30 Aralık 2010 Perşembe

Nesrin'in Doğumgünü...


Şu an oturduğumuz eve taşınalı 3 sene olacak ve daha önce çok küçük bir evde oturuyorduk. Şu anki evimiz oldukça büyük ve annemlerin yan sokağında buraya taşındığımızdan beri geleneksel olarak ablamların doğum günlerini bizim evde kutluyoruz. İlk yıl sürpriz parti yapmıştım onlara ama artık pek sürpriz olmuyor sanırım anlıyorlar bir kutlama olacağını. Ortanca ablam Nesrin’in doğumgünü 19.Aralık Pazar o gün evde kendi aramızda pasta kesip hediyelerini verdik ve bir nevi ön kutlama yaptık. Pazartesi akşamı ise bizim evde güzel bir masa hazırladık. Doğumgünü yılbaşına yakın olduğundan zaten ben evi süslemiş oluyorum ve bir nevi yılbaşı partisi tadında geçiyor. Eve gelen herkese zorla şapka taktırmamda anlaşılıyordur :)

Bu seferki Nesrin’e gerçekten sürpriz oldu çünkü o gün kursu vardı ve kurstan 9da çıkıp, arkadaşıyla bir kafeye oturmaya gitmiş. Gerçi arkadaşı da partiye davetliydi ve Nesrini çaktırmadan eve getirmesi gerekiyordu fakat arkadaşı o kadar başarılıydı ki J bir türlü gelemediler sonunda arayıp gerçeği söylemek zorunda kaldık. Bu sırada evde hepimiz Nesrini bekliyoruz ve saat 10 oldu bizimki ancak gelebildi J Teyzesini beklerken Poyraz’da Batuyla oynayıp eğlendi.

Nes gelince hemen sofraya oturduk, yoksa misafirler açlıktan ölecekti :)

Daha sonra pasta kesip, doğum günü sahibi şerefine ve hepimizin sağlığına kadeh kaldırdık.

Bütün bunlar olmadan önce Poyraz ve Batuyu uyutabildik de bizde masada oturabildik. Masada bol bol sohbet edildi, kahkahalar atıldı, dedikodu yapıldı, yeni yaşı için Nes’e iyi dileklerde bulunuldu, hediyeler verildi. Bakar mısınız serseri oğlum bile masada oturmuş birde dönmüş bana poz veriyor :)




Sevgili ablam Nesrin’e bir kez daha iyi ki doğdun, iyi ki varsın, mutlu yıllar diyorum. Bu yıl en çok istediği şeyin gerçekleşmesini diliyorum (kendisi biliyor ne olduğunu J )

28 Aralık 2010 Salı

İkea'da Yılbaşı Teması


Daha öncede defalarca yazdığım gibi İkea’yı ailecek çok seviyoruz. Ben zaten seviyordum şimdi Poyraz’da bayılıyor, işyerime de yakın olduğundan sık sık gidiyoruz. İkea’nın yılbaşı konseptine bayıldım. Hem satılan yılbaşı süsleri çok güzel, hemde restoranı ve mağazayı çok güzel süslemişler. Restoranda bir sürü süslenmiş agaç var, süslerin satıldığı yerde de kocaman ağaçlar süslemişler.

Acayip güzelde bir yılbaşı sofrası düzenlemişler. İnsanın oturup yemek yiyesi geliyor. Poyraz’la masada oturduk, Poyraz herşeyi dağıtmaya çalıştı :)

İkea’nın yemeklerini de seviyorum. Poyraz İsveç köftelerini eline alıp ısırarak yiyor, öyle komik ki her tarafı batırıyor ama olsun, zaten bizim evde kırmızı et pek pişmediğinden dışarıda yediriyorum sürekli köfte gibi şeyleri. Yemekten sonra 1 saate yakın oyun oynamaya vakit ayırıyoruz. Çocuk bu kadar sık gitmemize rağmen halen aynı yerde oynamaktan sıkılmadı huysuzluk etmeden oynuyor. Bizde yanında minik sandalyelerde oturuyoruz. Bu arada bu minik insan poposu için tasarlanmış sandalyeler ne kadar sağlam ya bizi rahatlıkla taşıyor. :)




Poyraz bu sandalyeye bayılıyor, aslında bütün çocuklar bayılıyor. Her gelişimizde içine oturup dönüp duruyor. Üstündeki zımbırtıyı kapatıp sonra açmamı bekliyor, açınca da bööö diye beni korkutuyor serseri. Ev zaten bir sürü Poyraz eşyasıyla dolu olduğundan almıyorum, geldikçe burada oynasın işte.

İkea’nın içinde bulunduğu Meydan Alışveriş merkezide yılbaşı zamanı çok güzel oluyor. Her tarafı süslüyorlar. Geçen sene bu zamanlarda buraya gelmiştik ve Poyraz mini minicikti ve arabasında uyuyordu bu sene etrafta koşturan minik bir adam oldu :)

Meydanda çocuklar için oyuncaklarda var. Mini dönme dolap, atlı karınca , mini tren , minik botlar vs. Poyraz’la beraber dönme dolaba bindik. Gerçi çok küçük ve ben biran bu beni taşımayacak düşeceğiz diye panik oldum ama adam yok abla ya kaç kiloya kadar taşıyor bu sen merak etme şeklinde beni ikna etti. Bizde oğlumla binip etrafı birazda yukarıdan seyrettik.


27 Aralık 2010 Pazartesi

Selin'in Doğumgünü


Geçen haftalarda kuzenimin kızı Selin’in doğumgününe gittik. Selin manken gibi ince uzun fiziği olan güzel mi güzel bir kız. Kendisine iyi ki doğdun şarkısı söyledik, pastasını kestik. Fakat bilenler bilir bütün çocuklar doğum günlerinde mum üfleme olayına bayılıyor. Bizim sıpa bile daha 1.yaşında bayıldı mum söndürme, şarkı söyleme, alkışlama olayına. Selin’in kzuenleri Batuhan ve Teomanda haliyle bu ritüeli çok seviyor. Dolayısıyla pastanın üzerindeki mumlar defalarca yanıp tekrar üflendi. Bakınız aşağıdaki resimde Batu sanırım mumu yüzbinince kez üfleyemediği için bize küsmüş :)


Pasta kesme merasiminden sonra 3 haydut Teo, Batu ve Poyraz bol bol oyun oynadı. Tiplere bakar mısınız benimkinin elinde matkap, diğer ikisinde telsiz , öyle komikler ki :)

Bizim sülalenin baba tarafından kuzenlerim bizim gibi biraz çatlaktır. Kendimizi koridora atıp cep telefonundan çalan apaçi müziğinde dans etmeye başladık. Fakat başta Tuğçe olmak üzere bütün çocuklar bayıldı bu dans olayına. Tuğçe öyle tatlı dans ediyor ki görmeyin çok tatlı maşallah.

Tuğçe ve Teoman’ın babası olan kuzenim Cem çok iyi bir baba ve çocuklarla çok iyi anlaşıyor. Bütün çocuklar adamcağızın hem sırtına bindi, hem üstüne çıktı, yerlerde yuvarlanıp durdular.

Daha sonra Tuğçe gelip Poyraz’a sarıldı. Benimki normalde uyuz bir insan evladı olduğundan sarılmaya falan pek gelemez sevmeye çalışınca bizi iter, işine gelirse gelir öper falan ama öyle sarılmaları pek sevmiyor. Fakat bir baktım o da gitti Tuğçe’ye sarıldı J ne tatlılar dimi?


Bir kere de buradan Selin’e iyi ki doğdun, mutlu yıllar diyorum...



22 Aralık 2010 Çarşamba

Nurturia Yılbaşı Partisi

http://www.nurturia.com.tr/ birçok soruma cevap bulduğum ve güzel annelerle yazıştığım bir site, ilk açıldığında blogda tanıtımını da yapmıştım şimdi bakıyorum üzerinden neredeyse 1 yıl geçmiş. Forumdaki aktif anneler bir sürü güzel etkinlikler organize ediyorlar. Bunlardan biride geçen Cumartesi Cevahir'deki Yılbaşı Partisiydi. Cevahir'deki Atlantis Oyun alanının içinde bir parti odası varmış parti oradaydı. Biz partiye Poyraz, teyzesi, gelinim Zişan :) ve annesiyle hep birlikte gittik. Mecidiyeköy gibi merkezi bir yeri bulamayıp kaybolarak büyük bir başarıyı imza atıp biraz gecikmeli olarak da olsa partiye dahil olduk. Bir sürü kuzucuk vardı fakat hepsi çok küçüktü ve bu kadar küçük çocuğun birarada birşey yapmasının çok zor olduğunu gördüm. Kalabalıktan sıkılan, palyaçodan korkan ve annesinden ayrılmayanlarda vardı, pistin ortasında koşturup duran da vardı, daha yürüyemeyen mini mini bebeler bile vardı. Katılan anneler çok güzel bir ikram sofrası hazırlamışlardı. Benim sıpa kek, kurabiye ne bulduysa götürdü, yapanların ellerine sağlık.

Partiye Poyraz ve Zişanı birlikte götürdük. Zişan zaten kaşık çalsa danseden bir bebek o yüzden eğlendi, oynadı, koşturdu. Benimki zaman zaman huysuzluk etti ama Zişan daha uyumluydu. Kız milleti işte her zaman bir adım öndeler :)

Çok minik bebeklerde vardı annelerinin kucağında, birde pistteki palyaçolardan korkup kenarlarda takılanlar vardı. Bizimkilerde bu minderin üzerinde bir süre oynadılar.
İşte bu da benim yakışıklı oğlum ve huysuzluk ettiği anlar. Önce kendi dolaşmak istiyor sonra hemen sıkılıp kucak istiyor sıpa. Bir süre kucağımda takıldı, 2 kere gidip en arkada emzirdim gene de memnun olmadığı anlar oldu mızırdandı ara sıra.

Zaten çocuk evde ve gittiği her yerde elektronik ürün hastası. Bizim evde TV duvara monte edildi , DVD, Video vs. herşeyi kaldırdık etrafta elektronik ürün kalmadı. Fakat kimin evine gitsek dvd, müzik seti ne bulursa onlarla oynuyor. Partide de DJ aletlerine taktı kafayı, orda dikilip durdu, adamları seyretti sonunda aletlere ulaşmayı başarınca da çok sevindi. Acaba diyorum kan mı çekiyor çocuk dedesi gibi elektrik mühendisi mi olacak :)

Partinin bombası Noel Babaydı zira kendisi çok korkunçtu :) bütün çocuklar noel babanın maskesinden korkup ağlamaya başladı bizimki suratını inceledi ne bu anne ya der gibi bana baktı. Hepimiz Noel baba tarafından verilmek üzere kendi çocuğumuza hediye almıştık. Benimki hediyenin yüzüne bile bakmadı. Noel Babaya baktı baktı sonra ağlamaya başladı hediye falan görmedi gözü, hediye paketi de açılmadan evde duruyor cimri anne olarak gerçek yılbaşı gecesi vereceğim :))

Noel babaya kadar zor dayanmıştı zaten benim sıpa o yüzden noel babadan sonra hemen çıkmak durumunda kaldık. Bu organizasyonu tüm aksiliklere, biri bebek arabasında hastalanıp uyuyan, biri karnında olmak üzere iki bebeğine rağmen gerçekleştiren Nehir'e teşekkür ediyoruz :)
Partiden çıkınca biz Atlantis'te vakit geçirdik biraz , ben buraya ilk defa girdim ve bayıldımmm çok güzel bir yer yapmışlar. Alışveriş merkezlerinin içindeki jetonlu oyuncak olan yerlerin çok ötesinde 3 katlı ve çok güzel şeyler var içinde. Yetişkinlerinde eğlenmesi için düşünülmüş zira etrafta dönen trene ben bayıldım. Bizimkilerin yaş grubuna göre çok fazla oyuncak yoktu ama 5 yaşından büyük bir çocuğu getirsen burayı çok sever bence. Poyraz'ı birkaç oyuncağa bindirdim ve çok sevdi. Partide kalabalıktan sıkılmıştı belki bilmiyorum ama oyun alanına girince keyfi yerine geldi. 

17 Aralık 2010 Cuma

İki Çiçek bir Böcek ...

Poyraz bugüne kadar genelde hep kankaları Güney ve Zişan'la iki böcek bir çiçek şeklinde oynuyordu fakat 2 haftadır babasının arkadaşının ikiz kızları ile tanıştı. Bu sefer iki çiçek bir böcek oldular ve pek de iyi anlaştılar. Bu güzel minik kızlar 20 aylık ve ikiside birbirinden tatlı, hem hanımefendi hem oyuncular.
İki haftadır Pazar sabahları bebek dostu İkea'da kahvaltıya gidiyoruz ve çocuklar buraya bayılıyor. Poyraz zaten İkeayı pek sever ben o doğmadan öncede çok severdim o doğunca daha da sever oldum. Çocukların oynaması için çok fazla alan ve oyuncak var. Kahvaltı esnasında döküp saçmak serbest kasıntı bir durum yok. Erken gidip oyun alanının yakınında bir masaya konuşlanınca ebeveynlerden biri yerken biri çocuğu oynatabiliyor tabii ikiz olunca anne baba aç mı kalıyor diyebilirsiniz ama herşeyin bir çözümü var. Bir kere Melis ve Defne Poyraz'a göre biraz daha uslular (maşallah diyoruz) ve mama sandalyesinde bir süre oturabiliyorlar bizimki evde olsa mama sandalyesinde hiç oturmuyor dışarıda da o anki ruh haline ve açlık durumuna göre bir süre takılabiliyor bazen hiç oturmadan aşağı atlamak derdinde oluyor. Kızlar mama sandalyesinde birşeylerle meşgul olabiliyor bu sırada anne baba hızlı hızlı yiyor sonra hopp oyuna devam.

İkea'nın tek dezavantajı biraz fazla kalabalık olması fakat erken gidince bu da çok sorun olmuyor ve restoran kalabalıklaşıp çocuklar sıkılmaya başlayınca oyuncakların olduğu tarafa gidip uzun bir sürede orada vakit geçirmek mümkün oluyor. Aynı katta emzirme odası olduğundan benimki huysuzlanırsa gidip emzirebiliyorum ve altını değiştirebiliyorum bu da süper bir avantaj. Çocuklar rahat 2 saate yakın aynı yerde sıkılmadan oynayabiliyorlar.
Babalarının yanında ne kadar da minik kalmışlar ama :)

Kızlara bakarken içimden Poyraz'dan 2 tane olsa ne yapardım acaba diye düşünüyorum cevabı duymak istemezsiniz :)) ama allahtan kızlar dediğim gibi çok yaramaz değil. Bakın bu utangaç olan küçük hanım Defne, poz vermeyi sevmiyor bağımsız takılıyor kendi kendine gidip başka çocuklarla oynayabiliyor.

Bu ise poz vermeye bayılan hem sevimli hem güzel, gelip hemen kucağınıza oturan, kendini hemen sevdiren, canayakın Melis hanım...

3 bebekle 3 saate yakın takılıp çocukların huysuzluk etmediği nadir mekanlardan biri herhalde İkea. Çocukların öğle yemeği ve uykusu gelene kadar oynuyorlar sonra benimki emerken uyuyor genelde.


15 Aralık 2010 Çarşamba

Erken Yılbaşı Partisi...

Yeni yılın gelmesi beni her zaman mutlu etmiştir. Yılbaşında her yerin süslenmesi, vitrinlerin ışıl ışıl olması, her tarafta süsler olması mutlu olmak için yeterli nedenler. Birde bunun üzerine yılbaşı gecesine özel hazırlanan sofra, sevdiklerine hediyeler almak, o gece için özenle hazırlanmak hele de artık hayatımızda minik bir insan varken daha da güzel gelmeye başladı. Geçen sene Poyraz 3 aylık minik bir yavruyken ona noel baba kostümü diktirip noel bebe yapmıştık gerçi o zamanlar şimdiki gibi uykusuz değildi 9 gibi uyuyordu şimdi artık uyku karşıtı bir insan oldu gece 11-12 den önce uyumuyor o yüzden bu yıl kesin birlikte gireriz yeni yıla.
Geçen yıl yılbaşı döneminde alışveriş için Eminönü’ne gitmiştim her tarafta ağaçlar, süsler satılıyordu ve “seneye bunlardan bir sürü alayım Poyraz’la süsleriz” diye düşünmüştüm bu sene bu iş için bula bula yılın ilk karının yağdığı 11.Aralık cumartesi gününü seçtiğimden bu hayalim suya düşmüş oldu. O havada karşıya geçmeye cesaret edemedim ama bir kere kafaya koymuştum bu yüzden evin oralardan istediğim kadar büyük olmasada Poyraz’ın boyu kadar bir ağaç ve bir sürü süs alıp geldim. Bütün süsleri evin ortasına yığdım zaten geçen seneden bir sürü ışığımız vardı. Geçen yılbaşında bu ışıklara bayılmıştı Poyraz her tarafa asmıştım ev resmen pavyon gibi olmuştu :) o zaman ana kucağında oturuyordu ve sürekli ışıklara bakıp gülüyordu. Bu yıl o kadar ışık takamadım çünkü hangi prize takarsam takayım illa gelip ışıkları prizden sökmeye çalışıyor :) pille çalışan ışıklar var geçen yıl İkea’da satılıyordu ama onlara da pil dayanmaz yeni yıla kadar hem de renkli değil sadece beyaz. Süsleri yaydım evin ortasına bizimki önce birkaç tanesini yemeye çalıştı sonra pek yüz vermedi süslere , herhalde daha küçük bu deyip olayı daha eğlenceli hale getirmek için arkadaşlarını davet ettim.

Sevgilisi Zişan ve kankası Güney gelince bizimkinin keyfi yerine geldi gerçi bunların üçü de ağaca ve süslere çok fazla yüz vermediler. Çocuklar için buluşup kendi eğlenen anneler olarak ağacı biz süsledik :)

Çocuklar bebeklikten beri beraber olduğundan gelişimlerini takip edebiliyoruz artık eskiden birbirleriyle pek takılmazlardı şu anda da kendi kendilerine oyun kuramıyorlar fakat her seferinde beraber bir şey yapma süreleri artıyor. Mesela artık etrafta amaçsızca koşturma ve çok güzel bir şey yapıyormuş gibi gülme, masanın etrafında kovalamaca gibi şeyler oynayabilecek kadar büyümüşler J
Müzik açınca dans etmeye çalışıyorlar özellikle Zişan bayılıyor oynamaya hemen kıvırtmaya başlıyor J gerçi ben bu kadar çok oynayan gelin istemem biraz ağır ol kayınvalidenin yanında diyorum beni hiç dinlemiyor valla J zaten söz kestik biz bunlara parti sırasında, bakın nasıl da sarılıyor oğluma görüyorsunuz ve bizimki klasik erkek davranışı olarak nikahtan kaçmaya çalışıyor J
Bu ara Poyraz’ın en sevdiği aktivite pastel boyaları yemek. Boyaları istiyor hadi veriyorum önüne resim defteri de koyuyorum ama gözümün içine baka baka boyayı yemeye çalışıyor ve kızacağımı bildiği içinde gülüyor, gülerse kızmam diye mantık bile kuruyor minik kafasında J  arkadaşlarına da kötü örnek oldu çocuklar kağıda birşeyler yapmaya çalışıyor bizimki hala yeme derdinde J
Yılbaşını şimdiden kutlamaya başladık anlayacağınız haftaya Cumartesi de http://www.nurturia.com.tr/ deki annelerin organize ettiği yılbaşı partisi için Cevahire götüreceğiz bu 3 cüceyi ondan sonraki haftada başka bir parti olur mutlaka, kutlayıp dururuz yeni yılı J


10 Aralık 2010 Cuma

Evde Montessori Uygulamaları Seminer Notları-2

Seminer notlarıma kaldığım yerden devam ediyorum. Evde yapabileceğimiz sonsuz uygulama var aslında ve bize çok basit gibi görünen herşey onlar için bir aktivite çünkü onlar hiçbirşey bilmiyor ki :) kapıyı açmak, burnunu silmek gibi basit şeyler dahi bize göre basit ama onun için değil bunu unutmamız gerekiyor.
Ekmek kesme çalışması; büyük tepsinin içine küçük bir kesme tahtası, bir dilim ekmek, bir tane fırça koy. Bunlar rafta olabilir ama bıçak her zaman yetişkinin kontrolünde çocuk bu materyalleri hazırlayınca bıçağı yetişkinden istiyor. Bıçağı alıp ekmekleri kesince kırıntıları fırça ile süpürüyor. Bu kırıntıları biriktirip kuşlara verebilirsiniz.
  • Ekmek kesme ve meyve kesme tahtaları ayrı eve de ona göre 2 küçük tahta alabilirsin. Muzun üzerini keseceği dilimler boyutunda siyah kalemle çiziyoruz bu hata kontrolünü sağlıyor. Muzu kabuğuyla beraber çizgilerinden kesiyor, sonra kabukları soyup dilimleri tabağa diziyor. Muzu kestikten sonra arkadaşlarına ikram ediyor. Altına saman kağıdı koyabilirsin. Evde yaparken yerde yapabilir altına bir örtü serersin onun üzerinde yapar.
  • 3,5 –4 yaşında dikişe başlanabilir. Önce köpük tabaklarla ve plastik iğne ile başlanıyor
  • Dikiş dikme, yemek hazırlama, temizlik yapma, bebek yıkama gibi aktivitelerde cinsiyet ayrımcılığı yok. Kızlarda erkeklerde aynı çalışmaları yapıyor. Önce büyük kumaşlara düğme dikmekle başlayabilirsin. Düğme dikmek çocuk için kendi başına bir şey yapmak adına çok gurur verici oluyor.
  • Resim yapma çalışmalarına başlarken kağıda pastel boya ile anlamsız şekiller yap illa ev, ağaç çizme sonra boyayı ona ver ve kendi yapsın. Çok büyük kağıtlarla ve seyreltilmiş kalın parmak boyalarıyla sanat çalışmalarına başlayabilirsin.
  •  
 DUYU ÇALIŞMALARI :  5 duyuya hitap eden çalışmalar


*Yap bozlar mümkün olduğu kadar sade ve şekilsiz olacak. Parça – bütün ilişkisini gösterecek şekilde olmalı. Parçaları koyarken önce boşluğu hissetmesi önemli.
  • Puzzlelara 2,5 – 3 yaşında başlamak lazım.
  • Çalışmalarda sürekli öğretici modunda olmamalıyız çocuklar yaşayarak öğreniyor. Puzzle yaparken tüm parçaları birden çıkarma tek tek (soldan sağa, yukarıdan aşağıya) çıkar. Amaç çocuğun parça bütün ilişkisini görmesi.
  • Çorap eşleştirme çalışması yapabilirsin. Yerde oturup sepetten çorapları alacak ve eşlerini bulacak. Çorap yerine bakliyat, düğme , kabuklu yemiş gibi şeylerle de eşleştirme çalışması yapabilirsin.
    • Evde renk avlamaca oyunu oynatabilirsin. Hadi evde 5 tane kırmızı eşya bulalım, 5 tane sarı eşya bulalım gibi.
    • Deniz kabuklarından çalışma: deniz kabuğu şeklinde bir sepetin içinde minik minik farklı şekillerde deniz kabukları var bunları elimize alıp inceliyoruz ve eşleştiriyoruz.
    • Bir şey yapınca sürekli alkışlama yoksa öğreniyor ve sürekli dış motivasyon bekliyor. Önemli olan kendi kendine olan motivasyonu.
    • Pembe kule; tüm parçaları tek tek getir ve yere bir kilim serip üstüne yerleştir. Çocuk parçaları kendi kendine kule yapsın. Boyut kavramını öğrenmesi için.
    • Pembe kuledeki parçalar boyutunca kartlar yap ve tek tek parçaları kartlarla eşleştirmesini sağla. Kartları karışık koyabilirin veya büyükten küçüğe sıralayabilirsin. En küçük 3 küpü elimizin (avucumuzun) içinde taşıyoruz. 4.küpten sonra iki elimizle taşıyoruz.
    • * Kahverengi basamaklar ; bunları da tek tek taşıyıp boyutlarına göre diziyoruz. Çocuğun her bir parçaya dokunmasını ve boyutlarını hissetmesini sağlıyoruz. Daha sonra üzerinden bir misket atıp düşerken çıkardığı sesi dinletebiliriz.
      * Son olarak kırmızı ve mavi çubuklarla bir çalışma yaptık. Aslında bu çalışmanın özünde tüm çubukların kırmızı olması gerektiğini söyledi Hilal Hanım. Tüm parçaları labirent oluşturacak şekilde diziyoruz. Labirentin ortasına bir çan koyuyoruz. Çocuk labirentin içinden yürüyüp çana ulaşıyor ve çanı çalıyor. Labirentteki çizgi dar olduğundan orada yürümek aslında zor, dengeyi sağlamak gerektiren bir çalışma.
      * Labirentin içinden geçerken ayakkabılarımızı çıkarıyoruz. Hilal hanım sınıfta bu uygulamayı yaparken labirente başlar başlamaz tüm çocukların ayakkabılarını çıkarıp sıraya girdiğini anlattı. Grup çalışması için iyi bir alternatif.
      Aslında vaktimiz bitmemiş olsaydı daha konuşacak çok şey vardı. Ben kendi adıma çok faydalı şeyler öğrendim, Hilal Hanıma bir kez daha teşekkürler. İki kızını evde bırakıp bizler için İstanbul'a geldi. Pazar günü Dil semineri vardı fakat Poyraz için henüz çok erken olduğundan ben katılmadım. Önümüzdeki yıllarda düzenlenecek diğer seminerlere de katılıp mümkün olduğunca bilgi edinip bunları evde Poyraz'a uygulamayı düşünüyorum. :)