21 Haziran 2011 Salı

Babalar Günü Kutlaması & Limonlu Bahçe...

Babalar günü için Serdar’a 6 değişik plan yapıp mail attım kendisi bunlardan birini seçti. J Sabah Poyraz bey bizi 8.30da uyandırdı , babasına hediyesini verdi , öptü, kokladı. Giyinip hazırlanıp hemen evden çıktık zaten o saatte trafik olmadığından 20 dakikada Bebek’e vardık. Bebek kahvesinde kahvaltımızı yaptık. Deniz kenarındaki masamızda kahvaltımızı edene kadar Poyraz’ı zor zaptettik hatta bir ara mecburen çıkıp etrafta bir tur atıp geri döndük kahveye.

Kahvaltıdan sonra Bebek Parkında uzun uzun oyun oynadık. Hava o kadar sıcaktı ki başımıza güneş geçecek sandım bir ara. Ama çocuk güneş filan dinlemiyor tabii parktan ayrılmamak için elinden geleni yaptı.

Park aşırı güneş aldığından sonunda Poyrazı parktan koparıp ağaçların altına gölgeye almayı başardık. Yayıldık çimlerin üzerine. Poyraz’ın sabit durması için mutlaka birşeyle meşgul olması lazım mesela bir şeyler yerken bir süre sabit duruyor onun için iki dakika dinlenmek istediğimde mutlaka eline yiyecek birşeyler veriyorum yakında pisboğaz yapacağım çocuğu J çimlerde oturup babasıyla hapur hupur yeşil erik yedi küçük bey.

Poyraz burada da kendine bir abi buldu. Çocuk abilere hasta özellikle 9-10 yaş erkek çocuklarına bayılıyor abi abi diye peşlerinden koşup duruyor. Burada da kendine bir Yağız abi buldu ve 1 saate yakın onunla top oynadı, çalı çırpı topladı bir sürü oyunlar oynadı. Babası hemen yanlarından bende uzaktan oturup onları izledim.

Artık saat 1’e gelince bizimkinin uykusu gelmeye başladı hemen attık bunu arabaya zira en kolay arabada uyuyor zaten 2 dakika geçmeden uyudu istikamet Taksim. Yolda baya bir en son ne zaman Taksim’e gelmiştik diye düşündük bu kadar düşündüğümüze göre çok uzun zaman olmuş sonucuna vardık :) Oysa eskiden ne çok gelirdik allahım yaşlandık mı yoksa bu minik adam hayatımızı ele mi geçirdi ?


Taksim’de Avrupa’nın fast food balık zinciri Nordsee açılmış ve sevgili gidelim Bremer yiyeceğim diye tutturuyordu bugün onun günü olduğundan tabii ki Nordsee’ye gittik. İstiklal caddesinin üzerinde zaten, ilk bakışta küçük bir yer gibi görünüyor ama değil tam 6 katlı güzel bir yer yapmış adamlar. Fakat işin kötü yanı ürünler ithal ve ithalatta sıkıntı yaşıyorlarmış o yüzden menüdeki ürünlerin çoğu yok sevgili Bremer (balık köfteli mini sandviçler) yerine avucunu yaladı yani ama genede memnun kaldı sanırım :)

Yemekten sonraki rotamız Limonlu Bahçe. Sevgili limonatayı çok sever , internette araştırdım buranın limonatası meşhurmuş ve çok güzel bir yermiş. Yeni yerler keşfetmeyi seviyoruz Poyraz doğduğundan beri bunu pek yapmıyorduk çünkü mekanda çocukla rahat edilir mi endişesi oluyor insanda. Burayı ekşi sözlükte, forumlarda beğenen çok, İstiklal caddesinde bir vaha diye anlatıyor millet. Galatasaray lisesinin yan sokağından daldık aşağı numara 98, sokak 8 no.dan başlıyor ve inanılmaz bir yokuş 70’e kadar geldik ama yokuş gittikçe dikleşiyor, bir şey değil çocuk arabası elimizden kayıp gidecek diye korkuyoruz J sonunda vazgeçelim bari dedik bu yokuşun birde dönüşü olacak "yok ya dedim siz burada durun bu kadar geldik ben gidip bakayım" bunu dedim iki adım attım baktım bir apartmanın girişinde Limonlu Bahçe yazıyor J meğer binanın eski numarası 98miş. Apartmanın kapısından baktım aşağı doğru dik merdivenler iniyor dedim bebek arabasıyla nasıl gireceğiz sevgiliyle birbirimize bakıyoruz öylece bu sırada binadan 3 tane bebek arabalı çift çıktı bunun üzerine demek ki iniliyor ve aşağıda insanlar “ne işiniz var burada bebek arabasıyla banel insanlar” bakışı atmayacak deyip sırtlandık arabayı indik aşağı. Resimde güldüğüme bakmayın afederseniz totomdan ter akıyor, bir yandan da ulan aşağısı güzel değilse sevgili beni fena yapacak diye düşünüyorum J

3 kat merdiven indikten sonra nihayet bahçeye ulaşıyoruz veee o eziyete değen bir mekanla karşılaşıyoruz. Bu sırada kuzu hala uyumaya devam ediyor hemen keyif moduna geçiyoruz. Gelsin limonata, profiterol ve türk kahvesi J

1 saate yakın keyif yapıyoruz gazete okuyoruz, kitap okuyoruz bizim kuzu hala uyanmıyor. Açık havada olunca 2 saatten fazla uyuyor çocuk. Bu esnada mekanda dünyanın en hızlı kamplumbağasını görüyoruz hayvan fiti fiti dolaşıyor ortalıkta

Sonunda Poyraz uyanıyor , önce şaşkın şaşkın bakınıyor etrafına babasının kucağında.

Sıcaktan bunalmış çocuk hemen üstünü değiştiriyorum, yemeğini yediriyorum ve salıyorum bahçeye. Bizimki başlıyor etrafı keşfetmeye. Oradan oraya dolaşıp duruyor masaların arasında.

Mekanda bir sürü kedi var, yavrular da var anneleride. Bizimki zaten mavvv hastası olduğundan habire kedi kovalayıp duruyor. Hayvanlar korkup kaçıyor tabii ama bizimki vazgeçmiyor ısrarla kedilere yaprak yedirmeye çalışıyor J oğlum o mama değil kedi ot yemez desem de nafile elinde yaprak koşuyor kedilerin peşinden J


Bir süre sonra bahçe Poyraz’a dar gelmeye başlayınca en iyisi kovulmadan hafif hafif yaylanalım deyip hesabı ödeyip bu sefer yukarı tırmanma maceramıza başlıyoruz. Allahtan Poyraz arabasında değil kendi kendine çıkıyor yavrum merdivenleri J Kapısı ve girişinim böyle garip durduğuna bakmayın gerçekten güzel bir mekan Limonlu Bahçe. Internette pek çok yerde çok pahalı olduğuna dair yorumlar var ama o kadar da abartı değil limonata 10 tl, profiterol 10 tl, ana yemekler 15-20 arası , ekşi sözlükçülerin abarttığı kadar pahalı değil benceJ

Taksim’e geldiğimizde uyuyan Poyraz bey bu sefer gayet uyanık ve cin gibi İstikal’i turlamaya başlıyor. O kalabalıkta beyefendi arabasına oturmadığı gibi kesinlikle elinin utulmasına da izin vermiyor. Kendi kendine yürüyecek işte o kadar !!!

Yalnız bu herşeyi kendim yapacağım modundaki küçük bey tahta bacağı görünce korkup bacağıma, elime yapışıyor J

          Tramvayı görünce tren tren diye sevinç çığlığı atıp “tren”dekilere el sallıyor J

Maraş dondurması alıyor, kendi kendine sıra bekliyor külahı almak için savaş veriyor ve sonunda kavuşuyor dondurmasına. Dondurmayı bizim tutmamıza izin vermiyor, illa kendi tutacak.

Vee bu da oluyor Poyraz hayatının ilk eylemine katılıyor. Ayrımcılığa karşı gökküşağı hareketi. Gayler, Lezbiyenler, Travestiler ellerinde pankartlar, rengarenk kıyafetleri ile eylem yapıyorlar. Çok güzel müzik yapıyorlar bizimki ilgiyle izliyor. Anayasada onlara da yer verilmesini istiyorlar, seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Çok çok renkli insanlar..

Herkesin eleştirdiği Demirören alışveriş merkezini de görüyorum, bence insanların abarttığı gibi caddenin yapısını bozmamış. Gayet güzel bir bina yapmışlar. Yalnız bu bina biz en son geldiğimizde yoktu demek ki çoook uzun zaman olmuş İstiklal’e gelmeyeli bir kez daha anlıyoruz J

Hava inanılmaz sıcak bir yandan geziyoruz bir yandan ter döküyoruz akşam 6da eve dönüyoruz ve hepimiz kendimizi banyoya atıyoruz. Bol gezmeli bir babalar günü aynen aşağıdaki gibi bitiyor :)


4 yorum:

  1. Nefis bir gün olmuş. Hele şu arabada uyuyup, pusete geçirirken uyanmayan; gürültülü mekanda uyumaya devam eden ve koltuk üzerinde uyuyakalan çocuk profili benim en hayran olduğum profildir :)

    YanıtlaSil
  2. alin Ayaz'i verin Poyraz'i anlamazsiniz bile diyorum.. bu kasar benzeyebilirler ancak.. abiler, kediler, uyku, herseyi Ayaz yapsin kimse karismasin.. bayildim babalar gununuze de cok guzel bir gun olmus..

    YanıtlaSil
  3. Çokbilmiş evet bizimki aynen öyle bir bebek uykusu varsa uyur heryerde ama uyanmışsa da bir daha asla uyumaz :)

    YanıtlaSil
  4. Cadsız evet güzel bir gün oldu gerçekten sıcağa rağmen şikayet etmedik hepimiz memnunduk halimizden. Bu modeller böyle galiba yada 2 yaş sendromu başlıyor olabilir herşeyi kendi yapacak beyefendiler :)

    YanıtlaSil