye düşünmedim değil ama sokakta olduğumuz günler hava hep çok sıcaktı yağmurlu ve soğuk günlerde evde takıldık gene de insan engel olamıyor bebeğin hastalanmasına demek ki. Dayısının doğumgününü bile Poyraz'ın favori mekanı parkta kutladık. Poyraz mumları söndürmeye ve hediyeyi parçalamaya çalıştı ama olsun :))
Çarşamba günü arkadaşa kahvaltıya gittik. 15 aylık Melis ve 21 aylık Kerem oğlumdan daha büyük olduklarından pek yüz vermediler benimkine. Poyraz orada da pire gibi süründü yerlerde, oyuna katılmaya çalıştı elinden geldiğince, Melis'in salıncağını çok sevip 2 saate yakın uyudu :)
Cumartesi sabahı erkenden yola çıkıp yazlığa gittik. Hava kötüde olsa dinleniriz diye düşündük zaten benim Poyraz'ı havuza sokmak gibi bir niyetim yoktu. Cumartesi gezerek geçirdik öğleden sonra hava çok sıcaktı rahatlıkla havuza girebilirdik yani hava durumuna her zaman güvenmemek gerek. Pazar günü hava çok güzeldi bol bol yüzdüm minik kuş gene giremedi havuza bu Cuma tatile çıkıyoruz zaten o zamana kadar tamamen iyileşmiş olursa bol bol suyun tadını çıkaracak. Yazıya başlarken son zamanlardaki hallerini yazmaya niyetlenmiştim ama gene bir özet geçmeden duramadım :)
Son haftalarda daha bir büyümüş gibi geliyor bana Poyraz, değişik hareketler yapmaya başladı. Bir kere hiç yerinde duramayan bir bebek, iki dakika poposunun üstünde oturmak istemiyor. Son 3 haftadır sürekli aşağıdaki vaziyette. Hep ayakta durmak istiyor, öyle aman aman adım attığı veya sıraladığı da yok tek derdi ayakta durmak. Evin her odasında tutunacak bir yer bulup ayağa kalkıyor öyle dikiliyor yorulunca ya kendiliğinden oturuyor yada düşüyor :( oğlum iki dakika otur dinlen yok illa ayakta durulacak, ayakta durmayı bu kadar çekici kılan nedir anlamış değilim. Tabii o ayakta dikildikçe bende hemen arkasında tetikte bekliyorum düşerse tutayım diye yani hiç ayrılamıyoruz hep dip dibeyiz. O kadar çok düştü ki son zamanlarda artık yalnız bırakamıyorum kesinlikle.
Yaz meyvelerini bol bol yedirmeye çalışıyorum. Karpuza bayılıyor mesela ama favorisi yeşil erik. Ben hayatımda bu kadar yeşil erik yememişimdir zaten bayılmam fakat bizimki bayılıyor. Alıyor eline eriği ısıra ısıra bitirmeye çalışıyor babası da yeşil eriğe bayılır, armut dibine düşmüş işte. Erik canavarı oğlum benim :)
Yazlıkta sürekli teyzeleri bakıyor Poyraz'a. Çok şanslı ananesi, dayısı, teyzeleri herkes etrafında pervane. Birtek ben ilgilenmiyorum desem yeridir :) ben dinleniyorum herkes Poyraz'a bakıyor :)
Yemek konusunda da yazlıkta daha iyi bir noktaya geleceğimizi düşünüyorum. Evde çok çok iştahlı bir çocuk değil ama yazlıkta ananesinin çorbalarını afiyetle yiyor şimdilik. Balkonda bir köşesi var önüne bir sürü oyuncak da koysak gene her zamanki gibi ayakta durmayı tercih ediyor bizimki yada balkonda sürünüyor fiti fiti. 15 gün önce gittiğimizde havuzu çok sevmişti umarım bütün yaz sever, kafasını sokmuyorum ama vücudu serinliyor hiç değilse. Simidinin içinde keyif yapıyor beyefendi. Cuma günü gidip 1 aya yakın kalmayı düşünüyorum, ara sıra İstanbula geliriz tabii zaten 1 saatlik yol ama genel olarak orada takılmayı düşünüyorum. Yazlıkta internet yok şu reklamlarda çıkan Vınn'dan almayı düşünüyorum öyle olursa bol bol resim koyacağım bloga balık gibi suyun içinde çırpınan resimlerden. Yok üşenir internet almazsam dönüşte yazarım artık maceraları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder