28 Mayıs 2012 Pazartesi

19.Mayısı kutladık...

Kadıköy Belediyesi senelerdir her 29.Ekim'de Bağdat Caddesinde Cumhuriyet yürüyüşü düzenler biz bu yürüyüşlere yıllardır katılırız. Sağolsun başkanımız Selami Öztürk olmasa zaten memlekette bu bayramları kutlayacağımız yer nerdeyse kalmadı sayılır. Selami Bey'de böyle düşünmüş olacak ki bu yıl 19 Mayıs'ta da bir yürüyüş düzenledi. Geçen seneki anlam veremediğim 19.Mayıs stadlarda kutlanmayak kararından sonra buna çok sevindim doğrusu. Hatta son ana kadar hükümet Atatürk anıtlarına çelenk konulmasını bile yasakladı ama bu Kadıköy belediyesini ve bizleri yıldırmadı. 19.Mayıs'ı çoşkulu bir kalabalıkla birlikte Bağdat Cadde'sinde kutladık.


Poyraz ve Ada'yı günün anlam ve önemine uygun giydirdik. Kendimizde kırmızı beyazlarımızı giydik. Bu ikisi çok tatlı oldular kırmızı & beyaz pek uyumlu oldular.


Yürüyüş boyuncada pek huysuzluk etmediler.Hele Ada tam bir maskot oldu herkes resmini çekti. Beyaz elbisesi ve bayrağıyla tam bir Cumhuriyet bebeği olmuştu. Yürüyüş boyunca benim oğlum bazen arabasında oturdu bazende yürüyüşe katıldı. Yürüyüşe arkadaşlarımızda gelmişti, yol boyunca hep birlikte marşlar söyledik. Yürüyüşün sonunda her yıl olduğu gibi Selami Öztürk önderliğinde andımızı söyledik. Bir kez daha Kadıköylü olmaktan gurur duydum. 19.Mayıs gibi önemli bir günü unutturmaya çalışa zihniyete inat biz hep birlikte yürüdük, umarım seneye bu kutlamalar ülke çapında ve daha çoşkulu yapılır.


Yürüyüş bittikten sonra Caddebostan Sahilde büyükşehir belediyesinin düzenlediği gençlik konserine gittik. Biz yürürken Göksel sahne almış ve inmişti biz sahile ulaştığımız sırada Yaşar çıktı sahneye. Ortaokuldayken Yaşar'a aşıktım :) daha önce konserine de gittim ama bu kadar yakından görmek hoşuma gitti doğrusu. Yaşar 1,5 saat sahnede hepimizi çoşturdu, bol bol dans ettik ve eğlendik. Konserin başında kuzum arabasında uyudu, bizde rahat rahat eğlendik...

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Minik sanatçılar iş başında...


Evde iki Picasso yetiştiriyoruz :)) bunlara her türlü boya, fırça, alet edavat aldık durmadan resim yapıyorlar. Gerçi sadece kağıdı değil masa örtüsünü, sandalyeleri falanda boyuyolar ama napalım sanat uğruna katlanıyoruz. Mothercareden boyalar, fırçalar, boya kapları,önlük ve Migros'tan kocaman resim defterleri aldım. 4-5 değişik kapta su koyuyorum önlerine, veriyoruz fırçaları ellerine özgürce çalışıyorlar :)


Aynı boyalarla sünger baskı yapıyorlar. Boyayı fırçayla baskı süngerinin üzerine iyice sürmesini söylüyorum sonra boş kağıda şekiller çıkarıyor ve bu iş acayip hoşuna gidiyor.


Poyraz ve Ada'nın ilişkileri çok inişli çıkışlı :) bazen uzun uzun çok güzel oynuyorlar bazende bir boya için kavgaya tutuşuyorlar. Genelde herşeyden iki tane olmasına rağmen mutlaka kavga edecek bişey bulabiliyorlar :) 


Çok güzel eserler yaratıyorlar, suyla değişik renkler elde etmek hoşlarına gidiyor. Boyama kitabı verip  bir şekil boyatmakla kısıtlamak yerine boş kağıt verip özgürce çalışmalarının daha iyi olduğunu düşünüyorum. Yarattıkları eserleri kurumaya bırakıp ertesi gün duvarlarımızda sergiliyoruz , evet evet evde minik bir Picasso yetiştiriyoruz :)

22 Mayıs 2012 Salı

Aktivite önerisi : Bulgurdan Gökkuşağı


Daha önce bulgur ve sıvı gıda boyası kullanarak yılbaşı duyusal havuzu yapmıştık. Artık bahar geldiği için bu sefer gökkuşağı yapmaya karar verdik. Bulgurlarla oynaması çok zevkli fakat ortalığa çok dağılan birşey bu deneye kalkışmadan önce yere birşey sermenizi şiddetle öneririm. Gerçi sersenizde gene koltukların altı bile bulgur oluyor önceden uyarayım :) Herşeye rağmen bu deneyi yapmaya karar verdiyseniz tebrikler deyip nasıl yapıldığını anlatayım :) Tek ihtiyacınız olan bulgur ve çeşitli renklerde sıvı boyalar. 

Bulgurları değişik renkler yapabilmek için buzdolabı poşetlerine doldurdular, sonra her poşete başka renk bir boya döktük ve poşetleri ellerinde mıncırmak, sallamak suretiyle boyanın tüm bulgurlara yayılmasını sağladılar. Böylece poşetin içindeki tüm bulgurlar o renk oldu. Bizim elimizde sadece 3 renk vardı daha fazla olsa daha güzel bir gökkuşağı yapabilirdik ama nasıl yapıldığını anladınız sonuçta :) Renk renk bulgurları tepsiye güzelce dizdik (itiraf ediyorum bu kısmı ben yaptım :p) Böylece minik gökkuşağımız hazır oldu ..Ada minik elleriyle eserimizi tutuyor :)

Benim oğlum biraz haydut olduğundan gökkuşağımızın ömrü birkaç dakika sürdü çocuğun en sevdiği şey yaptığımız şeyleri hemen bozmak :) kız çocuk öylemi biz Ada'yla saatlerce oynardık o bulgularla ama haydut oğlum hemen bozuyor ve etrafa dağıtmaya başlıyor :) İşte eserimizin sonu ...

21 Mayıs 2012 Pazartesi

2-3 yaş bebeler için renk ve su deneyleri ...


Poyraz doğduğundan beri suyu çok seven bir çocuk , hergün mutlaka suyla oynar. Yarım saat lavaboda bütün arabalarını ve hayvanlarını yıkama faslı vardır günde en az bir kere. Oto yıkama yapar leğene su doldurup bulduğu herşeyi yıkar, suyu açar oynar durur. Renkleri öğretmek için değişik aktiviteler yapıyoruz, bir akşam suyla renkleri karıştırmaya karar verdim ve ortaya eğlenceli oyunlar çıktı. Önce sıvı gıda boyalarımızı ve ELC boyaları (mothercarede satılıyor) ortaya çıkardık ve ikisinede ikişer bardak su ve renk deneyleri yapmaları için çubuklar verdik. Boyaları bardaklarının içine sıkıp sonrada karıştırmak suretiyle suyun renklenmesini sağladılar.

Bardaktaki suları iyice renklendirdikten sonra bu sefer bunlara birer kase ile temiz su verdim. Kaselerin içine birer damla zeytinyağı damlattım, bu deneyde yağ ve boya su üzerinde kalacak ve güzel bir görüntü oluşacaktı ama bunun için boyayı çok az damlatmak gerekiyormuş bizimkiler ise şişeyi ellerine kaptımı çok fazla sıkıyorlar bu nedenle pek başarılı olmadı bu deneyleri :))



Bu deneyler esnasında etraf biraz battı tabii ortalık boya oldu ama çocuklar çok eğlendi. Birkaç bardak temiz suyla baya bir oyalandılar. Boyaları döküp döküp yeni renkler elde etmek çok hoşlarına gitti. Her renk için temiz su verdim ki renkleri görsünler, birşey başarmış olmak da ayrıca hoşlarına gitti. Etrafın biraz batmasını göze alıyorsanız sizde çocuğunuzla eğlenceli deneyler yapabilirsiniz :)


15 Mayıs 2012 Salı

Bir Ada Fotoromanı :)



Bir pazar sabahı 8de uyanan bebe ile hazırlanıp iskeleye gidilir, henüz saat o kadar erkendir ki ada vapurunun kalkmasına yarım saat vardır, vapuru beklerken çaylar içilir. İlk vapura anne,baba,bebe ve bisikletle binilir, Kınalıadaya gidilir. Günün teması "hiç gitmediğimiz bir adaya gitmek" olduğundan bu küçük ada seçilmiştir...

Kuzunun motorda yapmadığı şebeklik kalmaz, gençlerden oluşan bir gruptakilerin hepsine maymunluk yapar, babasının kucağından inmez, huysuzluk etmeden adaya ulaşılır. Adaya ilk ayak basan insanlarla birlikte bizimkide hemen bisikletine atlar. Bir bakar her tarafta bisiklete binen abiler, ablalar, şaşırır onların yanına gider..Trafik derdi olmadan kuzu bisikletine binerken anne baba rahat rahat kahvaltı eder..


Kahvaltıdan sonra ada sokakları tek tek gezilir, kuzu bazen bisikletine biner bazen yorulur. Yoruldukça durup kaldırımlarda oturup dinlenilir, erikler yenir :) Bisiklete binmediği zamanlarda bisiklet itina ile anne tarafından taşınır, kuzu sokaklarda koşar..


Deniz kenarına gelipde denize taş atmadan dönmek olmaz, fakat bizimki küçük taşları taştan saymadığından illa büyüttt taşlar aranır, neredeyse taşla kendinide atacak kadar büyük taşlar bulunup denize atılır. Deniz ilginç bir şekilde çok temizdir, insan biran yüzmeyi hayal eder :)

Kınalıada çok küçük bir ada olduğundan yarım günde gezmek mümkün, arka taraflarında güzel plajlarıda varmış fakat biz oralara gitmedik. İskele etrafında gezdik. Kınalıada'da diğer adalardaki gibi fazla sayıda görülmeye değer eser yok, en ilginç yapı minaresiz inşaa edilmiş olan camisi.


Devamlı bisiklete binmektende, yürümektende yorulan kuzuyla deniz kenarında taşların üzerine oturulup kuşlar seyredilir, tam sahildeki parkta salıncağa binilir, çay bahçesinde çaylar içilir..Sabah kalktığında bisikletide yanına almak için çok ısrar eden kuzu bir süre sonra bisikletten sıkılıp illa kucak diye tutturmaya başlar. Ve aramızda kucak mı bisikletmi tartışması başlar..


Poyraz hayatımıza gireli 2,5 sene oldu ve ben hala kaybedeceğim baştan belli olan tartışmalara girmemeyi öğrenemedim :))


İyice yorulan kuzuyla dönüş yoluna geçilir, o kadar yorulduki kesin motorda uyur bu diye düşünen anne avucunu yalar, zira çocuk motora biner binmez cingöz kesilir, masaların üstünde gezer, babasıyla güvertede takılır, etrafı kolaçan eder, kuşları seyreder ama asla uyumaz :)


İstanbul'a döndüğümüzde bizi bir sürpriz beklemektedir, Cumhurbaşkanlığı bisiklet yarışı nedeniyle tüm yollar trafiğe kapatılmıştır. Araba Bostancı otoparkında mahsur kalır ,fakat Poyraz son hız geçen bisikletleri çok sever, yol kenarında oturup bisikletler seyredilir.. Tıpış tıpış yürünerek bir taksiye ulaşılır ve eve dönülür kuzu takside uyuyakalır :) Sizede tavsiye ederim bir sabah erkenken kalkın ve hiç gitmediğiniz bir adaya gidin, bir vapur yolculuğu kadar yakın...

13 Mayıs 2012 Pazar

Anneler Günümüz Kutlu Olsun...


Bugün kuzumla 3.anneler günüm, sabah sabah gidip çiçek almışlar, öpücüklerle uyandırdı kuzum beni. İyi ki doğurmuşum bu miniği ben ya, çok seviyorum öyle böyle değil.. Beni kızdırsada bazen delirtsede alıp içime sokasım geliyor. Beni "anne" yapan bebeğim...Uyanır uyanmaz hazırlanıp anneler günü kahvaltısına gittik hep birlikte...


Başta annem olmak üzere bütün annelerin anneler günü kutlu olsun, anne olmak isteyen herkese allah bu duyguyu tattırsın. Dünyanın en zor işi çocuk yetiştirmekmiş öyle diyorlar, doğru gerçekten zor ama bir yandan da çook güzel bir duygu. Oğluma benim kadar iyi bakan teyzeleri "anne yarıları"nında anneler gününü kutluyorum. Onlarında en kısa sürede anne olmalarını diliyorum... Nice anneler günlerini yavrularımızla birlikte yaşamak dileğiyle, hepinizin anneler günü kutlu olsun...

3 Mayıs 2012 Perşembe

23.Nisan Çocuk Şenliği...


23.Nisan'la ilgili son etkinliğimiz Üsküdar Belediyesinin Validebağ Korusundaki Çocuk şenliğine gitmek oldu. Geçen senede gitmiştik bu şenliğe ama Poyraz daha küçüktü bu sene çok daha iyi anlıyor herşeyi ve şenliği çok sevdi. Özellikle maskotlara bayıldı peşlerinden ayrılmadı.


Koruya giderken uçurtma almıştık ve ilk olarak uçurtma macerasıyla başladık fakat çok başarılı olamadık :) Uçurtmalar plastikti ve tüm çabalarımıza rağmen fazla uçmadı. Görevlilerden yardım istedik ama o da işe yaramadı uçurtma sevdamız kısa sürdü :)


Şenlik alanında çocuklar saatlerce sıkılmadan oynadılar. Maskot bando hem sahnede hem alanda devamlı çocukların yanındaydı. Sahnede de sürekli oyunlar vardı, bizimkilerin yaş grubuna uygun değildi belki ama çok güzeldi sahnedeki oyunlar. Bir tarafta standlar kurulmuştu ve hepsinde farklı atölyeler vardı resim atölyesi, kukla yapım atölyesi vs. gibi bunlarda bizimkilere göre değildi ama çok güzel bir düşünce. Bütün şişme oyuncaklar, lunapark oyuncakları hepsi düşünülmüştü.

Başka bir yerde çocuklara ücretsiz patlamış mısır, meyve suyu ve pamuk şeker dağıtıyorlardı. Bizimkilerde ilk pamuk şekerlerini yemiş oldular.

Tam giderayak da şişme oyuncaklara daldı iki canavar. Zıplayıp durdular ve çok eğlendiler.

Akşama kadar korudaki şenliklerde eğlenen kuzularla çıkışta da Özgürlük Parkına gittik. Burada da Nükleer Enerjiye karşı çıkanların düzenlediği Gökkuşağı Şenliği vardı. Çocuklar cafede yemek yeyip oyun oynarken ben bir süre Moğollar konserini bile dinledim... Sonra çocukları oyuncaklarda oynattık yani bütün gün oyuna doydu kuzular...

Saat 13.30 civarı buluşan Poyraz ve Ada parktan sonra gene ayrılmadı ve bu sefer bizim evde sanat etkinliği düzenledik. Park çıkışı bize geldik ve yeni aldığımız boya ve fırçaları test ettik. Evde iki küçük sanatçı yetiştiriyoruz yani ikiside resim yapmayı seviyor aslında resim yapmaktan ziyade boyalarla oynamayı seviyorlar demek daha doğru. Veriyoruz ellerine fırçaları kağıdı, orayı burayı heryeri boyayıp duruyorlar. Resim etkinliklerinden sonra saat 23 gibi iyi geceler deyip ayrıldı Poyraz ve Ada :)

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Bayram Şekerim...

2 gün önceden başladığımız 23.Nisan kutlamalarına bayram sabahıda devam ettik. Önce kuzuma teyzesinin aldığı bayramlık cicilerini giydirdik, çok yakışıklı oldu kuzum... Beraber pencereye Türk bayrağını astık, türk bayraklı balonlar şişirdik ve ona anlayacağı şekilde 23.Nisan'ı anlattık..


Daha sonra kendisini yeni bir şenlik alanına götürdük fakat çocuk 2 gündür o kadar sıkılmış ki oyuncakların yüzüne bile bakmadı, bisikletime binicem diye tutturdu. Allahtan bisiklet arabanın bagajındaydı çocuk bayramlık kıyafetleriyle bisikletine bindi :))

Şenlik alanından çıkıp akşam 23.Nisan konserine gittik. Poyraz arkadaşı Ada ile buluştu ve 23.Nisan operası izlediler birlikte :)) çok tatlılardı. Ada operayı sonuna kadar izledi akıllı bıdığım benim oğlansa yarıya doğru burdan gidelim diye tutturmaya başladı. Zaten onun sabit oturabilme süresi o kadar olduğundan ben ısrar etmedim hemen çıktık. Böylece 23.Nisan'ı doyasıya kutlamış oldu kuzular :)