30 Ocak 2011 Pazar

Sömestr tatili için etkinlikler...

İnternette sık sık Poyraz'ı götürebileceğim değişik mekanlar ve etkinlikler araştırıyorum. Fakat genelde etkinliklerin çoğu 3 yaş üzeri, atölye çalışmaları ise 7 yaş üzeri çocuklar için. Bizimki henüz çok ama çok küçük olsa da bulduğum bu bilgileri büyük çocuğu olan anneler için paylaşmak istedim. Yarıyıl tatili geldi ve çocuklar evde oturmaktan sıkıldıklarında alternatif yaratıp onları eğlendirmek adına bir çok etkinlik var İstanbul'da. Hava soğuk diye eve kapanmayın alın çocuklarınızı dışarı çıkın, çocuklar zaten sürekli ders çalışmaktan sıkılıyorlar bari tatilde biraz çocukluklarını yaşasınlar. İşte bazı öneriler

1) Mutfak Sanatları Akademisi

Profesyonel aşçılık eğitiminin yanında amatör mutfak eğitimi veren ve küçük gurmeler için özel workshop’lar düzenleyen MSA, bu yarıyıl tatilinde de Tatilin Okulu programıyla yine karşımızda! 4’er gün sürecek olan iki farklı program, ilk hafta 5–9, ikinci hafta ise 10–14 yaş aralığındaki tüm çocuklara açık. Eğitimlerde minik gurmeler; dünya mutfaklarından çeşitli yemekler pişirme fırsatı bulacak ve mutfak terminolojisi, mutfakta hijyen, güvenlik, sofra adabı ve ön hazırlık gibi temel konularda işin uzmanlarından uygulamalı ve eğlenceli dersler alacaklar. Tatilin Okulu I: 5-9 yaş arası 14 küçük şef, bir ebeveynler ile katılabilir. 1-2-3-4 Şubat tarihlerinde; saat 10.00-13.00 arası. Haftalık katılım ücreti 290 TL. Tatilin Okulu II: 10-14 yaş arası 28 küçük şefin katılımıyla. 8-9-10-11 Şubat tarihlerinde; 10.00–13.00 arası. Haftalık katılım ücreti 290 TL.
Meydan Sokak Beybi Giz Plaza B Blok No:123-136
Ayazağa, Maslak – 34398 İstanbul
Web: www.msa.tc
Tel: 0212 290 35 50

2) Pinokyo Müzikali
Her yarı yıl tatilinde, çocukların hayal dünyasında yeni bir pencere açan BKM, şimdi de günümüz çocuklarını Pinokyo ile tanıştırıyor. Carlo Collodini’nin bir asırdır, nesilden nesile anlatılan kukla çocuğunun hikayesi, 21. yüzyıl çocukları için rengarenk dekor ve kostümlerle, birbirinden hareketli şarkılar eşliğinde sahnelenecek. Ödüllü müzikal, klasik hikayedeki tüm macerayı şarkılar ve danslarla Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa sahnelerine taşıyacak.
28 - 30 Ocak: Ankara Arena
02 - 06 Şubat: İstanbul Kongre Merkezi

3) Disney Live! Mickey’nin Müzik Festivali

Disney sevilen kahramanları, Disney Live! Mickey’nin Müzik Festivali adlı yepyeni bir gösteri ile İspanya'da yapılan Dünya Prömiyerinin ardından ilk kez Türkiye’de! Mickey Mouse ve arkadaşları, bu müzikal gösteride “Küçük Deniz Kızı”, “Aladdin” ve Disney/Pixar’dan “Oyuncak Hikayesi”nin yıldızlarıyla beraber renkli bir eğlence sunacaklar. Tüm aileye yönelik bu gösteride; Mickey, Minnie, Donald, Goofy; Ariel, Sebastian, Ursula; Jasmine, Aladdin, Cin, Woody, Buzz ve Jessie’nin de aralarında bulunduğu 25’den fazla sevilen Disney karakteri rol alacak. Gösteride seyirciler de hem günümüzün sevilen şarkılarını, hem de Disney’in en büyük hitlerinin rock, pop, reggae, hip hop, caz ve country tarzı remix’lerini dinleyecek, hem de muhteşem bir koreografiye dansla eşlik edecek.
Festival 26 Ocak – 6 Şubat tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde!
Eski Karaağaç Cad. Halıcıoğlu, Beyoğlu/İstanbul
4)Alaaddin On Ice
Binbir gece masallarının en ünlülerinden biri olan Alaaddin, sinema, tiyatro ve televizyon filmi uyarlamalarının ardından ilk kez buz üzerinde! “Alaaddin On Ice”, rengarenk kostümleri ve akıl almaz paten gösterileri ile sizi, muhteşem bir masal diyarına götürecek. Hem çocukların hem büyüklerin, bir arada büyük bir keyifle izleyecekleri buz pateni şovu 27 Ocak - 13 Şubat 2011 tarihleri arasında İstanbul Park Orman Maslak’da olacak. Bu büyülü gösteriyi kaçırmayın!
Park Orman adres: Büyükdere Caddesi, 34398, Maslak / İstanbul


5) Santral İstanbul Atölyeleri
9-13 yaş çocukları için yaratıcılık ile mizahın gücünün birleştiği “Karikatür Atölyesi”, 7-12 yaş için her gün farklı bir robot üretilen “Çılgın Robotlar”, 7-12 yaş için alternatif enerji kaynaklarıyla tanışılacak “Yeşil Enerji”, 9-12 yaş çocukları için santralfilm stüdyolarında “Işık, Kamera, Oyun” gibi atölyeler var. Sadece bunlar değil; 9-12 yaş için fotoğraf eğitimi veren “Haydi Fotoğraf Çekelim!”, 4-6 yaş için “Işıklı Örümcekler”, 4-10 yaş çocukları için “Enerji Müzesi’nde Resim Avı”, 7-12 yaş için Jackson Pollock tekniğiyle boyama atölyesi “Sür, Püskürt, Damlat: Kendini Keşfet”, yine 7-12 yaş çocuklarının motorla çalışan bir sistem yaratacakları "Renk Makinesi" de sömestr aktiviteleri arasında… Dahası da var! 7-12 yaş çocukları için "Kendi Elektriğimizi Üretelim, Işık Şovu, Ressam Robot , Rüzgar Türbini" gibi eğitici ve eğlenceli atölye programlarının yanı sıra; 4-6 yaş çocukları için "Köpük Robot ve Ressam Robot" gibi aile katılımlı aktiviteler bulunuyor.
Eski Silahtarağa Elektrik Santralı,
Kazım Karabekir Cad. No:2/6 Eyüp İstanbul
Tel: 0212 311 78 22
Web: www.santralatolye.com

27 Ocak 2011 Perşembe

Erkek Bebek Modası...

Bebek modası deyince nedense heryerde cicili bicili kız bebek kıyafetleri görüyorum. Moda dünyasına seslenmek istiyorum nedir biz oğlan analarının suçu? biraz da bizi düşünün bizim minik adamlar için güzel şeyler tasarlayın kardeşim. Hayır çok güzel erkek bebek giysileride görüyorum iyi mağazalarda ama onlar da dudak uçuklatan fiyatlarda oluyor genelde gıcık olup çıkıyorum. Kendileri seçebilir hale gelene kadar minik insanları giydirmek bizim görevimiz bir nevi kendi zevkimizi yansıtıyoruz ve ben genelde çok bebeksi değil daha sade tek renk şeyler almaya çalışıyorum. Bir site keşfettim harika şeyler var, kafayı kırıp hepsini sipariş etmemek için kendimi zor tutuyorum. Buyrun sizde bakın gözünüz gönlünüz açılsın :)

26 Ocak 2011 Çarşamba

Poyraz Ortaköy'de

Geçenlerde Poyraz'la ilk defa Ortaköy'e gittik. Ortaköy'ü oldum olası sevmişimdir, öğrenciykende çok sık gittiğimiz bir yerdi. Aslında minicik olmasına rağmen bir sürü şey barındırır içinde. İnsan yalnızca kumpir yemek için bile üşenmeden kalkıp gidebilir Ortaköy'e. Tarihi yapısı, kafeleri, kumpircileri, her daim açık tezgahlarıyla tam bir renk cümbüşü. Yabancı turistler içinde yerli halk içinde ideal bir gezme mekanı. Aslına gezilecek bir alanda yok ama insan genede gidip bütün gün sıkılmadan takılabilir. Öğrencilik yıllarında kafelerde okey oynardık, şimdi bebekle bu pek mümkün değil tabii. Ama çocuklu insanlar için bile ideal çünkü küçükde olsa bir parkı var. Eskiden hiç dikkatimi çekmeyen bu minik park Poyraz'la gidince pek bir güzel gözüktü gözüme. Biz hep beraber kahvaltıya gittik.

Mekana girdiğimizde Poyraz uyuyordu ve sevgiliyle ben rahat rahat birşeyler yiyebildik. Kısa süre sonra uyandı bizimki o da birşeyler yedi. Kahvaltıdan sonra sıkı sıkı giyinip saldık bizim canavarı sokağa. Her tarafa koşturdu, kuşları kovaladı, piyangocu adamlara kafa tuttu, parkta salıncağa bindi, köpekleri inceledi :)


Hava soğuk olmasına rağmen bolca vakit geçirdik Ortaköy'de. Bizimkiyle daha önce Taksime gitmiştik ama Ortaköy bir ilk oldu. Yazın tekrar gelip kumpir yemek üzere vedalaştık Ortaköyle :)

25 Ocak 2011 Salı

Çocuklar...

** Oğlum bugün biraz daha iyi, antibiyotiğin etkisi mi nedir bilmiyorum ama eskiye dönüyor yavaş yavaş, bunun şerefine çok beğendiğim bir şiiri yayınlamak istedim :)) **

Çocuklar

Çocuklarınız sizin cocuklariniz değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler.
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alisverisi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Halil Cibran

23 Ocak 2011 Pazar

Yavru Kuşum Neden İyileşmiyor?

Evet neredeyse 10 gün olacak ama yavrum hala iyileşemedi. Hastalık çok çeşitli şekillerde seyretmeye devam ediyor. Geçen Cumaki aşırı kusma hali yok ama o günden beri hemen hemen hergün günde 1 defa da olsa kusuyor 2 gün 38'lere çıkan ateşi vardı klasik yöntemlerle düşürdük. Kendi doktorunun yaptırdığı kan, gayta vs.tahlillerde birşey çıkmadığından sadece ishal için bir ilaç alıp dönmüştük içimiz rahat etmediğinden Kadıköy Şifa'da methi duyulan başka bir doktora daha götürdük hafta içi fiziksel muayenede birşey yok diyor isterseniz tahlilleri daha kapsamlı bir şekilde tekrar yaptırın dedi.

Bu arada ben Salı günü iyileşir gibi olup işe gittim, Çarşamba gene kalkıp gittim ama öğlene doğru acayip kötüleştim duramıyorum öğlende kalkıp hastaneye gittim acilde muayene oldum bronşit olmuşum antibiyotik şart dedi doktor ilaçları aldım 1de eve geldim vurdum kafayı yattım akşam 8de zor kalktım. Bu arada Poyraz'a bakıcı, babası, ananesi ve akşamda teyzeleri baktı ben Çarşamba, Perşembe full time raporlu bir şekilde yattım evde. Babası zaten 1 hafta işe gidemedi o da benim gibi hasta ve o da antibiyotik kullanıyor. Ama en kötüsü Poyraz biz bir şekilde ilaç alıp iyileşiriz ama doktorlar ilaç vermiyor ve Poyraz nedense bana iyileşiyor gibi gelmiyor.

Dün babası kan vermeye götürmüş tahlilleri yeniden yaptırdık bugün sonuçları aldık her iki doktora da götürdük ikisi de "viral enfeksiyon" diyor ve viral enfeksiyon her ne haltsa ilaç verilmiyormuş. Dün biraz da öksürmeye başladı, hafif de geniz akıntısı başlamış bu sebeble antibiyotik aldık ama nerdeyse bizim zorumuzla yazdı doktor onu da. Doktorlara göre çocuk kendiliğinden iyileşecekmiş ama ben nedense buna inanamıyorum çocuğumu tanıyorum normalde uykuyu pek sevmeyen ve sürekli hareket halinde bir çocukken şimdi sürekli uyumak istiyor, kesinlikle yemek yemiyor ve sanırım yemediği için enerji toplayamadığından da hareket etmiyor çocuk sürekli kafasını koyacak yer arıyor. Doktor zorla yedirmeyin diyor e yemeden nasıl iyileşecek bu çocuk şaşırdık kaldık. Çok gerekirse ancak yatırıp serum veririz ama öyle bir tablo yok endişelenmeyin dönün evinize diyor doktor ama nedense bizim içimiz bir türlü rahat edemiyor, bu çocuk ne zaman normale dönecek diye bekliyoruz. Allahım sen biran önce eski yaramaz günlerine geri döndür yavru kuşumu (aminnnnn).

18 Ocak 2011 Salı

Sen ne pis virüsmüşün arkadaş!

10 gündür bütün ev halkını esir alan, bakıcımız dahil eve giren herkese sırayla bulaşan, hepimizi esir eden, en çok da yavrumu perişan eden illet virüs sana sesleniyorum DEFOL GİT HAYATIMIZDAN....
Ne iğrenç birşeysin sen arkadaş bir bulaştın pir bulaştın kurtulamıyoruz senden bir türlü.
Yanlış anlaşılmasın bu bir grip virüsü değil ilk belirtisi kusma, yediğin herşeyi kusuyorsun bu yüzden de yemek yemek istemiyorsun ve vücut yavaş yavaş halsiz düşüyor. Önce büyük ablamı sonra küçüğünü, annemi, erkek kardeşimi derken geçen Çarşamba beni de vurdu. İşyerinde 4-5 defa kustum ağzıma bir lokma ekmek atayım diyorum hopp hemen tuvalete. Akşam eve gittim Poyraz'a görünmeden hemen yattım dinlendim fakat bir yandan midem kazınıyor açlıktan uyandım birşeyler yemek için mutfağa giderken bizimkine yakalandım baktım memeye yapıştı hemen dayanamayıp emzirdim bir yandan da ona geçer diye korkuyordum ki korktuğum başıma geldi (fakat anne sütünden hastalık geçmiyormuş doktor teyit etti) perşembe günü ben kısmen daha iyiydim işe geldim. Cuma günü herşey normal gibiydi derken saat 2 gibi bakıcı aradı Poyraz'da kusmaya başlamış hemen babası onu evden aldı ben ofisten çıktım hastanede buluştuk. Poyraz'ın doktoru bir gün önce nöbetçiymiş yoktu başka bir doktor muayene etti zaten yolda gene kusmuş oraya varınca da kusmaya çalışıyordu ama birşey kalmamıştı tabii midesinde kuzunun. Hemen acile yatırıp serum bağladılar fakat bizimki sabit yatabilen bir yavru değil ve sürekli hareket ediyor birde seruma sinir oldu çekip çıkarmaya çalışıyor kanattı elini oyalamak için bin türlü yol deniyoruz, uyusa rahatlayacaktık ama 3 saatlik serumun ancak son 15 dakikasında uyudu 2,5 saat uğraştık sabit dursun diye. Emedur fitil verip bizi eve yolladılar evde gene kustu. Cumartesi iyi gibiydi kusması kesilmişti. Pazar sabahı bir kalktık bu sefer Serdar'da kusmaya başlamış. Bende iyileştim sanıyordum ama benimki de tekrar başladı. İkimizde perişanız çocuğa da bakamıyoruz ablamları çağırdım onlar biraz ilgilendiler Allahtan Poyrazla, biz ikimiz birden yattık. Dün işe gelemedim her tarafım ağrıyor, bakıcı geldi çocuğua bakar diye sevinirken kız da kusmaya başladı saat 1 gibi o da gitti evine kaldık biz Poyraz'la başbaşa. Çocuk sabahtan öğlene kadar hiç sesini çıkarmadan öylece yattı (ki bu normal şartlarda imkansızdır çünkü sürekli hareket halindedir kuzucuk) öğle uykusuna yatmadan önce bir posta kustu uyudu uyandı doktora götürdük. Doktoruna göre tekrar serum vermeye gerek yok, ishal için bir ilaç verdi birde çinko takviyesi döndük eve. Fakat çocuk normal değil sürekli bir uyku hali ve hep halsiz yatıyor. Bu sabah mecburen kalktım işe geldim ama aklım evde kaldı haliyle, babası da hasta olduğundan o da evdeydi. Poyraz bütün gün babasının kucağında oturmuş öğlen zorla biraz çorba içmiş, bir muz yemiş, akşam yemeği yemedi bile. Ben eve geldim istekli bir şekilde emdi ama 1 saat sonra onu da kustu. Bu sırada vücudu da çok sıcak gerçi ateşi 37 civarında seyrediyor ama vücudu normale göre baya sıcak ve hiç hareket etmeden hep kucakta yatmak istiyor ki bu bile yeterince hasta olduğunu gösteriyor. An itibariyle babasının ve benim hastalıktaki seyrimiz grip-nezle karışımına döndü burnumuz akıyor, sesimiz boru gibi çıkıyor, boğazımız acıyor vs. ama bizimkiler hiç ama hiç önemli değil biz hasta olalım yeter ki kuzum iyi olsun. İyileşsin gene koşsun, oynasın, yaramazlık yapsın. Bu hali öyle içimi acıtıyor ki hiç alışık değiliz onun öylece yatmasına.
Ey virüs sana bir kez daha sesleniyorum en azından oğlumun yakasından düş o daha çok küçük yemek yemiyor kendine gelemiyor. O biran önce iyileşsin lütfennnnnnn :(((

14 Ocak 2011 Cuma

Çete İş Başında

2 hafta önce bizim evde toplanan küçük canavarlar çetesi bu sefer Zişanların evinde buluştu. Zişan’ın annesi salonun ortasına bunlar için oyun alanı kurmuştu ve bunlar etrafı dağıttı da dağıttı. Bir ev nasıl savaş alanına döner bizimkiler çok iyi başarıyor daha bu yaşta. Biraz daha büyüdüklerinde hallerini düşünemiyorum. Biz gittiğimizde Güney daha gelmemişti, Poyraz ve Zişan önce güzel güzel oynamaya başladılar sonra baktım sürekli aynı oyuncağı alıp sonrada bağırıyorlar yahu diyorum bunun için daha erken değil mi, oyuncak paylaşamama 2 yaş civarı başlayacak diye bekliyordum yanıldım sanırım. Zişan’da benimki de güzel çığlık atıyor onu da öğrenmiş olduk. Allahtan Zişan annesinin sözünü dinliyor bırak deyince bırakıyor ama bizimki beni hiç sallamıyor L hiç otoriter değilim yani J



Güney ve annesi gelince onlara yılbaşı hediyelerini verdik. Yılbaşında herkese hediye vermeye bayılırım. Çok büyük şeyler olmasa bile o insanı sevdiğini gösteren küçük şeyler almayı seviyorum. Çocuklara tabii ki oyuncak almıştım evde o kadar oyuncak olmasına rağmen Zişan bütün gece aldığım bebekle oynadı çok sevindim. Çocuk işte yeni bir şey olunca onunla ilgileniyor. Poyraz’da diğerlerini kıskanmasın (gerçi henüz öyle bir duygu bilmiyor bence) ona da uzaktan kumandalı araba almıştım o da onunla oynadı.

Aslında gizli amacım çocuklar yeni oyuncaklarla ilgilenirken rahat rahat birşeyler yemekti ama hiç umduğum gibi olmadı çünkü benimki tüm huysuzluğuyla bana yapıştı. Ona da bir şeyler yedirmeye çalıştım ama nafile sürekli meme emmek istedi. Neyse emip keyfi yerine gelince biraz daha oynadı arkadaşlarıyla.


Zişan’ın annesi bizimkilere aktivite olsun diye üşenmeyip evde oyun hamuru yapmış. Malum bizim veletlere normal oyun hamuru versek yerler (gerçi benimki evde yapılan hamuru da yedi çok komikti J ) onun için Sedef internetten tarif bulup un, tuz vs. hamur yapmış verdik bunların hepsine bir parça. Güney çok yüz vermedi işim olmaz dedi hamurla falan onun yerine annesi hamurdan kardan adam yaptı. En çok Zişan sevdi hamuru nede olsa kız işte bizimki de eline yapışması kısmını sevmedi hatta gıcık oldu bir ara sonra biraz yedi tadına baktı onun yerine ben biraz şekil yapmaya çalıştım ama el işlerindeki becerim harika olduğundan pek bir şey yaratamadım. Bunlar biraz üstlerini kirletip biraz oynadıktan sonra kaldırdık hamurları. Bakınız benimki bana soruyor “ anne yaa erkek adamın hamurla ne işi var J
Not: bu yazıyı yazalı baya oldu yayınlamayı unutmuştum, Zişan bu sabah annesiyle birlikte ananesini ziyarete Almanya'ya gitti. Güle güle gidip hemen gelsin oyunlarımıza devam edelim diyorum :)

13 Ocak 2011 Perşembe

Seminer Duyurusu : Çocukta Oyun-Öğrenme- Yaratıcılık


Çocukta Oyun - Öğrenme- yaratıclık Mavi Ada Anaokulu

Yer: Türkan Saylan Kültür Merkezi / Maltepe
Salon: Kardelen 1
Tarih: 22 Ocak Cumartesi Saat: 11:00- 15:30 arası
Tür: Davetiyeli
Telefon : 0216 589 36 00

11 Ocak 2011 Salı

Efe Boz Çocuk Oyun Dünyası


Efe Boz ismini belki televizyon veya haberlerden duymuşsunuzdur. Maalesef çok acı bir şekilde anaokulunun banyosunda üzerine lavabo düşüp hayatını kaybeden 5 yaşındaki minik yavru. Ailesine Allah sabır versin diyorum. Maltepe Belediyesi bu güzel yavrunun ismini yaşatmak için yeni açılan Türkan Saylan Kültür Merkezinin içine Efe Boz adına bir çocuk oyun yeri yapmış. Açılışını gazetede gördüm Efe’nin annesi kurdeleyi kesmiş kim bilir onun için ne zordur ama bir yandan da onun oğlunun adını buraya gelen tüm çocuklar görecek, onu anacak. Girişe onun güzel resimlerinden bir kolaj yapıp koymuşlar. Montessori eğitimi yahoo grubundan iki arkadaş buradan bahsetmişti benimde bu vesileyle haberim oldu. Cumartesi günü Poyraz’ı götürdük. Maltepede bir yerde kahvaltı ettikten sonra kültür merkezine gittik burası da çok güzel bir yer olmuş daha açılalı 1 yıl olmuyor sanırım bina çok güzel ve büyük çok çeşitli etkinlikler oluyor sanırım burada bende ilk defa gittim.

Poyraz kahvaltıdan sonra yolda uyumuştu ama allahtan oraya varınca uyandı. Oyun yerine ayakkabılarımızı çıkarıp birlikte girdik. Girişe anne babaların oturması için masa ve sandalyeler koymuşlar Serdar orada oturup kafa dinledi mesela. 2 tane LCD ekrandan da içeride oynayan çocuklarını seyredebiliyorsun. İçeride bol bol şişme oyuncak vardı.


Benim daha önce başka yerde görmediğim uzay gemisi gibi bir şey yapmışlar. İçinde çok güzel oyuncaklar var, benimkini soktum buraya oradan oraya atlayıp hepsini keşfetmeye çalıştı. Bir yandan da çirkin surat yapıyor. Oğlum diyorum özel bir şey yapmana gerek yok zaten çirkinsin :) kuzum benim.


Etrafta 3 tane at vardı önce binmek istiyor bindiriyorum inmek istiyor. Neyse biraz etrafta dolaştırdım bunu sonra inip atlarla kendisi oynamayı tercih etti. Bir ara atı topla beslemeyi çalıştı :)



Şişme oyuncaklara kendim girmek istemedim etrafta bir sürü çocuk vardı ve oyuncaklar beni taşımazda rezil olurum diye düşündüm :) bizimkini koyuyorum zaten ayakta zor duruyor birde kenara kadar gelip beni korkutmaya çalışıyor aklınca :)

Normalde alışveriş merkezlerindeki bu tip oyun alanlarında saatlik ücret ödüyoruz burası belediyenin yeri olduğundan ücretsiz fakat girişi diğer çocukları da düşünerek oyun süresini yarım saatle sınırlamamızı belirtmişler. Benimkine zaten aynı yerde yarım saat yettiğinden çıktık. Üst katında kütüphane, sinema salonu, dinlenme odası gibi yerler gördüm ama çıkıp bakmadık zaten kapalıydı o sırada. Oyun yeri kültür merkezinin –4.katında, asansörle çıkarken –2de tiyatro salonu olduğunu ve o anda Eti Çocuk Tiyatrosunun Pinokyo oyununun oynandığını duydum. Hemen o katta indik benim amacım Poyraz’ı içeri sokup tepkisini ölçmekti.
Oyun zaten başlamıştı rica edip en arkadan kapıyı açıp içeri girdik , bizimki karanlık bir ortam görünce önce şaşırdı baktım sahneyi ilgiyle seyrediyor. Merdivenlerden sessiz sessiz en öne kadar gittim 3.sırada boş yerler vardı oturduk. Benimki halen izlemeye devam ediyordu, oyun müzikli ve bol şarkılı olduğundan bizimkinin ilgisini çekti. Tabii ki pür dikkat izledi diyemem bir ara etrafını seyretti başka çocuklara baktı döndü tekrar sahneyi seyretti. Bir ara kucağımdan kurtulup sahneye doğru koşmaya yeltendi heh dedim sahneye çıkacak ve daha 1 yaşında sahne tozu yutacak yavrum J neyse hemen yakalayıp engelledim tabii. Poyraz’la bir ilki daha yaşamış olduk ve gördüm ki çocuk tiyatroları çok rahat ortamlar çocuklar istediği gibi konuşuyor. Daha büyükler ilgiyle izliyor ama küçükler baya rahat davranıyordu :) aslında ertesi gün Poyraz’ı ilk tiyatro denemesi için Bremen Mızıkacılarına götürmeyi planlıyordum bugün burada tiyatroyla karşılaşmamız iyi bir tesadüf oldu Poyraz’ın tepkilerini ölçmüş oldum. Ertesi gün 15 dk. İçin kadıköye gitmekten vazgeçtim, aslında gene de iyi karşıladı diyebilirim 6 ay sonra başlayabiliriz değişik oyunlar seyretmeye.

Not: Türkan Saylan Kültür merkezinde her pazar saat 12'de ücretsiz çocuk oyunu sahneleniyor, programa websitesinden bakabilirsiniz. http://www.tskm.org.tr/default.asp

7 Ocak 2011 Cuma

Ücretsiz Seminer: Yaratıcılık ve Zeka arasındaki İlişki

Aşağıdaki seminere ben katılacağım, özellikle uygulamalı eğitim kısmının ilginç olabileceğini düşünüyorum.

Amerika'da bulunan Dünyanın en ünlü zeka yaratıcılık ve yetenek geliştirme merkezi Torrance centerin başkanı Prof.Dr Bonnie Cramond Üstün zekalılar enstitüsünün davetlisi olarak Türkiyeye geliyor. Bilfen egitim kurumlarının konferans salonunda yapılacak programımıza kayıt yaptırarak ücretsiz katılabilirsiniz.Aşağıda gerekli bilgilendirmeler mevcuttur.Katılımlarınızı bekliyoruz


Seminer Programı
9 Ocak Pazar 2011
Yer: Bilfen Çamlıca Koleji Konferans Salonu
11:00-11:15
Açılış konuşması: Enstitü Başkanı Şükrü Murat Cebeci
11:15- 12:00
Konuşmacı :Prof. Dr. Bonnie Cramond
Seminer Konusu: Yaratıcılık ve Zeka Arasındaki İlişki Üstün Zekalı Çocuklarda Yaratıcılığın Geliştirilmesinin Önemi
12.15-12.45
Soru cevap
12: 40 - 13:15
Ara Cay kahve ikramı
13:15-15:00
Konuşmacı: Prof. Dr. Bonnie Cramond
Seminer Konusu: Çocukların Yaratıcılıklarını Geliştirmek İçin Evde Uygulanabilecek Yaratıcılık Etkinlikleri (Uygulamalı Eğitim)
Programa kayıt için 0216 408 12 12
Katılım ücretsizdir

6 Ocak 2011 Perşembe

Neda Teyzem

Bugün Neda Teyzemin doğumgünü (aslında ismi Necla ama ben ona nedaaa diyorum, yazın sürekli nedaa nedaa diyordum ama şu sıralar susma hakkımı kullanıyorum, zaten bizim evde yeterince konuşma var ben pek konuşmuyorum şu aralar ileride hiç susmayarak bugünlerin acısını çıkarmayı planlıyorum). Buradan Neda teyzemin doğumgününü kutluyorum. Geçen seneki doğumgününde miniciktim ben daha 3 aylıktım şimdi büyüdüm eşşek kadar sıpa oldum. Teyzemle artık daha çok oyun oynayabiliyoruz, bazen o bize geliyor bazen ben onlara gidiyorum. Yada o gelip beni alıyor beraber takılıyoruz artık nede olsa büyüdüm annemle kalıcam diye ağlamıyorum. Arada bir annemle babam gizlice evden kaçarsa (sinemaya filan gidiyorlar galiba) o zamanda teyzem benimle kalıyor ve bir sürü oyunlar oynuyor benimle. Neda Teyzem annem ve diğer teyzem gibi bana birşeyler öğretmeye çalışmıyor çok cool bu yüzden onu çok seviyorum. İyi ki doğmuş, iyi ki benim teyzem olmuş. Çok şanslıyım ki beni çok seven teyzelerim var bende onları çok seviyorum, biraz daha büyüyünce Neda teyzeme kendi ellerimle hediye alıcam çünkü o bana sürekli birşeyler alıyor alışveriş yapmayı çok sever, bana da gördüğü güzel şeyleri alıyor hemde aynı şeyin birkaç renginden :) , bende büyüyünce ona bütün kabanları (her renginden), ayakkabıları, çizmeleri ve çantaları alıcam :) şimdilik sadece muu deyip öperek kutlıycam onu akşam. Doğumgünün kutlu olsun teyzeciğimmmmmmm :)

5 Ocak 2011 Çarşamba

Yeni yıl, yeni yıl,yeni yıl herkese kutlu olsun :)

Üzerinden 4 koca gün geçmesine rağmen ben halen yeni yıl kutlama modundan çıkamadım. İşyerinde nedense sürekli "we wish you a merry christmas and a happy new year" şarkısını mırıldanıp duruyorum. Hayır noel mi kutluyoruz değil ama dış ticaret yaptığımdan o kadar çok christmas kartı geldi ki artık kutlayayım bari dedim bende :) eskiden üşenmeyip bakın biz türkler müslümanız dolayısıyla christmas kutlamıyoruz, sizin gibi 2 hafta tatilde yapmıyoruz yani açık bizim şirket falan diye anlatmaya çalışırdım artık hiç uğraşmıyorum sanada merry christmas canım hadi muckk deyip bitiriyorum olayı :)
Son yıllarda yeni yıla genelde hep annemlerde ve evde girdik. Fakat bu yıl hava soğuk bile olsa dışarı çıkmayı kafaya koymuştum. Geleneği bozmayıp yemeğimizi evde yedik, yemekten sonra yavaştan hazırlanmaya başladık bir yandan annemin sıkı muhalefetine karşı koymaya çalışıyoruz. Bu soğukta bebeğin ne işi var dışarıda, üşütürse ben size sorarım, sokaklar çok kalabalık, başınıza birşey gelirse şeklinde motorlu tüfek kıvamında konuşan anne engelini aşıp kendimizi sokağa attık. İstikamet Nişantaşı,Sarıgül masraftan kaçmamış yapay kar bile yapmış adam halkı için. Allahtan trafik boş karşıya kısa sürede geçiyoruz fakat Nişantaşına gelince trafik duruyor ve ilerlemiyor haliyle gece 12ye arabada giriyoruz zaten trafikten nefret eden eşim bu duruma sinir oluyor ve pekde gönüllü olarak katılmadığı gezimize zaten park edecek yerde olmadığından arabada uyuyarak devam ediyor. Ama ben yılmıyorum yolda uyuyan Poyraz'ı milyon tane şeye sarmalayıp arabasına koyup kendimizi Nişantaşı sokaklarına atıyoruz :)
Aman allahım o ne kalabalık, Taksim kadar olmasada oldukça kalabalık. Sahnenin kurulduğu sokağın başında konuşlanıp müzik dinleyip, dans ediyoruz. Hava o kadar da soğuk değil pekde üşümüyoruz zaten dans edince ısınıyor insan :) Sokakları çok güzel süslemişler,çok hoşuma gitti. Bir sokağa boydan boya kırmızı halı bile sermişlerdi. Sahnedeki müzik gece 1 gibi bitiyor, sanırım halkı daha fazla rahatsız etmemek için. Sarıgül konuşma yapıyor millet dağılıyor biz sokakları turlarken bir bakıyoruz Midpointin önü acayip kalabalık. İçeriside dışarısıda tıklım tıklım herkes dans ediyor, biraz da orda takılıp müzik dinliyoruz. 2 gibi ayrılıp dönüş yoluna geçiyoruz. Yola çıktığımızda arabada uyuyan Poyraz o kadar müziğe, havai fişek gürültüsüne rağmen uyanmayarak beni şaşırtırıyor. Neyse gece 12ye uyuyarak girdi belki bu sene biraz daha fazla uyur diye seviniyorum ama fazla sevinmeme fırsat kalmadan o kadar saat uyuyan çocuk 3te eve girer girmez yatağa koyunca uyanıyor. Altını değiştiriyorum, yemek yediriyorum, gözümden uyku akarak 1 saate yakın oyun oynadıktan sonra ikimiz birden uyuyoruz. Yeni yıla işte böyle girdik, hem maceralı hem güzel geçti. Yeni yıla girmek hoşuma gidiyor, herkes ne farkediyor Pazartesi gene aynı Pazartesi dese de olsun ben seviyorum. Birilerine hediye verdiğimde onların gözlerinin içinin gülmesini :)
Bütün evi süslemeyi, her sene aynı şapkaları takıp komiklikler yapmayı, tombala oynamayı, güzel yemekler yemeyi, kısaca kutlamayı seviyorum. Yeni yıl hepimize mutluluklar getirsin, hem küçük hem büyük mutluluklar :)

3 Ocak 2011 Pazartesi

Bir bakışta 2010...

Yeni yıl yazısı yazmak adettendir, geçen sene de yazmıştım bir tane. Bütün dileklerimi alt alta sıralamayı sevmiyorum (zaten yapsam yer yetmez o kadar çok kiiii J ) sanırım en güzeli insanın dileyecek bir şeyleri olması, hayattan beklentilerinin olması. Etrafımda hayattan bir beklentisi olmayan, öylesine yaşayan, işe gidip eve gelen ve başka da birşeye kafa yormayan bir sürü insan görüyorum. Onlardan biri olmak istemezdim hayat bana göre hayal ettikçe güzel, gerçekleşmeyeceğini bilsen bile hayal kuracaksın, gerçekleşme ihtimalini düşünüp sevineceksin sanırım psikologlar bunu “içinizdeki çocuğu yaşatın, öldürmeyin” falan gibi şık sözlerle anlatıyorlar. Aynen de öyle olmayı seviyorum. 2011 dileklerimden ziyade 2010’un özetini yapmak istedim. Bir çırpıda aklıma gelenler.

  • Poyraz’la dolu dolu tam 1 sene geçirdik. Minik bir insanın hayatının ilklerine şahit olduk. Son iki ayı hariç 10 ay boyunca oğlumla evde olmanın tadını çıkardım.
  • Poyraz’ın dişleri çıktı, önce emeklemeye başladı, bütün evi dört ayak üzerinde gezdi, herşeyi keşfetmeye çalıştı.
  • Ek gıdalara başladı, yemek yedi, yemek konusunda diş çıkardığı dönemler hariç beni üzmedi.
  • Tüm doktor kontrolleri güzel geçti, kilo aldı, boyu uzadı. Hele yazlıkta tam serpilmişti yanakları tombul tombuldu fakat yürümeye başlayınca koşmaktan kilolar gitti şimdi fit bir delikanlı oldu J
· Poyraz ilk defa denize girdi , hemde çıplak minik poposuyla :)
· Hayatımda ilk defa uzunnnn bir yaz tatili yaptım. 2 ay boyunca yazlıkta kaldık. Poyraz ananesine alıştı, havuza bayıldı sudan çıkmak istemedi.
· Poyraz düştü :( bir gece hastanede kaldık, beyin tomografisi çektirmek zorunda kaldık :(, allah beterinden saklasın dedik.

· Poyraz’la beraber Kadıköy’e, Moda’ya, Taksim’e, Büyükada’ya gittik. Gezdik tozduk oğlumla.

· İlk anneler günümü, sevgilinin ilk babalar gününü kutladık.
· Beraber konserlere gittik, havai fişekleri izledik.
· Doğumgününe 1 hafta kala yürüdü :)
· Onun için önce diş buğdayı partisi sonra büyük bir 1 yaş doğumgünü yaptık.
· Bir sürü arkadaşı oldu, oyunlar oynamaya başladı.
* Artık bebeklikten çocukluğa geçiş yapan, istediklerini konuşarak olmasa bile anlatabilen (bazen anlayamasak da :) minik bir insan yavrusu yaşıyor evimizde.
2010'un Kasım ayında 13 ay süren ev hanımı-anne modundan çıkıp işe geri döndüm. 2 aydır oğlumdan ayrıyım benim için ilk başlarda çok zor oldu ama allahtan iyi bir bakıcı bulduk, anneminde desteğiyle ilk günleri atlattık, şimdilik Poyraz hayatından memnun gibi görünüyor umarım böyle de devam eder. 2010 son aylarında bizi üzen ufak tefek olaylar oldu 2011'den dileğim tabii ki öncelikle sağlık (hem Poyraz için hem sevgili için hem kendim için özellikle sevgili için çünkü hastalansa bile doktora gitmeyip beni sinir ediyor ), sonra huzur, mutluluk ve tabii ki bereket, bol kazanç.
Bol kahkahalı , güzel bir 2011 geçiririz inşallah. :))))