31 Ekim 2012 Çarşamba

Ailecek Bodrum..

 
Gençlik yıllarımda Bodrum’a çok gittim, daha sonra eşimle de gittik ama çocuklu olarak ilk Bodrum gezimiz oldu ve gerçekten değişik oldu. Zira daha önce çıkmadığım gece kulüplerine ancak dışardan bakmakla yetindim J
 

Herşey dahil otel konseptinde insan kendini rehavete öyle bir kaptırıyor ki yediğin önünde yemediğin arkanda şeklinde otelden çıkmaya üşeniyorsun. Biz tatilin son gecesi Bodrum’a indik Poyrazı arabasında uyutup gezdik dolaştık ama haliyle ancak cafelerde oturabiliyorsun bebek arabasıyla J
 

Oteldeki son günümüzde ise otelden öğlen çıkıp gene merkeze indik meşhur sebzeli dönerden yedik ve bir gece önce tadı damağımızda kalan Bitez Dondurmacısından dondurma yedik . Bodrum merkezi Poyraz’la gezdik, kaleye gittik, çarşıyı dolaştık kısa bir Bodrum gezisi oldu ve tadı damağımızda kaldı çocukla da ancak bu kadar gezilir deyip akşam 6 gibi Çeşme’ye gitmek üzere Bodrum’dan ayrıldık. Bu da ailecek ilk Bodrum gezimiz olarak tarihe geçsin.

29 Ekim 2012 Pazartesi

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun...

 
Cumhuriyetimizin 89.yılı kutlamalarını yada kutlayamayışlarımızı sabahtan beri tv'de üzüntü ile takip ediyorum. Sene 2012 ve halkın Cumhuriyeti kutmalamasına neredeyse izin verilmeme noktasına gelindi. Çok üzücü ve endişe verici, çocuğumu nasıl bir ülke bekliyor, nasıl bir geleceği olacak bu ülkede endişe ediyorum. Biz her şeye rağmen Cumhuriyeti tabii ki kutlayacağız, her sene olduğu gibi bu yıl da saat 19.00'da Bağdat Caddesi- Suadiye ışıklarda yürüyüşümüz başlayacak ve inadına Cumhuriyeti kutlayacağız.. 10 seneden fazladır bu Kadıköy'de bir ritüeldir her sene yağmur da yağsa fener alayımız mutlaka olur, yürüyüş olmayacak diye söylentiler çıksa dahi olur hiç bir sene yürüyüşümüzün olmadığı olmadı, umarım olmadığı bir gün gelmez.. Ankara'da maalesef üzücü olaylar yaşanıyor fakat İstanbul'da Cumhuriyet çoşku ile kutlanacak bu akşam.
 
Bayrağımızı alıp çocuklarımızla birlikte sokağa çıkalım ve Cumhuriyetimize sahip çıkalım..

25 Ekim 2012 Perşembe

Mutlu Bayramlar...

 
Sağlık, mutluluk, neşe ve huzur içinde geçecek güzel bir bayram diliyoruz herkese. Biz sabahtan geleneksel bayram kahvaltımız için ananeye gittik, dün o kadar prova yaptık ama gene de kimsenin elini öpmedi inatçı oğlum :) Mutlu bayramlar herkese...

23 Ekim 2012 Salı

Yelken Spa Resort - Bodrum


Yaz tatili çoktan bitti ama seneye gideceklere bilgi olsun diye otelin yazısını ancak yazabiliyorum. Eşimde bende herşey dahil otel konseptini hiç sevmeyiz aslında, fakat herkes çocukla çok rahat ediliyor diye ısrar edince bir deneyelim dedik. Uzun süre Çeşme’de otel araştırdık fakat Çeşme’de bu konseptte çalışan otel sayısı az olduğundan fiyatlar oldukça uçuktu son anda Bodrum’a rotayı çevirdik ve Ets çalışanlarının tavsiyesi ile bu oteli tercih ettik. Rezervasyonumuzu 1 ay önceden kulüp odasına yaptırıp arabayla yola koyulduk. Uzun bir gece yolculuğundan sonra sabahın köründe Bodrum’a vardık. Otel Turgutreis’te, Bodrum merkeze 1 saat demişlerdi ama o kadar uzak değildi.
 
Otele biraz erken vardığımızdan 2’ye kadar odamızın hazırlanmasını bekledik o sırada tesisi gezdik. Oldukça büyük bir alana yayılmış bir otel. Toplam 3 havuzu var ana havuz merkez binanın önünde ve animasyonlar burada yapılıyor. Hemen bizim odamızın önünde su kaydıraklarının olduğu bir havuz vardı ki biz genelde burada takıldık. Hem köşede minicik bir çocuk havuzu vardı Poyraz orda oynadı, hem de kaydıraklara bayıldı. Bir tanede aile havuzu vardı ayrıca. Havuzlar büyüklük olarak yeterliydi bence ama çocuk havuzları oldukça küçüktü, gerçi bizimki artık kollukla büyük havuzlarına girdiğinden çok dert etmedim.

 
Tesis denize sıfır ,iskele mevcut ve iskele üzerinde de şezlonglar var fakat deniz kenarında veya iskelede şezlong bulma sorunu var. Sabahın köründe kalkıp havlu bırakmazsanız şezlong bulmak imkansız. Bu da bize şezlong bulmak için erkenden plaja giden eşimin bana sabah sürprizi J
 
 
Denizin girişi taş geçen sene buraya gelen arkadaşlarımızı bizi uyardığından deniz ayakkabısı almıştım fakat Poyraz giymek istemedi bu nedenle denize çok az girdik genelde havuzlarda takıldık. Ayrıca deniz oldukça soğuktu , bölgede genel olarak rüzgarlı bir bölge. Poyraz uyuduğu zamanlarda ben iskeleden deniz keyfi yaptım ama onun dışında denizine bayılmadık. Deniz bize kumsal olarak işe yaradı bol bol kumda oynadı Poyraz ve babası J bende yatıp kitap okuyabildim onlar oynarken.
 
 
Otel yeme-içme konusunda başarılı açık büfesinde çeşit bol ama bu bana göre çok iyi bir şey değil zira çok yedim J Bu tür açık büfelerden birkaç gün sonra sıkılıyoruz o yüzden arada bir diğer restoranlarda fast food ile geçiştirdik öğle yemeklerini. Poyraz en çok da gözleme olayını sevdi bol bol tüketti. Ana restoranttaki 3 öğün yemek dışına, fast food sunan bir cafesi, kurabiye-kek servisi yapan pastanesi mevcut. İçecek bol ve çeşitler kaliteli. Her gün dondurma servisi vardı gerçi dondurma pek kaliteli değildi ama Poyraz gene de her gün yedi J
 
Ana restoranttaki tek sorun masa bulmak zira otel aşırı kalabalıktı ve çoğu zaman masa bulmakta zorlandık. Kahvaltılar çok güzeldi zaten günün en sevdiğim öğünü olduğundan çok memnun kaldım. Genel olarak yemekleri güzel fakat açık büfe mantığı bana kesin ters bir kez daha anladım.
 
Çocuklu aileler için bu oteller çok iyi demelerinin başlıca nedeni sanırım mini kulüp ve mini disko. Mini kulüp zaten gündüz saatlerinde açık ve insanlar o saatlerde genelde plajda yada havuzda oluyor onun için birkaç defa gittik. Mini kulübün önündeki parka ise hemen hemen her gün gittik. Her akşam yemeğe gitmeden önce bir posta park sefası yaptı bizimki.
 
Her akşam yemekten sonra ise mini diskoya gittik ki bence Poyraz en çok bunu sevdi. Otel Polonyalı dolu olduğundan animatörler İngilizce konuşuyordu ki ilk birkaç akşam hiç bir şey anlamadı kuzum sonra sonra olayı çözdü ve katılmaya başladı. İlk başlarda her şeyi benimle yapmak istiyordu ama sonradan çocukların arasına karışmaya başladı, çok komik ve tatlıydı. Çocuklarla konuşmaya çalışıyor ama hiçbiri Türkçe bilmiyor baya komiklerdi.
 
Akşamları mini diskodan sonra büyükler içinde animasyon vardı güzel şeyler vardı ama biz o sıralarda genelde Poyraz’ı uyutmaya çalıştığımızdan pek izlemedik. Otelde gündüzler için isteyebileceğiniz her şey mevcut plaj, havuz, basketbol sahası, tenis kortu, su sporları, bol miktarda yiyecek-içecek. Hijyen olarak da otele tam puan verebilirim odalar oldukça temizdi ve her gün temizlik yapılıyordu. Kısaca verdiğimiz paraya değecek bir hizmet verdiklerini söyleyebilirim.  

22 Ekim 2012 Pazartesi

3.Yaş Doğumgünü Hazırlıkları

 
Poyraz’ın doğum günlerini bugüne kadar hep birkaç kere kutladık bu senede öyle oldu aile arasında ve arkadaşlarıyla olmak üzere 2 ayrı parti yaptık. Doğum günü 2.Ekim hafta içine geldiğinden asıl partisini Cumartesi günü yaptık. İlk sene çocuğu devamlı kuzum diye sevdiğimden temamız kuzuydu, 2 yaşında yarış pisti teması yapmıştık bu sene de hayvanları çok sevdiği için hayvan teması yaptık. Önce internetten hayvan temalı tabak, peçete, masa örtüsü ve parti süsleri sipariş ettik. Temaya uygun olması için turuncu plastik tabak, çatal, bıçak, peçeteler ve turuncu-mavi balonlar aldık.  Her sene olduğu gibi bu senede iş bölümü yaptık ablamlar süslemeden ve pastadan bense menüden sorumlu oldum. Nesrin süsler, alınacaklar ve pinyata işini organize etti. Necla ise baskılar, süslemeler işini devraldı. Bende menüyü belirleyip birde onları pişirdim. Cuma akşamı evde hummalı bir hazırlık başladı ev bir yandan pastane gibi kokarken salonda süsleme işleri başlamıştı bile.
 
Necla hiç üşenmeyip kocaman bir poster bastırmış ve bir sürü koli getirmişti. Babada çalışmalara ortak olup poster ve kolilerden çocuklar için harika bir oyun yaptılar suratlarını kesince çocuklar bunun arkasına geçip acayip eğlendi.
 
Necla süslemelerde hiçbir detayı atlamamıştı. Poyrazın fotolarından duvar süsleri yapmış. Üşenmeyip sandalyeleri bile süsledi hatta konsepte uysun diye turuncu tül almış gidip (bildiğiniz cama asılan tülden J ) Bütün sandalyeler oraya oturacak çocuğun Poyrazla olan resmini basıp koymuştu J
 
 
Bütün duvar süsleri yapıştırılıp her yer balonlarla süslendi bu iş gece 2 ye kadar devam etti J
 
Ben o sırada mutfakta harıl harıl çalıştım. Menümüz patates salatası, makarna salatası, yaprak sarma (tabii ki annem yaptı bunu), patatesli börek, minik pizzalar,çikolatalı kek, vişneli muffin, çikolata kaplı kurabiyeler. Bunların çoğunu Cuma akşamı yaptım ve yiyecekleri süslemek için Pınar Abla harika süsler hazırladı partimize.  Bardaklarımıza bile bu süslerden yapıştırdık. Pınar Abla’ya bir kez de buradan teşekkür ederim.
 
1 hafta öncesinden Poyraz’a doğum gününde neler istediğini sorup duruyordum önce pek anlamıyordu bu parti işini ama sonra isteklerini anlatmaya başladı. Pastasının üzerinde mutlaka köpek olacakmış J ,partisi evde olacakmış, bütün arkadaşları gelecekmiş, hediye olarak da uzaktan kumandalı araba yada dozer istiyormuş J bizde kırmadık tabii hepsini yerine getirdik.  Pastasını  köpek şeklinde yaptırdık. Suadiye Motta’dan yaptırdık pastasını , şekli de lezzeti de başarılıydı.
 
3 senedir partiye gelen çocuklara mutlaka ufak birer hediye hazırlıyorum bu sene bir değişiklik yapıp oyuncak yerine kendim yaptığım reçellerden hediye ettim.  Acemi şansı diyelim zira hayatımda ilk kez yaptım ama güzel oldu reçellerim. Minik kavanozlar alıp bütün miniklere böğürtlen & şeftali reçelini doldurdum üzerini de de parti temalı etiketler yapıştırdım.
 
Geçen sene çok küçükler diye vazgeçtiğimiz pinyatayı bu sene yaptık çok da güzel oldu çocuklar çok sevdi. Nesrin teyzesi internette araştırıp Pinyata dükkanı diye bir yer bulmuş. Temamız hayvanlar olduğundan bize kedi şeklinde güzel bir pinyata yaptılar. Hatta birde dinazor yapıp hediye ettiler ama biz bu partide sadece kediyi kullandık. Pinyataların içini Poyraz kendi elleriyle doldurdu. Pinyatayı bilmeyenler için anlatayım karton hamur tarzı bir şeyden yapılıyor istediğiniz şekilde içine de şeker, çikolata, minik oyuncaklar (biz kızlar için toka, erkekler için minik arabalar koyduk) dolduruyorsunuz. Özel bir sopası var, pinyatayı yüksek bir yere asıyorsunuz çocuklar sopayla vurarak yırtmaya çalışıyor ve en sonunda altı yırtılarak içindekiler yere dökülüyor çocuklar da çok seviniyor bu işe , eğlenceli bir parti oyunu.
 
Cuma gecesi süslemeler ve menüyü bitirince, cumartesi sabahtan evi biraz toparlayıp masamızı hazırladık ve parti çocuğunu da giydirdikten sonra misafirlerimizi beklemeye başladık. Partimiz nasıl geçti 2.yazıda..

16 Ekim 2012 Salı

Ataol Tatil Çifltiği - Bozcaada

 
Bozcaada tatilimizi planlarken çiftlik olmasını çok istedim zira bu yaz 2 ayrı deniz tatiline gitmiştik ve bu sefer denizden ziyade gezme ağırlıklı bir tatil istiyordum. Adada 4-5 tane çiftlik konseptli otel var. Aral, Harmani, Bağbadem, Pelazzi ve Ataol. Biz bunların arasından Ataol’u seçip tatilimizden 1 ay önce rezervasyon yaptırdık. Otel yeşillikler içinde ki bence çocuklu aileler için çok önemli bir özellik. Çiftliğin sahiplerinin aynı zamanda üzüm bağları da var otelin iki yanı üzüm bağlarıyla kaplı. Poyraz’la üzümlerin arasında dolaşmak gayet keyifli oldu.
 
Otele varıp odamıza yerleşince biraz hayal kırıklığı yaşadım , otelde tek beğenmediğim şey odaların biraz küçük oluşuydu. Birde odamıza Poyraz için tek kişilik yatak koydurunca hareket alanı iyice daraldı. Ama odada çok vakit geçirmediğimizden pek dert etmedik. Odalarda TV ve mini buzdolabı mevcut. Odanın resmini çekmemişim ama genel olarak güzeldi küçük olması dışında bir sorunu yoktu ve temizlik konusunda başarılıydı. Odayla ilgili bir diğer eleştirim minik de olsa bir balkonun olmayışı insanlar deniz tatiline geldiğinden bir sürü asacak havlu, çamaşır vs. oluyor bunlar için aşağı çamaşır askılıkları koymuşlar ama yeterli değildi bence.Bahçe düzeni çok hoştu, hamak, salıncak, süs havuzu her şey düşünülmüş. En güzeli de devamlı bahçede sürü halinde serbestçe dolaşan kazlar J Poyraz bunları çok sevdi devamlı peşlerinden koşturup durdu.

 
Gene çocuklu aileler için çok önemli olan park unutulmamış. Ahşap oyuncaklardan oluşan park mevcut ve burada bol bol vakit geçirdik. Parkın hemen yanında tavuk ve horozların olduğu bir kümes var burada tavukları inceledik bol bol. Çiftlik denince akla çok daha fazla hayvan geliyor ama burada sadece tavuk, horoz ve kazlar vardı. Poyraz hayvanları çok sevdiğinden ben daha çok hayvan olmasını tercih ederdim.

Restoran kısmının manzarası da çok hoş alt taraf yemyeşil ve üzüm bağlarına bakıyor. Kahvaltı ve akşam yemeği açık büfe olarak sunuluyor. Kahvaltıda çeşit boldu , özellikle ev yapımı reçellere bayıldık. Akşam yemeklerinde mezeler, salata, meyve, tatlı çeşitleri yanında bir çeşit ana yemek seçeneği vardı. Ana yemek çeşitlendirilebilir. Genel olarak yemekleri yeterli buldum ama ana yemek servisi biraz yavaştı özellikle balıklar gelene kadar insan mezelerle karnını doyurabiliyor J
 
Restoranın altındaki yeşil alanda çocuklar yemekten sonra koşturup oynadı bol bol, saklambaç, yakalamaca oynadılar. Çocukların koşturması için gayet uygun ve geniş bir alan. Aynı yerde hamak da vardı ve bol bol yatıp dinlendim. Oğlumda ağaçtan zeytin topladı.
 
Otelde olduğumuz zamanların çoğunu yeşil alanda geçirdik, Poyraz bol bol koşturdu, biz hamakta dinlendik, kitap okuduk. Şehir hayatında özlediğimiz yeşile burada doyduk. Poyraz arkadaş edinip onlarla oynadı, hatta onlarla çizgi film bile izledi lobide :) Oteli genel olarak beğendik, çevre düzenlemesi, bahçesi ve yemekleri çok güzel tek kötü yanı odaları biraz küçük ama odaya sadece uyumak için gittiğimizden pek dert etmedik.
 

