30 Eylül 2010 Perşembe

Yetti artık diyenler için Yazlık Maceraları Son :)



 Yazlıkta kaldığımız süre boyunca Poyraz resmen büyüdü, serpildi, bunda annemin yemeklerinin da payı büyük tabii. Sevgili normalde bizim yazlıktan nefret etmesine rağmen hemen hemen her haftasonu Poyraz'ı görmeye geldi. (Beni değil tabii yalnızca Poyraz'ı) geldiği zamanlarda aşağıda da göreceğiniz gibi o kadar çok eğlendi ki gitmek istemedi :)
Babası sürekli Poyraz beni unuttu mu acaba paranoyasına kapıldı ama bizimki babasını görür görmez gülmeye başlayarak onu unutmadığını gösterdi. Zavallı sevgili evde bekar hayatı yaşarken biz Poyraz'la gezdik, tozduk, bol bol yüzdük. Babası geldikçe Poyraz'ı gezdirdi, oyunlar oynattı.

Kendisi sitenin havuzuna girmedi, Poyraz'ın girmesine de baştan beri karşıydı zaten, mantar olayından sonra hele hiç sokmamızı istemedi. O yüzden genelde oyun havuzunda oynamayı tercih ettiler.

Beyefendi o kadar büyüdü ki artık oyuncaklara yalnız binmeye başladı.


Süslenip ananesiyle havuz kenarında akşam yemeklerine gitti.


Akşam yemeklerinde yeni kavalyem oldu, hemde pek yakışıklı oldu :)

Ve işte böylece yavrumla ilk yaz tatilimiz bitmiş oldu, keşke hep yaz olsaydı, keşke hiç bitmeseydi. Poyraz havuzu da denizi de çok sevdi inşallah hep böyle gider. Dönerken yatağını da orada bırakıp sadece bu çıplak kuzuyu kapıp geldik İstanbul'a, seneye görüşene kadar yazlığa hoşçakal diyerek.

 

28 Eylül 2010 Salı

Yazlık Maceraları Vol.4

Yazlık maceraları yazı dizime kaldığım yerden devam ediyorum sevgili okuyucular :p
Biz havuz kenarında çok vakit geçiren bir aileyiz, aslında tembelliğimizden 400 basamak inmeye üşenip denize gitmiyoruz desek daha doğru. Denizin temizliği o günkü rüzgarın yönüne göre bazı günler çok temiz, bazı günler çok pis o riski alıp merdivenleri inmeye değmez doğrusu :) Poyraz yazlıkta ilk günler evdeki gibi saat 7 de kalkmaya devam etti. Tabii tatilde kim o saatte kalkmak ister? ayrıca yalnızca 2 hafta yıllık izni olan ve her gece kuzenlerle sabah 5lere kadar laklak yapan zavallı teyzeleri uykuuu, uykuuu diye ağlarken Poyraz çoktan kalkıp bilumum gürültüyü yapmaya başlıyordu. Bu duruma çözüm olarak bazı günler ben, bazı günler annem onu alıp dışarı çıkarıyorduk. Allahtan evin hemen yanında park var, orada bol bol sallandı Poyraz hatta salıncaktan o kadar sıkıldı ki şimdi binmek istemiyor :)
Zaten bir müddet sonra bebek salıncaklarının önünü kaldırmayı da öğrendi, şimdi sıkılınca hopp kaldırıyor önünü. Ben yazlıkta ona çözüm olarak kucağımda sallamayı bulmuştum ama şimdi erenköydeki parkımızdaki bebek salıncaklarına totom sığmıyor maalesef :)
Sabahları bazen bisikletiyle, bazen arabasıyla deniz kenarına inip hava aldık, sitenin içinde yürüyüş yaptık, insanlar uyanana kadar turlayıp durduk. Fakat bir süre sonra kalkış saati giderek geç olmaya başladı. Sanırım gün içinde havuzda yorulduğundan bazı günler 9,10 hatta 11e kadar uyumaya başladı, ben ve ev halkı bu işe çok sevindik tabii ama bu durum geçiciymiş İstanbula dönünce gene erken kalkmaya başladı. Yaz meyvelerine bayıldı Poyraz, bütün yaz meyvelerinden bol bol yedi. Annemin mutfakta meyve koyduğu bir kabı var onu yerde bulduğu her an saldırdı, kendisi yiyebilse neyse ama alıp oraya buraya sürüyor, mıncıklıyor, her tarafı ezilmiş meyve ile dolduruyor maymun.
Ayrıca yaz tatilindeki favorilerinden biride salatalıktı, o kadar çok sevdi ki salatalığı sürekli soyup soyup eline verdik yedi. Şimdi zevki domatese kaydı şu anda domates hastası 3 öğün versem yiyor başka hiçbirşeye ağzını açmasa bile domatesi görünce hemen açıyor. Yaz başında aynı şey salatalık için geçerliydi uzun süre salatalık hastası olarak yaşadı.
Tatilde birkaç gün hava yağmurluydu bu sırada minik insanı evde oyalamak durumunda kaldık. Annem ona balkonda köşe yaptı, orada bol bol oynadı. Yazlıkta da kocaman bir oyuncak sepeti vardı ve her türlü oyuncağı vardı ama o nedense sepetin kendisiyle oynamayı tercih etti.

Mavili cam güzeli şaşkın şaşkın resmini çeken annesine bakarken :)

Akşamları yemek yemek benim için biraz zor oldu zira Poyraz bir saniye olsun insana rahat vermedi, haftasonları teyzeleri geldiğinde yemek yedirme görevini onlar üstlendi ama onlar yokken genelde annem yemeğini yeyip Poyrazı dışarı çıkardı ben ancak öyle yiyebildim. Çoğu akşam yemekten hemen sonra Poyrazı dışarı çıkarıp arabasında gezdirerek uyuttum, zaten başka türlü evde uyumak bilmiyordu.

Havanın kapalı olduğu günler alışveriş merkezine gidip oyuncaklarla oynadık. İnsan kendisi de binmek istiyor ve ilginç bir şekilde zevk alıyor bu oyuncaklardan. Zaten lunaparkı da severim ama bu oyuncaklar da sıkıcı değil, biraz küçük de olsalar gene de zevkli. Poyraz bu oyuncaklara bayılıyor şimdiden öğrendi hemen direksiyona yapışıyor ve etrafta hangi düğme varsa hemen basmaya başlıyor. Şimdilik jeton almıyorum daha anlamıyor diye ama sanırım o günlerde yakındır.

İlk defa jeton alıp beraber dönme dolabın mini versiyonuna bindik, bizimki pek eğlendi.

Aynı akşam birde bara gittik, Poyraz müzik sesine rağmen gece 2ye kadar mışıl mışıl uyudu. Zaten bahçede ve açık havadaydık ama gene de canlı müziği güzel bir şekilde dinleyebildik. Bebekle buna da şükür diyorum :)

Alışveriş merkezinin oyuncak trenine tek başına binebildiği anda artık onun büyüdüğünü minik bebeklikten çıktığını anladım. Kemerini taktık, tren hareket etti ve bizimki çok mutlu oldu.
Yazlık maceralarının son yazısı yarın :)

27 Eylül 2010 Pazartesi

Yazlık Maceraları Vol.3

 Nede olsa Poyraz'la ilk yaz tatilimiz olduğundan ve benim ilk çalışmadığım yaz tatili oluşundan anlata anlata bitiremiyorum. Aslında özünde hep aynı şeyleri yapmış olsak da nedense bana pek bir güzel geldi. Poyraz'ın suyu çok seven bir bebek olması tatili daha da güzel yaptı. Gerçi tatilin ilk günlerinde havuzdan mantar kapınca uzun süre bir daha havuza giremedi yavru kuş ama bu seferde kendi havuzunda bol bol suyla haşır neşir oldu.
Kendisine aldığımız 3 değişik simittten hiçbirini beğenmeyen küçük bey özgürlüğünü ilan edip yalnızca kucakta yüzdü. Poyraz çok hareketli bir bebek olduğundan kucakta suyun içinde zapt etmek de zor sürekli kıpır kıpır insan elinden kayacak diye korkuyor. Kucakta yüzmeye benzer hareketler yapıyor öyle komik ki, çırpınıyor resmen balık gibi. Ben havuza girdiğimiz anlarda genelde Poyrazı teyze, dayı, kuzen kim bulduysam verip yüzdüm gaddar anne olarak :)
Mantardan dolayı büyük havuza girmesi yasaklanınca oyuncak havuzunu aldık ama ona da çok bayılmadı küçük geldi orası sanırım. Bilumum kova, kürek, oyuncağa rağmen çok uzun süre durmak istemedi içinde.
Çok sıcak günlerde 2-3 defa duş aldırıp, oyun havuzunda serinletmeye çalıştık Poyraz'ı. Eğer hareket etmiyorsa arabasının içinde oturmayı çok sevmiyor Poyraz. Bu yüzden havuza girmediğimiz zamanlarda onu havuz kenarında oyalamak çok kolay olmadı, sürekli yere inip emeklemek istiyor, yerler taş düşer diye korkuyor insan ayrıca su var kayıyor ayrıca pis vs. bir sürü nedenden yere bırakmak tehlikeli ama çocuk da bir yerden sonra arabada, şezlongta, kucakta sıkılıyor. Onu eğlendirmek için her türlü şaklabanlığı yaptık.
Annem havuzda olduğu anlarda sürekli Poyraz'a birşeyler yedirmeye çalıştı. Bizimki yeni tatları fazla reddetmiyor ne bulsa yiyor ama az miktarda, çabuk sıkılıyor. Annem her türlü hamur işi vs.ne bulduysa denetti çocuğa.
Havuza hergün 3 çanta taşıdım. Biri giysileri, havlusu, bezi vs. biri krem,ıslak mendil, tarak, yiyecekleri vs., biri ve en büyüğü de oyuncak çantası. Beni gören tatile gidiyor sanırdı halbuki evden havuza gidiyorduk, her gün o çantaları üşenmeden taşıdık sırf beyefendi sıkılmasın oyuncaklarıyla oynasın diye :)
Şezlong üzerinde oynanabilecek her türlü oyunu oynayıp, yaratıcılığımızın sınırlarını zorladık. Örtülerle cee ee oynayıp , örtülerin altına saklanmak, saklanan Poyrazı bulup şaşırmak vs. ne bulduysak oynadık.
Kolunun gücü yeten herkes Poyraz'ı havaya zıplatıp onu güldürdü. Bebekler nedense bu hareketi çok seviyor. Annelerin yüreği ağzına geliyor ama bir yandan da onun kikir kikir gülüşünü seyretmek çok tatlı oluyor.
Gün içinde meme vererek yada arabasında dolaştırarak uyuttuk, gündüzleri arabasında uyudu. Havuz kenarında yemeklerini yedi, meme emdi, altını değiştirdik, çok sıkılmadığı anlarda genelde mutluydu, kalabalığı seven bir bebek olduğundan herkes, herşey ona ilginç geldi, sürekli etrafını inceledi. Havuz kenarında olmadığımız zamanlarda neler yaptık onlar da bir sonraki yazıda, bir nevi arkası yarın :)

25 Eylül 2010 Cumartesi

Poyraz & Dila

Dila kuzenimin 3 no.lu kızı olur, kendisi 2,5 yaşında olup Almanya'da yaşamasına rağmen çok güzel Türkçe konuşur. Her yaz 6 haftalığına Türkiye'ye tatile gelirler geçen yaz geldiğinde Dila daha minikti ve Poyraz karnımdaydı buna rağmen karnımı gösterip "bebi, bebi" diye seviyordu :) Bu yaz geldiğinde Poyraz kucağımdaydı ve bu sefer gerçeğini sevmeye başladı. Önce acaba nasıl anlaşacaklar diye düşünyorduk nede olsa bizimki biraz yaramaz, Diloş azıcık cadı ama hiç korktuğumuz gibi olmadı gayet güzel anlaştılar. Dila kendini abla gibi hissetti ve sürekli Poyraz'la ilgilendi. İki minik insanın iletişimini seyretmek çok zevkli oluyor. Dila kendisi henüz bebek ama sanki büyümüş gibi Poyraz'ı bebek olarak görüyor ve onunla ilgileniyor öyle komik ve tatlı ki.
Dila hergün Poyraz'ı beslemeye bayıldı, bisküvi, çubuk kraker ne varsa minicik minicik kopartıp kuş gibi besliyordu Poyraz'ı. Hergün çorbalarını paylaştılar, Dila normalde çok yiyen bir çocuk değil Poyraz'la birlikte hergün çorba yedi.
Yemeğini yedirdikten sonra suyunu içirdi, her seferinde "daha su istiyor?" diye bana sorup, bilmem istemiyor herhalde daha deyince gene biberonu verip "bak ama istiyor, daha istiyor" dedi :)
Havuzda, denizde bilumum her yerde Poyraz'ı kucakladı, sevdi.

Bitanecik teyzesinin kucağını bile Poyraz'la paylaştı :)

Gittiğimiz her yerde Poyraz'ın arabasının kenarında durup onunla bıdı bıdı konuştu, oynamaya çalıştı.

Seneye geldiğinde Dila'da, Poyraz'da 1 yaş daha büyümüş olacaklar, bizimki artık oyun oynayabilir yaşa gelmiş olacak bakalım o zaman nasıl anlaşacaklar merak ediyorum.

24 Eylül 2010 Cuma

Kuzenlerle gezmeler

Annemler 9, babamlar 6 kardeş, kuzenlerim, onların çocukları derken sülalemiz oldukça kalabalık. Yukarıda gördükleriniz yalnızca teyzelerimin çocuk ve torunlarının bir kısmı :) Bir kısmı almanyada yaşadığından yalnızca yazları buluşabiliyoruz ve buluşunca da bol bol geziyoruz. Bu sene grupta benim sıpa ve Dila ile birlikte 2 bebek olmasına rağmen gece gezmelerimizden hiç ödün vermedik :) Daha önce yazmıştım bütün konserlere gittik, ayrıca haftasonları bara da gittik. İki bebek arabasıyla içeri giremeyeceğimiz için bahçede oturduk ama olsun sonuçta ordaydık :)
Çeşitli nedenlerle site sınırlarından dışarı çıkamadığımız akşamlarda da eğlenmekten geri durmadık. Önce evde şarap gecesi yaptık, bebeklerin biri odasında, biri koltukta uyudu biz balkonda yedik, içtik, güldük.
Bu da kesmeyince 400 basamağı 2 bebek arabasıyla inmeyi göze alıp yanımıza tüm malzemelerimizide alarak bu sefer deniz kenarında şarap gecesi yaptık. Bebekler arabalarında uyurken biz mum ışında mehtabı seyrederek şaraplarımızı içtik.

Bu yılda geleneksel balık akşamımızı yaptık. Resimde tam anlaşılmasada masada 15 kişiyiz :)

Anne tarafı ve baba tarafından kuzenler facebook sayesinde kaynaşınca teyzemizin kızlarıyla amcamızın kızının evine gittik. Kendisi bizi mükellef bir sofra ve güleryüzüyle ağırladı.



Siteden sıkılınca kendimizi İstanbul'a attık bu sefer İstanbul ve çevresinde gezilerimize başladık.

İstanbul'daki kuzenlerimizle de buluşup çeteyi tamamladık :)

Türkiyeye gelmişken adaya gitmeden dönmem diyen kuzenlerimizle Büyükadaya ayak bastık. Haftaiçi bir akşam gittik, akşam yemeği yeyip, kahve dünyasında kahve içip son vapurla döndük.

Böylece 6 haftalık tatilde göz açayıp kapayıncaya kadar bitmiş oldu. Tatillerin başlangıcı çok güzel ohh ne güzel daha çok var diye düşünüyorsun ama sonu hep hüzünlü oluyor. Her güzel şeyin bir sonu oluyor, zaten kısa olduğu için bu kadar güzel oluyor :) Seneye yepyeni maceralarımızla karşınızda olmak ümidiyle :)

23 Eylül 2010 Perşembe

Poyraz'ın denizle tanışması

Bu sene yazlık ziyaretlerimize erken başladık mayısın son haftasında havuz sezonunu açtık, Poyrazı bile havuza soktuk mayısın son günlerinde fakat Poyraz'ın denizle tanışması çok uzun sürdü. Ancak Temmuz'un sonunda girebildi denize. Bunun en önemli nedeni Silivri'nin denizinin pis oluşu yani bir sürü insan giriyor ve bebeklerinide sokuyor ama nedense deniz bana havuzdan daha pis gözüktü her zaman. Bizim yazlık Klassis otelin hemen yanındaki sitede ve yıllardır Klassis'in pis sularını denize akıttığı gibi bir dedikodu sürüp gidiyor ve çoğu günler deniz öyle pis kokuyor ki insan inanıyor bu dedikoduya. Ayrıca denize girmek için yaklaşık 400 basamaklık bir merdiven inmek gerekiyor ki bu bebek arabasıyla çok ama çok zor ve yorucu. Allahtan biz kalabalık bir aileyiz biri Poyrazı taşırken iki kişi arabayı indirip çıkarabiliyor. Buna rağmen tüm yaz tatili boyunca yalnızca 2 defa denize soktum Poyraz'ı yazlıkta. İlk kez denizle tanışması ise görülmeye değerdi :)
Sanki deniz çok uzak bir yerdeymiş gibi sabah erkenden kalktık :), kahvaltımızı deniz kenarında yapmaya karar verip piknik sepetimizi hazırladık, Poyraz'ın bilumum ıvır zıvırını hazırlayıp yola koyulduk :) tüm merdivenleri inip denize ulaştık, kahvaltımızı ettik.
Kahvaltıdan sonra Poyraz'ı bol bol kremleyip minik mayosunu giydirdim ve denize doğru yürümeye başladık. Bizimki zaten o kadar çok suyu görünce sevinmeye başlamıştı ama içine gireceğimizi hiç tahmin etmemişti bence :)

Deniz biraz serin olmasına rağmen iskelenin kenarındaki merdivenden Poyraz'la birlikte girdik. Önce biraz afalladı sonra çok sevindi, zaten genel olarak suyu seven bir çocuk. Denize indiğimiz merdivenin orası tam boyumuzda yer kayalık ve kayalık kaygan, ben tabii panik oldum çünkü Poyraz yerinde duramayan bir yavru. Çocuk elimden kayacak diye çok korktum.


Bunun üzerine nöbeti dayısı devraldı. Poyraz ilk deniz macerasını dayısının kucağında tamamlamış oldu zira ben korkudan bir daha kucağıma alamadım çocuğu. Resimlerde belli olmasa da burada Poyraz tamamen çıplak :) Minicik poposunu oradan oraya döndürüp durmaya çalışan bir minik balık şeklinde.


Çocuk ilk defa denize girdi ya bu anı video, fotoğraf, bu okuduğunuz yazı şeklinde abartarak tarihe geçirdik :) Denizde toplasan 10 dk. kalmıştır bu sürede hepimiz etrafındaydık, büyük teyzesi de bu kareleri çeken fotoğrafçı yoksa o da denizde olurdu :)

Böylece Poyraz denizle tanışmış oldu, bizde etrafında pervane olduk. Deniz biraz soğuk olmasına rağmen hiç ağlamadı bol bol kıkırdadı hep güldü benim minik oğlum. Daha sonra babasıyla da denize girdi ve gene çok sevdi, inşallah büyüdükçe gene suyu sevmeye devam eder minik balığım benim.