15 Mayıs 2012 Salı

Bir Ada Fotoromanı :)



Bir pazar sabahı 8de uyanan bebe ile hazırlanıp iskeleye gidilir, henüz saat o kadar erkendir ki ada vapurunun kalkmasına yarım saat vardır, vapuru beklerken çaylar içilir. İlk vapura anne,baba,bebe ve bisikletle binilir, Kınalıadaya gidilir. Günün teması "hiç gitmediğimiz bir adaya gitmek" olduğundan bu küçük ada seçilmiştir...

Kuzunun motorda yapmadığı şebeklik kalmaz, gençlerden oluşan bir gruptakilerin hepsine maymunluk yapar, babasının kucağından inmez, huysuzluk etmeden adaya ulaşılır. Adaya ilk ayak basan insanlarla birlikte bizimkide hemen bisikletine atlar. Bir bakar her tarafta bisiklete binen abiler, ablalar, şaşırır onların yanına gider..Trafik derdi olmadan kuzu bisikletine binerken anne baba rahat rahat kahvaltı eder..


Kahvaltıdan sonra ada sokakları tek tek gezilir, kuzu bazen bisikletine biner bazen yorulur. Yoruldukça durup kaldırımlarda oturup dinlenilir, erikler yenir :) Bisiklete binmediği zamanlarda bisiklet itina ile anne tarafından taşınır, kuzu sokaklarda koşar..


Deniz kenarına gelipde denize taş atmadan dönmek olmaz, fakat bizimki küçük taşları taştan saymadığından illa büyüttt taşlar aranır, neredeyse taşla kendinide atacak kadar büyük taşlar bulunup denize atılır. Deniz ilginç bir şekilde çok temizdir, insan biran yüzmeyi hayal eder :)

Kınalıada çok küçük bir ada olduğundan yarım günde gezmek mümkün, arka taraflarında güzel plajlarıda varmış fakat biz oralara gitmedik. İskele etrafında gezdik. Kınalıada'da diğer adalardaki gibi fazla sayıda görülmeye değer eser yok, en ilginç yapı minaresiz inşaa edilmiş olan camisi.


Devamlı bisiklete binmektende, yürümektende yorulan kuzuyla deniz kenarında taşların üzerine oturulup kuşlar seyredilir, tam sahildeki parkta salıncağa binilir, çay bahçesinde çaylar içilir..Sabah kalktığında bisikletide yanına almak için çok ısrar eden kuzu bir süre sonra bisikletten sıkılıp illa kucak diye tutturmaya başlar. Ve aramızda kucak mı bisikletmi tartışması başlar..


Poyraz hayatımıza gireli 2,5 sene oldu ve ben hala kaybedeceğim baştan belli olan tartışmalara girmemeyi öğrenemedim :))


İyice yorulan kuzuyla dönüş yoluna geçilir, o kadar yorulduki kesin motorda uyur bu diye düşünen anne avucunu yalar, zira çocuk motora biner binmez cingöz kesilir, masaların üstünde gezer, babasıyla güvertede takılır, etrafı kolaçan eder, kuşları seyreder ama asla uyumaz :)


İstanbul'a döndüğümüzde bizi bir sürpriz beklemektedir, Cumhurbaşkanlığı bisiklet yarışı nedeniyle tüm yollar trafiğe kapatılmıştır. Araba Bostancı otoparkında mahsur kalır ,fakat Poyraz son hız geçen bisikletleri çok sever, yol kenarında oturup bisikletler seyredilir.. Tıpış tıpış yürünerek bir taksiye ulaşılır ve eve dönülür kuzu takside uyuyakalır :) Sizede tavsiye ederim bir sabah erkenken kalkın ve hiç gitmediğiniz bir adaya gidin, bir vapur yolculuğu kadar yakın...

4 yorum:

  1. Nihalcim bir ada organizasyonu yapalım mı nedersin?

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel bir gün. Bende gitmek istiyorum:)))

    YanıtlaSil
  3. Çok güzel bir gezi olmuş. Bizimki 1,5 yaşında aynen Poyraz gibi. Demek ki 1 yıl sonra bile pek birşey değişmeyecek :)

    YanıtlaSil