14 Şubat 2011 Pazartesi

Kendim için birşey...

Dün kendim için birşey yapıp 2 sene sonra ilk defa tiyatroya gittim. Tiyatro benim için ortaokul yıllarında başlayan bir aşktı. Ortaokulda okulun tiyatro grubundaydım her sene bir oyun sahnelerdik ve o zamanlar yatılı okuduğum sevgili okulum Darüşşafaka'nın aydın öğretmenleri bizi Çarşamba günleri Şehir Tiyatrolarının oyunlarına götürürdü. Okulun henüz Maslağa taşınmadığı yıllarda eski binada Fatih Çarşamba'daydık ve Fatih Reşat Nuri Sahnesi bizim okula çok yakındı Çarşamba günü öğretmenimizin peşine takılıp yürüyerek giderdik sahneye ve bu geziler benim çok ama çok hoşuma giderdi. Yaramaz erkekler oyunda konuşur, ses yapar yaramazlık yapardı ve ben onlara gıcık olurdum. Bu geziler sayesinde tiyatroyu çok sevdim ve sonrasında lise, üniversite, yetişkinlik yıllarım ta kii Poyraz doğana kadar her yıl Şehir ve Devlet tiyatrolarının hemen hemen her oyununa gittim. Hamile kaldıktan sonra bir kez tiyatroya gittim ve o da doğuma çok yakında ve sabit oturduğumda belim aşırı derecede ağrıyordu bu yüzden yarıda çıkmak zorunda kalmıştım. Sonra Poyraz doğdu hayat değişti sevgiliyle sinemaya falan gittik ama tiyatroya gitmemiştim hiç.
Zaten işe döneli 3 ay oldu yeni yeni sosyal hayatıma da dönüş yapmaya başlamışken çocukluk ve tiyatro arkadaşım Ahu'yla hadi Şehir tiyatrolarının bir oyununa şans verelim dedik. Bu kadar yıldır Şehir tiyatrolarında çok oyun izledik ve oyunların nedense çok azını beğenmemize rağmen ısrarla gitmeye devam ediyoruz :) Gittğimiz oyuna bakarsanız kadro süper, yazar süper nobel ödüllü Harold Pinter, konu fena değil e dedik güzel olmalı ama yok kardeşim adamların elinde kadro var, bütçe var , dekor var herşey var ama nedense oyunlar güzel olmuyor, olamıyor yada biz sanattan anlamıyoruz :))

Oyunun konusunu okuyup oyunculara bakınca herşey güzel görünüyor :
Nobel ödüllü Harold Pinter’ın başyapıtı, hem eğlence hem gerilim dolu bir oyun. Bir sahil kasabasında yaşayan karıkoca ve pansiyonlarının tek müşterisi olan bir genç adam… Dışarıdan gelen iki adam ve orada yaşayan bir genç kız… O gün doğum günü olmayan genç adam için bir doğum günü partisi düzenlerler. Ve korkunç eğlence başlar. Cem Davran, Jülide Kural, Yıldıray Şahinler, Mert Tanık, Özge Borak, Bahtiyar Engin rol alıyor.

Evet bizim için korkuç eğlence başladı gerçekten :)) komedi denen bir oyunda nedense kimse gülmedi espriler çok kötü, oyunda tek beğendiğim takıntılı bir kadını canlandıran Jülide Kural'ın performansıydı kadın gerçekten güzel oynamıştı bu rolü. Oyun bir yere varmıyor, bir mesaj veriyorsa da ben anlamadım :))
Zaten oyuna gitmem olay oldu bilet alırken sorun çıkarmayan sevgili son dakika ben çocuğa bakamam tribi attı , Poyrazı teyzelerine bıraktık arada aradığımda hiç uslu durmadığını ve yemek yemediğini öğrenince babasını arayıp git çocuğu al talimatı verdim babası alıp eve götürdü gene yaramazlık yapmış. Şu sıkıcı oyuna gidebilmek için sevgiliyle tartıştığıma mı yanayım, yavru kuştan ayrı kaldığıma mı ? gerçi dönüşte sevgiliye oyun çok süperdi harikaydı filan demeyi planlamıştım ama dayanamayıp gerçeği söyledim. Zira ben genelde şehir tiyatrolarında oyuna gidince çıkışta yok yok bir daha gitmiycem kıyacağım paraya özel tiyatrolara gideceğim derim ama sonra dayanamayıp gene giderim :) iflah olmam ben yani gerçi haksızlık etmiyim çok çok güzel oyunlar ve müzikaller de izledim bugüne kadar. Yani hepsine gitmeden nerden bileceksin oyun iyi mi kötü mü değil mi ama? hem ne demişler iyi okuyucu ve iyi izleyici iyiyide kötüyüde izler ve okur bende öyle yapıyorum işte :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder