21 Temmuz 2011 Perşembe

Şimdi Alaçatı'da olmak vardı ...

Not: Bu yazım 2008'de www.binrota.com yayınlanmıştı zaten 2009da hamileydim yani son 3 yıldır gidemedim Alaçatıya, eminim birçok değişiklik olmuştur , umarım bunlar iyi yönde olmuştur burası da Bodrum'a dönmemiştir.2006 yılında keşfedip aşık olduğum ve her tatilde birkaç günlüğüne de olsa gittiğim Alaçatı'yı daha da bozulmadan ! mutlaka gidip görmenizi tavsiye ederek başlayayım. İzmir'den Çeşme otobanına girdiğinizde, Çeşme'ye 10 km. kala son sapak Alaçatı, zaten daha uzaktan yel değirmenleri gözünüze çarpıyor. Ne de olsa rüzgarıyla meşhur olmuş olan Alaçatı'da enerji üretiyorlar. Alaçatı yolundan devam ederken solda deniz ve ilk karşılaştığınız manzara







Denizde onlarca rengarenk surf sizi karşılıyor burada bol miktarda surf okulu da mevcut, şahsen denemedim ama uzaktan izlemesi bile zevkli.Alaçatı'da plaja inmeden önce sabah kahvaltısı için köyün merkezine inilebilir. Pahalı cafelerde kahvaltı etmek istemezseniz Beyaz Fırın'ın lezzetli kurabiyelerinden alıp geleneksel kahvelerden birinde çayla güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Beyaz Fırın ( bizim bildiğimiz zincir değil tabii ) anlatmakla olmaz, minicik bir yer çeşit çeşit kurabiye ve başka ne ararsan yapıyorlar size de göz ziyafeti olsun diye bir örnek :)


Kahvaltıdan sonra plaja inip Alaçatı'nın serin sularında ( serin derken oldukça soğuk özellikle sabah saatlerinde) yüzmenin tam vakti. Alaçatı'nın küçük bir halk plajı var,  Alaçatı 11 ve Babylon gibi tesisler de bu plajı paylaşıyor. Bu kadar popüler olup kalabalıklaşmasına rağmen deniz nasıl halen bu kadar temiz kalabiliyor, tam bir muamma. Denizin temizliğinden kastım, berrak pırıl pırıl bir su sizi bekliyor hemde minik balıklarla birlikte... Alaçatı'nın denizi nasıldır sorusuna cevap :

Alaçatı'nın suyu her daim sabah akşam hep soğuk ama orayı güzel kılan da bu zaten : iyice terledikten sonra o serin sulara dalmak. Yalnız yüzmek için 100 metreye yakın ilerlemek gerekiyor denizin içinde çünkü oldukça sığ; ve denizin içi tamamen kum kaplı, bir çakıl tanesi dahi yok.




Bütün gün serin sularda yüzdükten sonra akşam Alaçatı merkeze inebilirsiniz burada envai çeşit restoran açılmış. Çok lüks ve pahalı olanlar var, malum sosyetenin yeni gözdesi burası; ama makul olanlar da var. Hediyelik eşya satan tezgahlar burada da mevcut fakat diğer tatil yerlerinden farklı olarak antika (ya da vintage) diyebileceğimiz şeylerin satıldığı minik bir pazar yeri de var. Alaçatı'da beni en çok etkileyen şey ise taş evler oldu. Zaten plaja doğru inerken sol tarafta Port Alaçatı projesi kapsamında yapılan inşaatları görüyorsunuz, bu mükemmel evler denizin hemen kenarına inşaa ediliyor. Fakat merkezdeki evler de bunlardan geri kalmıyor. Bu güzel evlerin birçoğu butik otele veya restorana dönüştürülmüş makinemin gece çekimleri çok başarılı olmadığından sırf bu sokak ve evleri çekmek için sabah erkenden merkeze indim. Aşağıda Alaçatı sokaklarından birkaç örnek :



Alaçatı son yıllarda sosyetenin akımına uğramış durumda. Yatak kapasitesi de fazla olmadığından merkezdeki butik otellerin fiyatları biraz uçuk. 5 yıldızlı otel fiyatlarından bile yüksek olan butik oteller var burada. Bu yüzden Çeşme merkezde kalıp buraya arabayla gelmek (en fazla 10 dk. sürüyor) daha mantıklı geldi bana. Çeşme'de kalırsanız hergün değişik bir plajdan denize girme şansınız da olur örneğin Ilıca, Altınkum, Pırlanta plajı...

Alaçatı'nın son yıllarda bu kadar popüler hale gelmesiyle ilerde bozulacağı iddiaları, yükselen yeni ev inşaatlarıyla yalnızca bir iddia olarak kalmayacak gibi görünüyor; bu yüzden bir an önce bu küçük tatil beldesini muhteşem denizi ve şirin merkeziyle mutlaka ziyaret etmelisiniz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder