28 Eylül 2010 Salı

Yazlık Maceraları Vol.4

Yazlık maceraları yazı dizime kaldığım yerden devam ediyorum sevgili okuyucular :p
Biz havuz kenarında çok vakit geçiren bir aileyiz, aslında tembelliğimizden 400 basamak inmeye üşenip denize gitmiyoruz desek daha doğru. Denizin temizliği o günkü rüzgarın yönüne göre bazı günler çok temiz, bazı günler çok pis o riski alıp merdivenleri inmeye değmez doğrusu :) Poyraz yazlıkta ilk günler evdeki gibi saat 7 de kalkmaya devam etti. Tabii tatilde kim o saatte kalkmak ister? ayrıca yalnızca 2 hafta yıllık izni olan ve her gece kuzenlerle sabah 5lere kadar laklak yapan zavallı teyzeleri uykuuu, uykuuu diye ağlarken Poyraz çoktan kalkıp bilumum gürültüyü yapmaya başlıyordu. Bu duruma çözüm olarak bazı günler ben, bazı günler annem onu alıp dışarı çıkarıyorduk. Allahtan evin hemen yanında park var, orada bol bol sallandı Poyraz hatta salıncaktan o kadar sıkıldı ki şimdi binmek istemiyor :)
Zaten bir müddet sonra bebek salıncaklarının önünü kaldırmayı da öğrendi, şimdi sıkılınca hopp kaldırıyor önünü. Ben yazlıkta ona çözüm olarak kucağımda sallamayı bulmuştum ama şimdi erenköydeki parkımızdaki bebek salıncaklarına totom sığmıyor maalesef :)
Sabahları bazen bisikletiyle, bazen arabasıyla deniz kenarına inip hava aldık, sitenin içinde yürüyüş yaptık, insanlar uyanana kadar turlayıp durduk. Fakat bir süre sonra kalkış saati giderek geç olmaya başladı. Sanırım gün içinde havuzda yorulduğundan bazı günler 9,10 hatta 11e kadar uyumaya başladı, ben ve ev halkı bu işe çok sevindik tabii ama bu durum geçiciymiş İstanbula dönünce gene erken kalkmaya başladı. Yaz meyvelerine bayıldı Poyraz, bütün yaz meyvelerinden bol bol yedi. Annemin mutfakta meyve koyduğu bir kabı var onu yerde bulduğu her an saldırdı, kendisi yiyebilse neyse ama alıp oraya buraya sürüyor, mıncıklıyor, her tarafı ezilmiş meyve ile dolduruyor maymun.
Ayrıca yaz tatilindeki favorilerinden biride salatalıktı, o kadar çok sevdi ki salatalığı sürekli soyup soyup eline verdik yedi. Şimdi zevki domatese kaydı şu anda domates hastası 3 öğün versem yiyor başka hiçbirşeye ağzını açmasa bile domatesi görünce hemen açıyor. Yaz başında aynı şey salatalık için geçerliydi uzun süre salatalık hastası olarak yaşadı.
Tatilde birkaç gün hava yağmurluydu bu sırada minik insanı evde oyalamak durumunda kaldık. Annem ona balkonda köşe yaptı, orada bol bol oynadı. Yazlıkta da kocaman bir oyuncak sepeti vardı ve her türlü oyuncağı vardı ama o nedense sepetin kendisiyle oynamayı tercih etti.

Mavili cam güzeli şaşkın şaşkın resmini çeken annesine bakarken :)

Akşamları yemek yemek benim için biraz zor oldu zira Poyraz bir saniye olsun insana rahat vermedi, haftasonları teyzeleri geldiğinde yemek yedirme görevini onlar üstlendi ama onlar yokken genelde annem yemeğini yeyip Poyrazı dışarı çıkardı ben ancak öyle yiyebildim. Çoğu akşam yemekten hemen sonra Poyrazı dışarı çıkarıp arabasında gezdirerek uyuttum, zaten başka türlü evde uyumak bilmiyordu.

Havanın kapalı olduğu günler alışveriş merkezine gidip oyuncaklarla oynadık. İnsan kendisi de binmek istiyor ve ilginç bir şekilde zevk alıyor bu oyuncaklardan. Zaten lunaparkı da severim ama bu oyuncaklar da sıkıcı değil, biraz küçük de olsalar gene de zevkli. Poyraz bu oyuncaklara bayılıyor şimdiden öğrendi hemen direksiyona yapışıyor ve etrafta hangi düğme varsa hemen basmaya başlıyor. Şimdilik jeton almıyorum daha anlamıyor diye ama sanırım o günlerde yakındır.

İlk defa jeton alıp beraber dönme dolabın mini versiyonuna bindik, bizimki pek eğlendi.

Aynı akşam birde bara gittik, Poyraz müzik sesine rağmen gece 2ye kadar mışıl mışıl uyudu. Zaten bahçede ve açık havadaydık ama gene de canlı müziği güzel bir şekilde dinleyebildik. Bebekle buna da şükür diyorum :)

Alışveriş merkezinin oyuncak trenine tek başına binebildiği anda artık onun büyüdüğünü minik bebeklikten çıktığını anladım. Kemerini taktık, tren hareket etti ve bizimki çok mutlu oldu.
Yazlık maceralarının son yazısı yarın :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder