30 Haziran 2011 Perşembe

Çocuk Tiyatro Festivali 2011 (Ücretsiz)

***Kadıköy Belediyesinin her yıl düzenlediği bu festivali İstanbul'da olan anneler kaçırmasın derim. Gerçi biraz sıra beklemek gerekiyor ve bunun için biraz erken gitmekte fayda var. Ben hem tatildeyim hem benimkinin yaşı kurtarmıyor henüz ama buradaki anneler kapın çocuğunuzu götürün. Bunun birde yetişkin versiyonu var sanırım Ağustosta olacak bu yıl ona kesin giderim...

29 Haziran 2011 Çarşamba

Önemli Misafir

Cumartesi sabahı kahvaltıya önemli misafirlerim vardı. Geçen sene 1.240 gr.olarak  dünyaya gelen minik adam büyümüş adam olmuş da bize misafirliğe geliyordu. Yanında Melis ablasıyla birlikte Poyraz’la oynamaya geleceklerdi. Hemen onlara özel bir sofra hazırladım.

Saat 11e doğru önemli misafirlerim de geldi. Cansın bey, annesi, Melis hanım ve annesi evimizi şenlendirdi.

Cansın hiç yaramazlık yapmadan Poyraz’ın mama sandalyesinde annesinin yanında oturdu. Poyraz ve Melis ise biraz kahvaltı edip sonra kendilerini oyuna verdiler.Kahvaltıdan sonra Cansın bey’de onlara katıldı. Bende artık oturabiliyorum beni de alın oyunlarınıza dedi.

Kahvaltıdan sonra bunları parka çıkardık. Parka giderken 3 çocuğum olsa ne olurdu provası yaptım J

Bizimki zaten park hastası ama tek başına bırakamıyorum çünkü habire düşüyor. Melis Poyraz’dan 7 ay büyük ve annesi otururken rahat rahat oynayabiliyor parkta. Bakalım 7 ay sonra bende böyle olacakmıyım ? Cansın önce biraz uyudu sonra uyanıp o bile katıldı park oyunlarına, salıncağa bindi, annesinin kucağında güneşlendi.

Gene çocuk peşinde koşmaktan oturup bir kahve bile içemedik diyordum ki allahtan sevgili geldi derhal Poyraz’ı babasına satıp iki dakka rahat oturduk kızlarla. Bunlar da baba oğul yaprak toplamaca oynamış.

Tabii oyuna dalan çocuklarda öğlen uykusu hak getire saat 3e geliyordu eve döndük bizimkinde hala uyku belirtisi yoktu bunlara yemek yedirdik hadi artık uyutalım dedik gene yok saat 4e doğru Cansın ve Melis gitti bizimki gene uyumadı. Ancak sokağa çıkardık arabada uyuttuk zibidiyi.




28 Haziran 2011 Salı

CAILLOU Ümraniye Yeni Meydan'da Çocuk Şenliğinde...

Ümraniye Belediyesi tarafından her yıl düzenlenen Tantavi Festivali, bu yıl çocuklara özel bir şenlik olarak gerçekleştiriliyor. 17. 'si düzenlenecek olan ve 25 Haziran–2 Temmuz tarihlerini kapsayan festival 'Tantavi Çocuk Şenliği' olarak, her gün onlarca etkinliği Ümraniyeli çocuklarla buluşturacak. Çok sayıda konser, oyun, yetenek atölyeleri, yarışma ve sürpriz etkinliklerle dolu Tantavi Çocuk Şenliği, çocuklara utulmaz bir yaz yaşatacak.

YETENEKLER GÜN YÜZÜNE ÇIKACAK
Bu yılki şenlik kapsamında çok sayıda el sanatlarını içeren atölyeler kuruluyor. Her gün saat 16.00 ile 20.00 saatleri arasında kurulacak atölyelerde, çocukların kendi yeteneklerini ortaya koyabilecekleri benzersiz bir imkân sunuluyor. Resimden ahşap rölyefe, bez bebek yapımından çomak kuklaya kadar, çok sayıda el alanda çocuklara özel atölye kurulacak.

ÇOCUKLAR TİYATRO VE SİNEMAYA DOYACAK
Şenlik kapsamında tiyatro ve sinemaseverler de unutulmadı. Şenlik boyunca her akşam çeşitli gruplara ait tiyatro oyunları, Ümraniyeli çocuklar için sahnelenecek. Birbirinden eğlenceli ve eğitici oyunların yanı sıra, gösterildikleri tarihlerde çocuklardan büyük ilgi gören animasyon filmler de yine şenlik kapsamında çocuklar için gösterilecek. Öte yandan illüzyon gösterileri, orta oyunu, çeşitli sahne şovları da çocuklara unutulmaz dakikalar yaşatacak.

KUTSİ VE Ferhat Göçer SAHNE ALACAK
Tantavi Çocuk Şenliği etkinlikleri kapsamında iki ünlü sanatçı sahne alacak. Türk Pop Müziğinin ünlü seslerinden Kutsi ve kendine özgü tarzıyla büyük bir hayran kitlesine sahip Ferhat Göçer, en güzel şarkılarını Ümraniyeliler için seslendirecek. Şenlik kapsamındaki diğer tüm etkinlikler gibi, konserler de ücretsiz olarak düzenlenecek.


Şenliğin gün gün detaylı programı aşağıdaki linkte :

http://www.umraniye.bel.tr/images/content/tantavicocuksenligi2011.pdf

27 Haziran 2011 Pazartesi

Biz Ne Zaman Büyüdük?

Resimde gördüğünüz kızlarla 11-12 yaşlarında tanıştım hepsiyle beraber 6 sene yatılı okulda okuduk. O zamanlar hepimiz çocuktuk ne zaman büyüdük , bir de üstüne anne olduk??


Oğlumun kur yaptığı güzel kız Elif’in annesi Pelin Belçika’da yaşıyor , İstanbul’a geliyorum deyince hemen bir buluşma organize ettik. Seçim sabahı erkenden oyumuzu kullanıp Emirgan Korusunda Sarı Köşk’te buluştuk çoluk çocuk.


Bir zamanlar kendimiz çocukken şimdi her birimizde birer çocuk çok komiktik. En minik bebeğimiz 3 aylık Ege arabasında uslu uslu oturdu annesini hiç üzmedi fakat bizim canavarlar oturmak nedir bilmediğinden biz bunların peşinden koşmaktan iki çift laf edemedik. En erken doğuranlarımızdan Dilek’in oğlu Deniz ve Poyraz tanıştı önce.

Bizimki masaların arasında baya bir dolaşıp diğer masalardaki insanlarla takıldı bir süre sonra babasıyla etrafı kolaçan etti. Sonunda Elif hanım da geldi ve tanıştılar. Elif biraz çekingen ve narin bir hanımefendi, çok sakin adımlarını dikkatli atan bir çocuk bizimkinin tam tersi yani J

Bir süre babalar çocuklara baktı biz yedik sonra onlar yedi biz baktık ama genel olarak yediğimizden bir şey anlamadık çocuk peşinde koşmaktan. Açık büfeden bir sürü ekmek ıvır zıvır alıp ördekleri beslemeye gittik. Ördekleri besleyeceğiz diye aldığımız ekmekleri bir güzel mideye indirdi bizimki gören çocuğu aç bırakıyoruz sanır.

Bir süre ortalıkta koşturdular erkekler Deniz ve Poyraz haydut zaten sonunda Dilek dayanamayıp Denizi kucaklayıp ortamdan uzaklaştı. Serap’cığım üniversitede hoca olduğundan sınav okuyacakmış, soru hazırlayacakmış o da mecburen ayrıldı. Buluşmanın tadı damağımızda kaldı bir dahaki sefere evde buluşalım hanımlar hiç olmazsa çocukları bir odaya kapatır rahat rahat sohbet edebiliriz J

23 Haziran 2011 Perşembe

Polonezköy Kiraz Festivali


Polonezköy’ü seviyorum İstanbul’a çok yakın ve çok güzel mekanlar var. Kahvaltı, mangal, hamaklarda yayılmaca, piknik, çimenlerde koşturan çocuklar, top oynayan insanlar. Tam bir tatil günü cenneti, hoş bahar aylarında tüm mekanlar aşırı kalabalık oluyor bu yüzden rezervasyonlu gitmek veya sabah erken gitmekte fayda var. Bu sene Polonezköy gezimizi özellikle Kiraz Festivaline denk getirdim. Her yıl düzenleniyormuş ben daha önce hiç gitmemiştim. Sabah yola çıktığımızda hava kapalı zaten bu sene bütün gezilerimizde istisnasız yağmur yağdı şansımıza. 11 gibi kahvaltı edeceğimiz mekana ulaşıp, kahvaltımızı ettik.

Biz kahvaltımızı ederken çocuklar ortalıkta koşturup bol bol top oynadı. Bizimki zeytin hastası bir ara baktım Güney’e de zorla zeytin yedirmeye çalışıyor J

Kahvaltı ettiğimiz yer teras gibi bir yer ve çocuklar devamlı topu kaçırıyor, zavallı Serdar’da gidip gidip topu topluyor. Poyraz babasının topu getirmesini bekliyor ve hopp tekrar dışarı atıyor J

Kahvaltıdan sonra bahçede geziniyoruz, bir sürü hayvan var. Ördekler, lama, yavru geyik, hatta tavus kuşları. Bir nevi mini hayvanat bahçesi. Bizimkiler ördek sürüsünün peşinden koşuyor bir süre...

İki tane tavus kuşu çatıda beraber takılıyor sanırım sevgili bunlar gezinip duruyorlar ve periyodik aralıklarla acayip sesler çıkarıyorlar. Bir tavus kuşundan bu kadar ses beklemezdim doğrusu J

Kiraz festivali kapsamında “köy meydanında” Polonyalı gruplar dans gösterisi yapıyor saat 1’de meydana varıyoruz. Köy kahvesinin önüne park edip gösterileri izlemeye gidiyoruz ve o esnada yağmur başlıyor. Mekanın üstü kapalı dansçılar ıslanmıyor ama izleyiciler biraz ıslanıyor buna rağmen ara verilene kadar keyifle izliyoruz. Müzikleri ve dansları çok güzel.
Yağmurda köy kahvesine sığınıp bir şeyler içiyoruz. Meydana çeşitli tezgahlar kurulmuş onlara bakıyoruz ama hayal kırıklığına uğruyorum çünkü hiçbir yerde kiraz satılmıyor. Oysa kiraz festivali deyince her tarafta kiraz olacak sanmıştım yanılıyorum. Yol üzerinde köylü kadınlar meyve satıyor fakat kiraz inanılmaz pahalı kilosu 20 tl festival bahane kiraz şahane deyip almadan ayrılıyoruz Polonezköy’den J Hava yağmurlu olmasa Polina’da pasta yemek gibi hayallerimiz vardı ama hava planlarımızı bozdu bizde güneşli bir günde tekrar gelmek üzere evimizin yolunu tuttuk.

21 Haziran 2011 Salı

Babalar Günü Kutlaması & Limonlu Bahçe...

Babalar günü için Serdar’a 6 değişik plan yapıp mail attım kendisi bunlardan birini seçti. J Sabah Poyraz bey bizi 8.30da uyandırdı , babasına hediyesini verdi , öptü, kokladı. Giyinip hazırlanıp hemen evden çıktık zaten o saatte trafik olmadığından 20 dakikada Bebek’e vardık. Bebek kahvesinde kahvaltımızı yaptık. Deniz kenarındaki masamızda kahvaltımızı edene kadar Poyraz’ı zor zaptettik hatta bir ara mecburen çıkıp etrafta bir tur atıp geri döndük kahveye.

Kahvaltıdan sonra Bebek Parkında uzun uzun oyun oynadık. Hava o kadar sıcaktı ki başımıza güneş geçecek sandım bir ara. Ama çocuk güneş filan dinlemiyor tabii parktan ayrılmamak için elinden geleni yaptı.

Park aşırı güneş aldığından sonunda Poyrazı parktan koparıp ağaçların altına gölgeye almayı başardık. Yayıldık çimlerin üzerine. Poyraz’ın sabit durması için mutlaka birşeyle meşgul olması lazım mesela bir şeyler yerken bir süre sabit duruyor onun için iki dakika dinlenmek istediğimde mutlaka eline yiyecek birşeyler veriyorum yakında pisboğaz yapacağım çocuğu J çimlerde oturup babasıyla hapur hupur yeşil erik yedi küçük bey.

Poyraz burada da kendine bir abi buldu. Çocuk abilere hasta özellikle 9-10 yaş erkek çocuklarına bayılıyor abi abi diye peşlerinden koşup duruyor. Burada da kendine bir Yağız abi buldu ve 1 saate yakın onunla top oynadı, çalı çırpı topladı bir sürü oyunlar oynadı. Babası hemen yanlarından bende uzaktan oturup onları izledim.

Artık saat 1’e gelince bizimkinin uykusu gelmeye başladı hemen attık bunu arabaya zira en kolay arabada uyuyor zaten 2 dakika geçmeden uyudu istikamet Taksim. Yolda baya bir en son ne zaman Taksim’e gelmiştik diye düşündük bu kadar düşündüğümüze göre çok uzun zaman olmuş sonucuna vardık :) Oysa eskiden ne çok gelirdik allahım yaşlandık mı yoksa bu minik adam hayatımızı ele mi geçirdi ?


Taksim’de Avrupa’nın fast food balık zinciri Nordsee açılmış ve sevgili gidelim Bremer yiyeceğim diye tutturuyordu bugün onun günü olduğundan tabii ki Nordsee’ye gittik. İstiklal caddesinin üzerinde zaten, ilk bakışta küçük bir yer gibi görünüyor ama değil tam 6 katlı güzel bir yer yapmış adamlar. Fakat işin kötü yanı ürünler ithal ve ithalatta sıkıntı yaşıyorlarmış o yüzden menüdeki ürünlerin çoğu yok sevgili Bremer (balık köfteli mini sandviçler) yerine avucunu yaladı yani ama genede memnun kaldı sanırım :)

Yemekten sonraki rotamız Limonlu Bahçe. Sevgili limonatayı çok sever , internette araştırdım buranın limonatası meşhurmuş ve çok güzel bir yermiş. Yeni yerler keşfetmeyi seviyoruz Poyraz doğduğundan beri bunu pek yapmıyorduk çünkü mekanda çocukla rahat edilir mi endişesi oluyor insanda. Burayı ekşi sözlükte, forumlarda beğenen çok, İstiklal caddesinde bir vaha diye anlatıyor millet. Galatasaray lisesinin yan sokağından daldık aşağı numara 98, sokak 8 no.dan başlıyor ve inanılmaz bir yokuş 70’e kadar geldik ama yokuş gittikçe dikleşiyor, bir şey değil çocuk arabası elimizden kayıp gidecek diye korkuyoruz J sonunda vazgeçelim bari dedik bu yokuşun birde dönüşü olacak "yok ya dedim siz burada durun bu kadar geldik ben gidip bakayım" bunu dedim iki adım attım baktım bir apartmanın girişinde Limonlu Bahçe yazıyor J meğer binanın eski numarası 98miş. Apartmanın kapısından baktım aşağı doğru dik merdivenler iniyor dedim bebek arabasıyla nasıl gireceğiz sevgiliyle birbirimize bakıyoruz öylece bu sırada binadan 3 tane bebek arabalı çift çıktı bunun üzerine demek ki iniliyor ve aşağıda insanlar “ne işiniz var burada bebek arabasıyla banel insanlar” bakışı atmayacak deyip sırtlandık arabayı indik aşağı. Resimde güldüğüme bakmayın afederseniz totomdan ter akıyor, bir yandan da ulan aşağısı güzel değilse sevgili beni fena yapacak diye düşünüyorum J

3 kat merdiven indikten sonra nihayet bahçeye ulaşıyoruz veee o eziyete değen bir mekanla karşılaşıyoruz. Bu sırada kuzu hala uyumaya devam ediyor hemen keyif moduna geçiyoruz. Gelsin limonata, profiterol ve türk kahvesi J

1 saate yakın keyif yapıyoruz gazete okuyoruz, kitap okuyoruz bizim kuzu hala uyanmıyor. Açık havada olunca 2 saatten fazla uyuyor çocuk. Bu esnada mekanda dünyanın en hızlı kamplumbağasını görüyoruz hayvan fiti fiti dolaşıyor ortalıkta

Sonunda Poyraz uyanıyor , önce şaşkın şaşkın bakınıyor etrafına babasının kucağında.

Sıcaktan bunalmış çocuk hemen üstünü değiştiriyorum, yemeğini yediriyorum ve salıyorum bahçeye. Bizimki başlıyor etrafı keşfetmeye. Oradan oraya dolaşıp duruyor masaların arasında.

Mekanda bir sürü kedi var, yavrular da var anneleride. Bizimki zaten mavvv hastası olduğundan habire kedi kovalayıp duruyor. Hayvanlar korkup kaçıyor tabii ama bizimki vazgeçmiyor ısrarla kedilere yaprak yedirmeye çalışıyor J oğlum o mama değil kedi ot yemez desem de nafile elinde yaprak koşuyor kedilerin peşinden J


Bir süre sonra bahçe Poyraz’a dar gelmeye başlayınca en iyisi kovulmadan hafif hafif yaylanalım deyip hesabı ödeyip bu sefer yukarı tırmanma maceramıza başlıyoruz. Allahtan Poyraz arabasında değil kendi kendine çıkıyor yavrum merdivenleri J Kapısı ve girişinim böyle garip durduğuna bakmayın gerçekten güzel bir mekan Limonlu Bahçe. Internette pek çok yerde çok pahalı olduğuna dair yorumlar var ama o kadar da abartı değil limonata 10 tl, profiterol 10 tl, ana yemekler 15-20 arası , ekşi sözlükçülerin abarttığı kadar pahalı değil benceJ

Taksim’e geldiğimizde uyuyan Poyraz bey bu sefer gayet uyanık ve cin gibi İstikal’i turlamaya başlıyor. O kalabalıkta beyefendi arabasına oturmadığı gibi kesinlikle elinin utulmasına da izin vermiyor. Kendi kendine yürüyecek işte o kadar !!!

Yalnız bu herşeyi kendim yapacağım modundaki küçük bey tahta bacağı görünce korkup bacağıma, elime yapışıyor J

          Tramvayı görünce tren tren diye sevinç çığlığı atıp “tren”dekilere el sallıyor J

Maraş dondurması alıyor, kendi kendine sıra bekliyor külahı almak için savaş veriyor ve sonunda kavuşuyor dondurmasına. Dondurmayı bizim tutmamıza izin vermiyor, illa kendi tutacak.

Vee bu da oluyor Poyraz hayatının ilk eylemine katılıyor. Ayrımcılığa karşı gökküşağı hareketi. Gayler, Lezbiyenler, Travestiler ellerinde pankartlar, rengarenk kıyafetleri ile eylem yapıyorlar. Çok güzel müzik yapıyorlar bizimki ilgiyle izliyor. Anayasada onlara da yer verilmesini istiyorlar, seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Çok çok renkli insanlar..

Herkesin eleştirdiği Demirören alışveriş merkezini de görüyorum, bence insanların abarttığı gibi caddenin yapısını bozmamış. Gayet güzel bir bina yapmışlar. Yalnız bu bina biz en son geldiğimizde yoktu demek ki çoook uzun zaman olmuş İstiklal’e gelmeyeli bir kez daha anlıyoruz J

Hava inanılmaz sıcak bir yandan geziyoruz bir yandan ter döküyoruz akşam 6da eve dönüyoruz ve hepimiz kendimizi banyoya atıyoruz. Bol gezmeli bir babalar günü aynen aşağıdaki gibi bitiyor :)


20 Haziran 2011 Pazartesi

Babalar günün kutlu olsun Anneciğim...

23 senedir bize hem annelik hem babalık yapan canım annem , babalar günün kutlu olsun... 30 yaşından beri 4 çocuğa hem annelik hem babalık yapmanın ne kadar zor olduğunu ancak kendim ANNE olduktan sonra kısmen anlayabildim. Herşeye hep bizi korumak için hayır demek zorunda kaldığını şimdi anlıyorum. Ve biz çoğu zaman söz dinlemezdik hele belli bir yaştan sonra şimdi kendime çok kızıyorum... Kendim anne olunca anlıyorum yavaş yavaş çocuk büyütmenin yalnızca fiziki zorluklarının bile ne yorucu olduğunu... İyi ki varsın anneciğim, Seni Çok seviyoruz,  Allah seni başımızdan eksik etmesin ...