28 Nisan 2011 Perşembe

Mekan Önerisi : RAHMİ KOÇ MÜZESİ

Rahmi Koç müzesine gitmek ne zamandır aklımdaydı geçen Ekim ayında grupanya.com dan bilet almış ve kış aylarına denk geldiği için kullanamamıştım biletin tarihi geçmişti fakat benim müzeye gitmeyi planladığım günden 1 gün önce grupanyadan biletlerin süresinin hazirana kadar uzatıldığına dair mail geldi tesadüfün böylesi yani. Zaten gidecektim birde bu maili alınca heh dedim süper oldu zaten gişeye kuponu verdiğimde onların bile bu süre uzatımından daha haberi yoktu. (Normalde müze giriş bileti 12,5 TL ben siteden 2 bileti 11 tl ye almıştım) Bu fırsat sitelerinden her ne kadar sevgilim nefret etse de :) ben çok faydalanıyorum zaten kafamda gitmeyi planladığım bir yer veya olayın bileti çıkarsa mutlaka alıyorum. Neyse havanın kapalı olduğu bir Cumartesi günü attık kendimizi müzeye, müze zannettiğimden çok daha büyükmüş. İki ayrı binadan oluşuyor ve ayrıca bahçesinde de bir sürü görülecek şey var fakat hava kapalı olduğundan bahçede vakit geçirmedik oysa çok güzel müziği olan bir dönme dolap yapmışlar çocuklar ücretsiz faydalanıyor. Bahçede F16 tarzı uçaklar, gemi maketleri, tramvaylar vs. var Poyraz üşütmesin diye onlara fazla bakamadan ilk binadan gezmeye başladık. İlk önce Erdoğan Gönül galerisini gezdik burada onlarca klasik otomobil vardı bu kısmı sevgili çok sevdi arabaları tek tek inceledi arabaların önlerine siyah şeritler koymuşlar içeri girip dokunulmasın diye poyraz onların altından geçip koşmaca gibi bir oyun geliştirdi ve çok eğlendi. İnsanların nereden aklına geliyor bilinmez ama arabaların yanında gelin-damat fotoğraf çekimi yaptırılıyordu. Müzenin çeşitli yerlerinde 3 ayrı gelin gördük fotoğraf çektiren demek ki sık kullanılan bir kapalı mekan olmuş burası.
Araba galerisinden içeri girince çok güzel bir bölüm yapmışlar ki Poyraz buraya bayıldı Arçelik fabrikasında ürettikleri tüm elektronik aletler fakat aletlerin hepsinin dışı şeffaf ve bunlara birer düğme yapmışlar bu düğmelere basınca aletler çalışıyor. Bizimkinin zaten evdeki en büyük zevki çamaşır ve bulaşık makinelerinin düğmelerine basıp boşken bile çalıştırmak olduğundan bunları keşfedince bayıldı. Onlarca kere bulaşık makinesini çalıştırıp hayretle izledi :)
Gene onlarca sefer minik parmağıyla elektrik süpürgelerini çalıştırdı birde evdeki gibi alıp etrafı süpürmeye çalışıyor ki gören çocuğu evde çalıştırıyorum sanır :)
Birde bu aletlerin yanına Çelik robotundan koymuşlar bizimki bu robota da bayıldı gerçi önce gözünü çıkarmaya çalıştı sonra baktı kendi boyutunda sarılıp sarılıp öpüyor robotu ,sevgi dolu oğlum benim :)

Burada ayrıca ilk üretimlerinden itibaren çeşit çeşit bilgisayarlar, her tarafı şeffaf bir Fiat otomobil, bisikletler bir sürü ilgi çekici şey vardı. Bu bölümün üst katını tamamen çocuklara ayırmışlar ki buraya da ben bayıldım. Matematikle öğreniyorum tarzı atölyeler düzenleniyormuş burada daha büyük yaş grubu çocuklar için çok güzel çalışmalar olduğundan eminim bizimki şimdilik etrafta koşturdu oynadı objeleri inceledi.
Daha küçük çocuklar için çok da güzel bir oda yapmışlar ama nedense önünde bir zincir vardı ve lütfen girmeyiniz yazıyordu tabii Poyraz daha okuma bilmediğinden ve minik bir fare olduğundan zincirin altından süzüldü ve odaya daldı. Biz içeri girmedik o odada etrafı keşfetti sağı solu inceledi babasıyla kovalamaca oynadı ve kendince eğlendi.
Otomobil galerisinin hemen yanına güzel şirin bir cafe yapmışlar fiyatlarda gayet makul orada oturup çay içtik simit yedik, Poyraz’ın karnını doyurdum dinlendik. Bu arada müze gayet bebek sever bir yer hem girişte bebek arabası temin ediyorlar (yanımızda taşımasak bile olurmuş) girişte bebek alt değiştirme odası, daha büyük çocuklar için tuvalet adaptörü bile var. Bu açıdan tebrik ediyorum müze yetkililerini insanlardaki bebekle müzeye mi gidilir bakış açısını kırmak adına güzel şeyler bunlar.
Girişin üst katında Rahmi Koç için özel bir bölüm yapılmış dünyadan topladıkları, ödülleri, hatıra eşyaları envai çeşit nesne sergileniyor. Ayrıca odasını yapmışlar buraya ben yalnız çıktım bebek arabasıyla çıkmamak için ama aklım aşağıda kaldığından hızlıca gezdim biran kafamı çevirince karşımda Rahmi Koç’u gördüm :) o kadar gerçekçi bir heykel hayatımda görmemiştim doğrusu insanda gerçekmiş hissi uyandırıyor.
Arada yol geçiyor yolun karşı tarafında bir bina daha var ve orası da çok büyük gerçi merdivenlerle iniliyor alt katlara ve bebek arabasıyla bu kısmı biraz zor geldi bize büyük bir salon denizcilik ve havacılıkla ilgili şeylere ayrılmış. Bir kamara yapmışlar içeri girince birisi konuşmaya ve gemiyi anlatmaya başlıyor Poyraz onu çok sevdi sesin nereden geldiğini anlamaya çalıştı uzun süre. Ayrıca uçak motorları koymuşlar ve gene bir düğmeyle simülasyon yapabiliyorsun uçağın motoru çalışıyor ve sesi çıkıyor bizimki bunlara da bayıldı tabii. En çok da pilot maketini sevdi önce acaba gerçek mi diye gidip dizine dokundu sonra baktı adam hareket etmiyor yanına gitti maketi seviyor :)
Matbaa makinelerinin olduğu ayrı bir bölüm, başka bir bölümde envai çeşit tren ve taşıma aletlerinin motorları, maketleri sergileniyor. Müze tahminimden çok çok büyüktü ben kısa bir süre ayırmıştım ama yetmedi Poyraz 3-4 yaşına gelince tüm günü burada geçirecek kadar kapsamlı bir yer, gitmeyenlere mutlaka tavsiye ederim.

Mekan Önerisi :Kent Ormanı – Ümraniye


Nurturia.com.tr’den tanıdığım enerjisi hiç bitmeyen ÜÇÜZ annesi Esra’dan öğrendim burayı. İşyerim Ümraniye’de olduğundan bu çevredeki yerleri genelde bilirim ama burayı bilmiyordum. Burada okullar izci kampı düzenliyormuş zaten kampın olduğu tarafa vatandaşların girmesi yasak bizde gidince öğrendik. Buraya giderken benim hayalim ormanda yürüyüş yapmak ve Poyrazın ağaç, çiçek, kuş vs. görüp doğada vakit geçirmesiydi ama onun yerine resimdeki gibi asfalt bir yolda yürüyüş yapmak durumunda kaldık. Gerçi gene de şehrin içinde olmaktan iyidir. Gittiğimizde Poyraz klasik olarak yolda arabada uyumuştu o uyurken biz yürüyüş yaptık. Birkaç tane çocuk parkı yapmışlar bizimki uyanınca bir süre parkta oynadı. Gene bir Poyraz klasiği olarak başka çocukların toplarına sulanıp uzun süre dolll oynadı babasıyla :)
Birde bu halat merdiveni yapmışlar ki bununla Poyrazdan çok babası eğlendi. Babasını gören minik adam kendide tırmanmaya çalıştı ama başaramadı. Başaramayınca biraz sinir oldu baktı kendi çıkamıyor yukarıdaki babasına eliyle gel gel işareti yapıyor serseri :)
Sonunda babası indide kavuştular :) Bizim gittiğimiz gün acayip rüzgar vardı o yüzden çok uzun süre kalamadık ama kendi yürüyüşe gelenler, köpeğini gezdirmeye gelenler, klasik olarak piknik yapmaya gelenler vardı. Mekanda mangal yapmak yasak gerçi ama bir örtü serip yeşillikler içinde çocuklar oynarken bir şeyler yenebilir. Orman denince aklıma daha sık ağaçlıklı bir mekan geliyor o yüzden belki de Beykoz Korusu tarzı yerlere gitmek lazım ama çocuğun koşturup oynaması için bolca yer olan bir mekan arıyorsanız burası da uygun.

Boğaz’da Bir Bahar Sabahı…


Bahar biz şöyle bir ce e yapıp geri gitti. Mart ayındaki güneşli günleri görünce kendimizi Boğaz kenarına attık. Çengelköy’ü ailecek severiz. Klasik mekanımız Çınaraltı çay bahçesi, Poyrazdan önce buraya erken gelemez ve deniz kenarında masa bulamazdık ama gördüm ki ne kadar erken gelirsek gelelim bizden daha erken gelmiş olanlar oluyor :) insanlar kaçta kalkıyor acaba merak ettim. Gerçi bizimki çok erken kalkmıyor hafta içi 9.30 –10’a kadar uyuyor hafta sonu ise 8 dedin mi ayakta genelde :) Erken gelmemize rağmen içerilerde yer bulabildik gerçi hava da dışarıda oturabilecek kadar sıcak değildi iyi oldu. Buraya gelince tarihi Çengelköy fırınından minik simitlerinden ve minik ekmeklerinden almadan olmaz. Buraya yanında yiyeceklerini getirebiliyorsun ya bu kısmını seviyorum ve sanırım bu nedenle bu kadar kalabalık oluyor.
Babası kahvaltı ederken biz dışarıda oynadık Poyraz’la. Bahçede kediler vardı ve bizimki mavv mavv diye hayvanların peşinden koşup durdu. Acayip bir hayvan merakı ve sevgisi gelişti Poyraz’da işi gücü mavlar ve havlar sürekli onlara mama vermek istiyor :) Boğazın Avrupa yakasını Anadolu yakasından daha çok seviyorum en azından Bebek, Arnavutköy taraflarında deniz kenarında yürüme şansın var. Anadolu yakasında ise deniz kenarını yalılar parsellemiş vaziyette yürüyecek yer yok. Aralarda minik minik alanlardan denizi görmeye çalışıyorsun.
Bizim kuzu kahvaltıdan sonra koştu oynadı yoruldu ve öğlen uykusuna yattı bizde deniz kenarında bir çay bahçesinde oturup boğazı seyrettik. Çay bahçesinin hemen yanında park vardı uyanında uzun süre orada takıldık yemeğini yedirdik, parkta oynadı, yürüyüş yaptık. Girişimci bir Türk insanı birkaç tane akülü araba getirmiş onları kiralıyordu :) çocuklar bayılıyordu tabii arabalara bizimki de biran yeltendi ama henüz yaşı tutmuyor vazgeçti kuzucuğum. O da minik topuyla parkta oynadı, koşturup durdu etrafta. Bahar geliyor derken kış geri geldi sanki güzel havalara hasret kaldık. Gelsin artık şu baharda bizde kendimizi sokaklara atalım.

Kahvaltı…


Geçenlerde telefonda konuşurken kuzenim “çok merak ediyorum sizin evde kahvaltılık var mı?” diye sordu çok güldüm ama haklı galiba gerçekten dışarıda kahvaltı etmeyi seviyoruz. Sadece biz değil Türk halkı da seviyor bence zira gittiğimiz mekanlar genelde dolu oluyor. Poyraz daha küçükken arabasında oturuyordu bizde rahat rahat kahvaltı edebiliyorduk ama yürümeye başladığından beri eğer uyanıksa yerinde tutabilene aşk olsun. Gittiğimiz yerlerde mama sandalyesinde uslu uslu oturup ailesini hiç üzmeyen çocukları görünce çok özeniyorum zira bizimki genelde mekanda koşmakla ve çevreyi rahatsız etmekle meşgul oluyor genelde.
Bizimki sürekli koşturduğundan bizde sırayla yiyebiliyoruz. Geçen gittiğimiz mekanda dolabın içindeki portakallara taktı sürekli gösterip duruyor sonunda garson dayanamayıp buna portakalı verdi :)
Uzun zamandır evdeki mama sandalyesini kullanmıyoruz hafta içi annemler onda yedirdiklerini söylüyor ama hafta sonları biz genelde masada hep birlikte oturuyoruz o da bir sandalyede oturuyor adam olmuş gibi oturuyor sandalyesinde bazen çatalıyla bazen elleriyle yiyor yemeğini.


Dünyamıza hoşgeldin Ege…


Sevgili arkadaşım Aslı’nın bebeği Ege 7.Mart’ta dünyaya geldi, hoş geldi, iyi ki de geldi. Annesi ve babasını çok mutlu etti. Aslı evlenip Ankara’ya gelin gitmişti, geçen yıl İstanbul’a taşındı ve Ege’de annesinin memleketine dönüşünü fırsat bilip hemen aramıza katıldı.

Ege’yi görünce Poyraz gözüme kocamannn gözüktü o kadar minik ki, minicik elleri var sürekli uyuyor. Annesinin bu günleri iyi değerlendirmesini tavsiye ediyorum zira bir süre sonra hiç uyumadığı uyusun diye yalvardığınız günler de gelecek :)  Ege’ye upuzuuuuuun, mutlu ve güzel bir ömür diliyoruz tabii ki anne & babasıyla ve tüm sevdikleriyle beraber.Ege’ciğim biran önce büyüde Poyraz’la top oynayın, etrafta koşturup durun :)



Gülen Surat :)

Arkadaşlar…


1,5 yaşında bebeğin arkadaşı mı olur demeyin :) bunlar 6 aylıkten beri tanışıyorlar 1 senedir beraber büyüdüler resmi olarak birbirlerinin ilk arkadaşları :) (şimdi hayal ettim yıllar yıllar sonra Poyraz bu blogu okusa ve eğer o zaman biz görüşmüyorsak facebooktan falan aratıp bulsa Güneyle Zişanı (gerçi o zamana kadar facebooktan çok daha ultra teknolojik şeyler çıkar belki ne biliyim ben günümüz şartlarına göre hayal kuruyorum :) )) bakın ben sizin bebeklik arkadaşınızım dese :) Şimdi facebooktan ilkokul arkadaşını bulmak moda o zamanlar bebeklik arkadaşını bulmak moda olur belki ? nasıl da ileri görüşlü bir anneyim görüyorsun dimi yavrum? )
Bunlar buluşunca o günkü ruh hallerine göre biraz uyuzluk yapsalar bile sonradan anlaşmaya başlıyorlar bir şekilde. Bazen bir oyuncak için kavga ediyorlar, bazen koridorda birbirlerini kovalıyorlar, bazen de oyuncaklarını paylaşıyorlar, çok tatlılar ve biz farkına varmadan büyüyorlar :)

Profesyonel :Muhteşem bir Oyun

Devleat Tiyatrolarının bu oyunu geçen sezon kapalı gişe oynamış o zamanlar ben evde bebek pişpişlediğimden takip edemiyordum oyunları tabii :) bu sene tiyatro günlerime geri dönünce görmek istediğim oyunlar listemdeki ilk oyunlardan biriydi bu. Devlet Tiyatroları Anadolu yakasında yeni sahne bile açmış Üsküdar’da deniz kenarında eski Tekel fabrikası devlet tiyatro ve ve opera için sahne olmuş çok da güzel olmuş hem yeri güzel hem sahne çok güzel olmuş ben ilk defa gittim. Biletleri alırken sahnenin yerine bakması için lojistik müdürü olan sevgiliye sordum yorumu ” bu sahne yeni açılmış olmalı yoksa ben seni kesin götürmüş olurdum :) )” evet dedim ben hamileyken ve doğurduktan sonra yenilikler olmuş tiyatro dünyasında :)

Cumartesi (5-mart) harika bir hava olduğundan acayip de bir trafik vardı ve oyuna son dakika yetiştik. Sevgili , ben ve tiyatro arkadaşım Ahu aslında yerimiz en arkadaydı ama gelmeyenler olduğundan öne geçtik, oyun tek perdeydi ve tek kelimeyle harikaydı.

Oyunun konusu şöyle : Dünyaca ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevic, Yugoslavya’daki büyük dönüşümden önceki ve sonraki toplumsal-politik yaşamı, bir entelektüelin yaşam öyküsü içinde, kara-komedi türünde ve ironik bir üslupla anlatıyor. 40 yaşlarında bir edebiyat adamı (Yetkin Dikinciler), bir sekreter ve bir gizli polisin (Bülent Emin Yarar) sürprizlerle dolu soluk soluğa izlenecek hikayesi.

Gerçekten çok beğenerek izledim oyunu bir kere Yetkin Dikincilerde, Bülent Emin Yarar’da çok ama çok iyi oyuncular. Oyun boyunca performanslarını ağzım açık izledim desem yeridir. Konu ilginç oyuncular iyi olunca oyunun neden kapalı gişe oynadığı anlaşılıyor. Geçen sefer Şehir tiyatrolarının bir oyununa gidip hayal kırıklığına uğramıştım ama bu sefer öyle olmadı iyi ki gelmişim diyerek ayrıldım oyundan. 10 yıldır beraberiz sevgiliyide pek çok oyuna sürüklemişimdir peşimden beğendikleri nadirdir o bile beğendi bu oyunu gitmeyi düşününlere şiddetle tavsiye ederim.

Süpermen,süpermen olmak lazım bazen :)

İki Küçük Adam :)


Biri 1,5 biri neredeyse 3 olan şu iki küçük adama bakarmısınız? Batuhan kuzenimin oğlu geçen Cumartesi bunları biraraya getirdik önce gayet güzel anlaşmışlar (zira o sırada ben çocuğu teyzesine satmış sevgiliyle tiyatrodaydım :) aradan birkaç saat geçince Batu hafiften arıza çıkarmaya başlamış. Öyle komik ki plastik bıçak ve testereyi alıyor bunlarla Poyraz oynamasın çok tehlikeliii diyo :) bunları bir odaya atıp hadi çocuğum siz oynayın demek için henüz erken başlarında durmak ve oyunlarını yönlendirmek lazım.

Bakın mesela burada tek elimle saz konseri verirken tek elimle resimlerini çekiyorum bunlar da şaşkın şaşkın bakıyor :) )

Batu’nun odasındakilerle küçük bir oyuncakçı dükkanı açılır herhalde o kadar ama o kadar çok ki her taraf oyuncak ayak basmaya yer yok. Benimki neye elini atsa Batu alıyor allahtan ben hemen yenisini veriyorum benimki de henüz küçük olduğundan pek arıza çıkarmıyor.
Batu ben abiyim ona öğreteyim havalarında ya yavrum ver biraz o da oynasın diyorum yok hayır ben ona öğreticem ya sen 24e bas ben o oyunu öğreticem Poyraza diyor basıyorum oturup kendisi oyunu oynuyor :)
Bir süre bunlarla oyun hamuru çalışması da yaptık baktık Poyraz hala hamurları yemeye çalışıyor, vazgeçtik. Uzunca bir süre nohutlarla oyaladım ben bunları. Tam bir montessori aktivitesi oldu nohutları bir kaptan öbürüne aktarma, kaşıkla kaplara bölme ne varsa yaptık. Bir tabak nohut 15-20 dk.oyaladı bu minik adamları valla, evde de transfer çalışmalarına başlatacağım Poyrazı yakında. Poyraz çok iyi vakit geçirdi ve çok eğlendi kaç saat durduk ama hiç huysuzluk yapmadı hatta ben gidene kadar daha bile usluymuş ama ben gidince biraz yapıştı bana tabii olsun o kadar olacak artık :)