31 Mayıs 2011 Salı

İstanbul Modern & Kayıp Cennet Sergisi


Poyraz’ın gittiği ilk müze Rahmi Koç Müzesiydi (http://poyrazligunler.blogspot.com/2011/04/mekan-onerisi-rahmi-koc-muzesi.html) ve orası çok ilgisini çekmişti ama orası bildiğimiz klasik müzelerden değildi. İstanbul Modern’e gitmeye karar verdiğimde acaba durur mu insanları rahatsız eder mi diye çok düşündüm ve sonra gitmeye karar verdim. Avrupa’da insanlar minicik bebekleriyle bile müze geziyorlar bu onlar için çok normal bir durum bizde tam olarak öyle denemez zaten toplum olarak müze kültürümüz çok olmadığından hele de çocukla müzeye gitmem sanatsever halk tarafından pek hoş karşılanmadı hoş “etraf” benim pek umurumda olmadı ben oğlumla müzeyi gezdim. Geçen hafta yazmıştım Müzeler haftası nedeniyle 18 Mayıs’ta İstanbul Modern gece 10’a kadar açıktı. Ben zaten iş için Eminönündeydim Poyraz’ı teyzeleri evden aldılar ve vapura binip Karaköy’e geldiler. Ben onları Tophane’de türk kahvesi içip rahat rahat kitap okuyarak bekledim J Bizim kuzu vapurda yemek bile yemiş geldiklerinde gayet zindeydi ve attaaa gittiği için çok mutluydu.

Müzeye girdiğinde önce bir şaşırdı sonra etrafta koşmaya başladı. Tabii müzeyi çocukla gezmek biraz zor oluyor  bizimki devamlı koşmak istiyor gerçi biz teyzeleriyle 3 kişiydik sırayla bakarak gezebildik biraz da beraber gezdik ona resimleri gösterdim anlattım hikayeler uydurdum J

Bazı resimler çok ilgisini çekti ciddi ciddi inceledi çok komikti J kimi zaman da yorulup oturup dinlendi J

Müzenin süreli sergisi Kayıp Cennet 24 Temmuz’a kadar gezilebiliyor. Sergide çok ilginç tasarımlar vardı. Kimi yerler karanlıktı ve bu bizimkinin pek hoşuna gitti. Çok sanatsal objeler sırf yuvarlak diye dolll yani top oldu onun gözünde J Girişteki kuşların olduğu çalışma hoşuna gitti kuşlara dokunmaya çalıştı.

Kimi bölümlerde eserler filmlerle anlatılıyordu bizimkide aşağıda bunlardan birini teyzesiyle izliyor. Önüne geçince de çekilin önümden anlamında itiyor beyefendi J

Müzeyi gece gezmek zevkliydi bence, hoş müzeler günü ve 10’a kadar açık olmasına rağmen bir kalabalık yoktu bizim halkın sanata ilgisi bu kadar oluyor demek ki J

Dönüşte Karaköy semalarında dolaştık biraz, vapura bindik bizim kuzu vapura binmeye yakın uyuyakaldı evde olsa 12den önce uyumuyor, yolculuk ve gezi yordu herhalde kuzuyu..Böylece hayatında 2.kez müze gezmiş oldu J

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Mekan Önerisi : Yıldız Parkı & Malta Köşkü

Yıldız parkına gitmeyeli seneler olmuştu çocukla gidilecek güzel bir yer olarak listemde vardı karşıya geçmişken Yıldız Parkına gittik. Parka vardığımızda Poyraz uyuyordu bizde kendimizi tam havuz kenarına kurulmuş olan kafesine atıp kahve yaptık. Uzun süre gazete okuduk çene çaldık baktık bizimki açık havadan herhalde uyanmak bilmiyor. Uyandığında acıkmış olacağından kalktık Malta Köşküne gittik ve çocuğu resmen zorla uyandırdık J İşte zorla uyandırılmış ama aslında hala uyumak isteyen minik adam.

Malta Köşkü çok güzel yiyecekler harika görünüyordu fakat hafta sonu yoğunluğundan
dolayı servis çok yavaştı çocuğa bir çorba söyledik baya bekledik gelsin diye. Bizimki çorbasını içince kendine gelip etrafı kolaçan etmeye başladı. Havuzun kenarına gidip uzun süre ördekleri besledik bütün çubuk krakerlerimizi yedirdik hayvanlara.


Malta Köşkünün hemen arkasında küçük bir park var orada biraz takıldık. Pazar günü olduğundan her taraf piknik yapan ailelerle doluydu ve her köşede top oynayan insanlar vardı , Poyraz ne yöne koşacağını şaşırdı herkesin oyununa karışmak istiyor minicik boyuyla. Parkın çocuk için tek kötü yanı her tarafın yokuş olması gerçi bizimki bunu da bir oyuna çevirdi yokuştan aşağı koşarak düşmece oyunu J Bir tanede sopa buldu aklınca bizi korkutup durdu onunla.
Yıldız parkı çok güzel bir yerde böyle rantı çok yüksek alanların park olarak kalması hoşuma gidiyor. İstanbul’da yeterli yeşil alan yok Londra’da her taraf park doluyken bizim arabamıza binip yeşil alana ulaşmamız gerekiyor. Bu tip yerlerin çoğalmasını dilerim ama zor gibi nede olsa her tarafta mantar gibi apartman ve site dikiliyor. Geçenlerde Kanada’dan mal aldığımız bir Türk’le konuşuyordum evimizin arkasından geyikler geçiyor çok huzurlu bir yer burası diye anlatıyor adam, bizde parka gidip sincap gördük ona sevindik ne yapalım burası İstanbul. Aşağıda Poyraz ve babası ağızları açık son sürat koşan sincabı seyrederken J

27 Mayıs 2011 Cuma

2.Pilav Günümüz

Poyraz'la 2.kez pilav gününe gittik birlikte. Geçen sene minicikti ve şöyle geçmişti pilav günü
http://poyrazligunler.blogspot.com/2010/05/pilav-gunu.html#comments

Bu sene artık yürüyen hatta çoğunlukla koşan bir minik adam olarak geldi annesiyle okula. Okulun girişindeki TİM Sinemasında takıldı babasıyla uzun süre. İlk defa sinemaya girmiş 5 dk.film izlemiş kafede oynamış. Ben bu sırada arkadaşlarımla rahat rahat buluşup sohbet edebildim.

Dönem arkadaşlarımdan evlenenler oldu hadi artık hepsinden bebek bekliyorum Poyraz yalnız kalmasın demiştim geçen yıl bu yıl sözümü dinleyenler olmuş. Emrah'ın 1,5 ay sonra kızı geliyor, Şükrü'nün bebeğide 1 ay sonra aramızda olacakmış, Osman Çerik'in eşi 4 aylık hamile bakalım kız mı oğlan mı, Evren eşiyle gelmişti ve henüz yeni evli olmalarına rağmen o da 4 aylık hamile , Aslıcığımın bebeği 2 aylık oldu ama çok minik olduğundan o bu yıl gelemedi pilava seneye baya bir cümbüş olacak bebelerin hepsi gelirse. 11 gibi buluştuk bol bol muhabbet ettikten sonra hep beraber bir pilav klasiği olarak kurufasülye pilav yedik :)

Pilavımıda yedikten sonra gidip Poyrazı alarak babasını kurtardım. Aldım benim minik serseriyi soktum okulun içine. Pilav günlerinin bir klasiği olarak yatakhanenin arkasında oturduk, Poyraz'da bize eşlik etti :)

Benimle çok ilgilenmedi kendi kendine takıldı, çimenlerde koşturdu biraz, bir o yana bir bu yana koştu durdu. Kocaman insanların arasında bir minik insan olarak dolaştı aramızda.


Yatakhanenin arkasında basketbol sahası varmış o kadar yıl okumuşum ama farkında bile değildim ta ki Poyraz görüp aşağı inmek için kendini parçalayana kadar. Oğlum yanımızda top yok inip napıcaz sahaya desemde dinletemedim illa o sahaya inecek biraz ağladı beni sinir etti, sonuçta inmedik sahaya. Bakınız çocuk bana birşey anlatıyor ama benim umurumda mı :)


Çocukluk arkadaşlarıyla olunca insan kendini daha bir çocuk hissediyor, henüz kimsenin bebesi olmadığından ben hiç kendimi anne modunda hissedemedim o gün. Zaten yarısında babası baktı çocuğa öbür yarısında da yanıma aldığıma pişman oldum :) kimseyle konuşturmuyor ki velet habire ilgilenmemi istiyor :)) Bakınız Emrah 1,5 ay sonra gelecek olan kızı için şimdiden prova yapıyor , ahh Emrahcığım gerçeğini kucağına alınca anlayacaksın hanyayı konyayı :))


Bütün arkadaşlarımı gördüğüme çok sevindim pilav günlerini çok seviyorum yılda birkaç kez yapılmasını talep ediyorum böylece daha sık görüşürüz :) Pilavdan sonra Taksim'e akan arkadaşlarımı esefle kınıyorum bebek var gelemem dedim dinlemediler gene gittiler bende arkalarından baktım :))

26 Mayıs 2011 Perşembe

Mekan Önerisi : MINIATURK (Haliç)

Miniatürk’e ilk açıldığı sene gitmiş ve çok beğenmiştim tabii o günden bugüne çok gelişmiş yeni maketler eklenmiş çok güzel restoran, kafe açılmış. Kristal müzesi ve Panaroma müze kısımları eklenmiş. Bu gidişimizde çok sayıda yabancı turist vardı ki bu da bence çok güzel bir gelişme. Türkiye’ye gelen bir turist burayı gezerek muhteşem eserler hakkında biraz da olsa fikir edinebilir tabii eselerlerin orjinallerini görmek gibi olmuyor ama gene de insana fikir veriyor. İlk seferinde de çok beğenmiştim bu sefer gene çok beğendim Miniatürk’ü. Giriş gayet makul 5 TL oralara yolu düşenlere mutlaka gitmelerini tavsiye ederim.

Parkta Türkiye’deki en önemli tarihi eserlerin maketleri var ve maketler çok başarılı o kadar ince çalışılmış ki gerçeği gibi duruyor. Parkı iki kısma bölmüşler içeri girince hemen karşınıza Anadolu bölümü geliyor. Anadolu’da ne kadar tarihi eser varsa maketini yapmışlar hepsi birbirinden güzel. Arka tarafta ise İstanbul için özel bir bölüm yapmışlar burada da İstanbul’daki tüm belli başlı eserlerin maketi var. Benim favorilerim aşağıda.
Galata Kulesi , Taksim San Antonio Kilisesi, Kız Kulesi

Sultanahmet Meydanı çok detaylı anlatılmış, camiler, yılanlı sütun, meydandaki banklara kadar herşeyi yapmışlar çok güzel, Haydarpaşa Garı deniz kenarında yapılmış, sol altta 3 sene okuduğum güzel okulum Darüşşafaka’nın Fatih Çarşamba’daki tarihi binası, belli başlı eselerin kristal heykellerinin sergilendiği Kristal İstanbul Müzesi

İçeri girerken Poyraz uyuyordu ama hemen uyandı ve etrafta koşturmaya başladı zaten çocuk sabit duramıyor sürekli koşu halinde bizde tabii peşinde J

2000li yıllarda Türkiye turu yapmıştım eserlerin çoğunu gördüm ve en çok da Doğu ve Güneydoğu Anadolu beni etkilemişti. Tarihi eser bakımından Ege sahilleri çok zengin fakat Doğunun kendine has bir havası var oraya gidince insan başka bir ülkeye gitmiş gibi oluyor. Sevgiliylede inşallah bir GAP turu yapma hayalimiz var bakalım ne zaman gerçekleştirebileceğiz. Şimdilik maketlerine bakmakla yetindik.
Ağrı- Doğu Beyazıt’taki İshak Paşa Sarayı masallardaki saraylara benziyor çok yüksekte bir yere inşa edilmiş tek başına bir yapı oraya vardığımızda yağmur yağmaya başlamıştı ve çok büyülü bir atmosferdi bu kadar sene geçti hala unutmuyorum J
Mardin – Taş Evler. Burasıda ayrı bir masal diyarı öyle güzel evler var ki buraların korunması şart. Çok güzel gümüş işçiliği yapıyorlar Mardin’de gitmişken harika şeyler alabilirsiniz.
Doğu’da en beğendiğim yerlerden biride Adıyaman’daki Nemrut Dağı. Gece 3 gibi otobüsle belli bir noktaya kadar çıkıp gerisini tırmanarak güneşin doğuşunu izlemiştik. Tepeye vardığımızda heryerde Japon turistler vardı saatler önce gelmiş tripodlarını kurmuş güneşin doğuşunu bekliyorlardı. Heykellerin bu resimle alakası yok tabii hepsinin başları kopmuş durumda ve böyle yan yana dizili değiller boyları insan boyunun 2-3 katı ve çok ihtişamlılar. Güneşin doğuşu veya batışını buradan seyretmek muhteşem bir an, yanında bir şişe şarapla tavsiye olunur o zamanlar biz öğrenciydik şarabımızda yoktu J
Akdenizde en sevdiğim yerlerden birisi Aspendos Tiyatrosu. Günümüze bu kadar sağlam kalmış nadir eserlerden biri. Halen aktif olarak kullanılıyor bildiğim kadarıyla bir tatilde burada bir konsere denk gelmek çok isterdim. İçeride Gladyatörler var turistler resim çektiriyor.
Oğlum bazı eserleri çok dikkati inceledi, resimdeki Sivas’taki Gök Medrese görmediğim nadir illerden birisi. Poyraz çok beğendi galiba biraz büyüsün beraber gideriz artık J

Eserlere dokunmak tabii ki yasak yalnız bizimki henüz yasak ,hayır gibi kelimeleri anlamadığından bazı girişimlerde bulundu tabii J

Resimdeki Dolmabahçe’deki Saat Kulesi. Türkiyede iki yerde daha saat kulesi varmış İzmir’dekini biliyordum zaten ama İzmit’te de varmış onu da bu parkta öğrendim.

Poyraz için gezinin en güzel bölümü tabii ki dodo yani dondurma yediği anlardı. Dondurmayı külahıyla birlikte aldı ve bitene kadar katiyen bize vermedi akıyor sileyim diyorum yok asla dokundurtmuyor sonuna kadar yedi ve bayıldı J

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Nurturia İstanbul anneleri buluşması

http://www.nurturia.com.tr/  uzun süredir severek kullandığım bir site hamilelikten itibaren annelere birçok konuda yardımcı olan bir platform. Burada pek çok konuda aynen bana benzeyen 2 bebeği olan çok tatlı bir anne ile tanıştım. Dilek namı diğer Bella

http://emrelerinmaceralari.blogspot.com/.
Benim daha önce 2 oyun grubu kurma girişimim oldu ve ikisi de devam etmedi (anneler evlerini açmak istemediğinden) ilk denememde bende aynen bu sefer Dileğin yaptığı gibi herkesi evime davet etmiş ve bunda bir sakınca görmemiştim. Bu tür gruplar mutlaka birinin ön ayak olması ve organize etmesi ile başlıyor, sağolsun Dilek Nurturiada böyle bir grup başlattı ve ilk buluşma benim evimde olsun dedi. Evi bana oldukça uzak olmasına rağmen (Eyüp) onunla tanışmayı çok istediğimden kalktım gittim oraları hiç bilmediğimizden uzun aramalar sonucu evi bulduk ben 5-6 çocuk olacağını umarken birde ne göreyim ev çocuk yuvası gibi :) Tam tamına 11 bebek vardı, bir evde bu kadar bebeği bir arada ilk kez gördüm :)


Bebeleri büyükten küçüğe sayıyorum Oğuz (2,5), Kerem (2,5), İkizlerimiz Ege &Ada (2), Maya (2), Yiğit (2), Arda (1,5), Poyraz (1,5), Onur (1,5), Yağız (6 aylık) ve en minikleri Merve (5 aylık)


Biz evi bulmakta zorlandığımızdan 15.30da ancak varabildik Dilek çok güzel bir sofra kurmuştu ben aslında oyun gruplarında böyle yeme içme olayına karşıyım ev sahibi anneye çok yorgunluk olduğunu düşünüyorum ama tabii yemedim mi tabii ki  hepsinden de afiyetle yedim J özellikle tatlıya bayıldım eline sağlık Dilek’ciğim.

Erkek çocukların hepsi Oğuz’un yatağına bayıldı. Bizimki salonda hiç takılmadı sürekli bu odada oynamak istedi onu Onur, Arda ve Oğuzda takip edince tam bir çete oldular. Arada bir Ege’de gelip aralarına katıldı. Ama Ada hanımı hiç görmedim hep salonda annesinin yanındaydı sanırım.

Çocuklar evi resmen talan ettiler desem yeridir. Dileğin sabrına hayranım birde arkamızdan topladı ve yok canım 9 olmadan her yeri toplamıştım zaten falan dedi J

Bunlar da grubun en minikleri biri 5 aylık biri 6 aylık çok şekerler tam yemelik. Hele Yağız öyle tombiş ki insanın ısırası geliyor bu ikisi baya bir süre yan yana takıldı şimdiden sosyalleştiler J

Çocuklar oradan oraya koşturdu biraz beraber oynadılar biraz evi keşfettiler bence eğlendiler bizler biraz sohbet ettik biraz sıpaların peşinde koştuk, çok güzel bir gündü. Grup 2.buluşmasını bu hafta sonu yapacak gruba yeni eklenen bebeler olacak böyle böyle çocuklar arkadaş olacak diye umuyorum. Dilek’e birde buradan teşekkür ederim bu güzel gün için.

24 Mayıs 2011 Salı

Poyraz'la Bir Cumartesi

Hafta içi saat 10’lara kadar uyuyan yavrum hafta sonu nedense 8’de ayağa dikiliyor hatta geçen Pazar 7.20de uyanarak beni çok mutlu etti J Cumartesi günleri bazen evde bazen dışarıda kahvaltı ediyoruz. Dışarıda kahvaltı ettiğimiz günlerde beyefendiye mutlaka kendi tabağı verilecek ve tabakta mutlaka zeytin olacak. Çocuk zeytin hastası yaa çatala batırmaya çalışıyor , becerene kadar uğraşıyor ve afiyetle yiyor. Aşağıda oğlumla Mado’da kahvaltı ediyoruz o kendi tabağından yiyor J

Mado çıkışı Jokere uğrayıp oğluma çok sevdiği için bir köpek oyuncağı alıyoruz ve eve dönüyoruz. Öğleden sonra önemli misafirimiz Batuhan geliyor, bu iki küçük adam birlikte kudururken biz rahat rahat yiyip içiyoruz J

Batuhan annesi gibi çok konuşan bir çocuk fakat bizimki henüz konuşmadığından Batuhan bazen sıkılıyor ve Poyraz’la oynamaktansa babasıyla oynamanın daha eğlenceli olduğuna karar verip onunla takılıyor J

Bunların ikisi de tamir hastası çocuklar olduğundan sürekli bir şeyleri söküp takıyorlar, aşağıda  top makinesinin içine acaba neler atsak gene de çalışır konulu deneylerini gerçekleştiriyorlar.

Batu’lar gidiyor bizimkinin akşam yemeği faslı başlıyor normalde hafta içi annem ve Gamze ablası gayet güzel mama sandalyesinde yediriyormuş biz biraz rahatız bu konuda ben ya bizimle masaya oturtuyorum yada o evin içinde dolanırken yediriyorum. Genelde de bir şeyle meşgulken yedirmek daha kolay oluyor. Babası onu kitaplarla oyalarken ben yedirebiliyorum mesela J Yemekten sonra yatana kadar oyunlara devam ediyoruz , genelde Cumartesiler böyle geçiyor ya biz biryerdeyiz ya birileri bizde :)

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Ümraniye Meydan AVM

“Meydan’a çıkın” sloganıyla açılan bu alışveriş merkezi klasik AVM’lerden çok farklı açık havada ve ben açık havada olduğu için çok seviyorum burayı. İşyerime yakın, İkea var, Real var, erkekler için Media Markt var, D&R, Toyzz Shop, Cinebonus, Gloria Jeans, restoranlar, mağazalar , dönme dolap, oyuncaklar kısaca ne ararsan var. Hemde kapalı alana tıkılma sorunu olmadan rahatça gezme keyfi var hele havada güzelse çok eğlenceli oluyor burası. Bizde güneşi gördüğümüz bir gün Meydana çıktık.
Buradaki oyuncakları özellikle seviyorum çünkü açık havada çocuk sıkılmadan binebiliyor bende onunla biniyorum tabii J

Bu sefer kum boyama setlerine taktı kafayı alsam yapabileceğinden değil daha küçük ama kumlarla oynamayı seviyor birde kaşık bulmuş etrafa döktü saçtı zaten görevli falan da yoktu kafasına göre takıldı bizimki.

Dışarıda bir sürü masa olduğundan yemeği de dışarıda yiyebiliyorsun bu kısmını da seviyorum gerçi bizimki yemek yemek yerine kedilerle oynamayı tercih etti birde su olan yerlerde takılmak tehlikeli sürekli elini kolunu bacağını suya sokuyor ve engel olana kadar ıslanmış oluyor J

Çoğu erkek gibi koca kişisi de elektronik ürün hastası biz nasıl vitrin bakıyorsak o da bütün elektronik marketlere bakmaya bayılıyor bir şey almayacak bile olsa bakmayı seviyor aynı kadın milleti gibi J Media markt bu anlamda iyi çok çeşit var tabii bizim kuzuyla gezmek biraz zor oldu ama onun için süper bir oyun yeri oldu burası, babasıyla buraya gelmeyi çok sevecek sanki büyüdükçe. Bizimki önce klasik olarak bir tur koştu mağazanın içinde babasından elinden kaçıp kurtulmaya çalıştı.

Sonra hangi ürünü alsam diye uzun uzun düşündü J

Beğendiği ürünü tabii ki test etti J

Sonra sepetini alıp alışverişe başladı J

Son olarak kendine müzik cd’si seçti önce dinledi sonra seçti küçük bey J

Eve dönmeden önce İkea’dan sezonun ilk dondurmasını yani “Dodo”sunu yedi J