12 Ekim 2012 Cuma

Bozcaada'nın Lezzetleri..

 
Ada dört bir yanındaki üzüm bağlarından da anlaşılacağı üzere şaraplarıyla meşhur. Bizim kaldığımız otelin çevresinde de bağlar vardı, Poyraz’la gezip üzümlere baktık, bir salkım koparıp yıkayıp yedik. Üzümlerin renkleri de tatları da harikaydı. Adadaki belli başlı üreticiler Corvus – ki sanırım İstanbul’a da satış yapıyorlarmış-, Gülerada, Vasilakis, Talay, Çamlıbağ. Ben Talay ve Çamlıbağ’ın mağazalarında şarap tadıp değişik çeşitlerini aldım. Corvus’unda şarağlarını tattım ama beğendiklerim biraz pahalıydı ama genel olarak adada şarapların fiyatları gayet uygun diyebilirim.
 
Şaraplarından sonra adadaki en meşhur 2.şey sanırım reçelleri özellikle de domates reçeli. İlk duyduğumda ıyy domatesten reçel mi olur demiştim ama oteldeki kahvaltıda tattıktan sonra çok çok beğendim ve hem kendimize hem hediye olarak domates reçeli alıp getirdim İstanbul’a. Zaten İstanbul’da hiç görmemiştim domates reçeli sanırım sadece adada satılıyor. Birçok mağazada domates reçeli var birde ara sokaklarda ev yapımı reçeller satıyor teyzeler. 
 
Gene adaya gitmişken mutlaka alınması gereken şey tabii ki üzümler. Kocaman kocaman hem yeşil hem siyah üzümler kasayla satılıyor. Hemen kalenin önünde kooperatifin satış alanı var oradan sadece kasayla satış yapıyorlar ama diğer tezgahlardan kiloyla da alabilirsiniz. Biz buradan aldığımız harika üzümleri Bolu’da Gölcük gölünün kenarında afiyetle yedik.
 
Benim hayatımda ilk defa yediğim bir diğer güzel lezzet de kabak çiçeği dolması. İstanbul’da da olan bir şey tabii ki ama ben ilk defa burada Asmalı Meyhane’de yedim ve çok beğendim. Kabak çiçeklerini köylü kadınlar her sabah toplayıp taze taze getiriyormuş, önce ben bir porsiyonu yiyemem demiştim ama hiç öyle olmadı :)
 
Adaya gelmeden önce nerede yemek yesek diye biraz araştırmıştım ve en çok tavsiye edilen yerlerden biride Asmalı Meyhaneydi gerçekten söylendiği kadar var, her şey çok lezzetli.  Biz burada öğle yemeği yedik ama akşam yemeği içinde harika bir atmosferi var, gece önünden geçtiğimizde hep doluydu.
 
Adanın en çok methedilen restoranlarından biride Lodos, buranın karadut reçeliyle servis edilen damla sakızlı muhallebisini bir yiyen bir daha yiyormuş diye okumuştum.  Adadaki 4 günümüz boyunca hep o kadar çok yedik ki tatlıya yer kalmadı ama bunu yemeden dönülmez diye gemiye binmeden önce oğlumla gidip bu harika tatlıdan yedik, iyi ki de yemişiz gerçekten çok lezzetliydi.
 
Biz yemek yemedik ama yiyenlerin çok beğendiği bir diğer restoran ise Bakkal. Dışarıdan ve içeriden atmosferine, dekoruna bayıldım. Biz akşam yemeklerimizi otelde yediğimiz için buraya fırsat kalmadı ama bir dahaki gelişimiz için aklıma yazdım. Burada aynı zamanda adada bulunmayacak birçok gıda ürünü de satılıyor.
 
Genel olarak ada yeme içmenin pahalı olduğunu söyleyebilirim, restoranlarda iki kişilik düzgün bir akşam yemeği için minimum 100 TL’yi gözden çıkarmalısınız. Diğer ege kasabalarında yemek içmek bu kadar pahalı değil ama adanın genel olarak biraz pahalı olduğunu düşündüm ben. Adanın bir diğer meşhur lezzeti damla sakızlı kurabiyeleri ve yıllardır bunları yapan Çiçek Fırın. Merkezde Çiçek fırının taklitleri varmış ama aslı içerlerde saat kulesinin bir paralel sokağında. Dükkanda çeşit çeşit ağız sulandıran kurabiyeler mevcut, bizde yolluk olarak almayı ihmal etmedik ve Poyraz hepsini afiyetle yedi.
 

Merkezde bol miktarda takı, hediyelik eşya satan tezgah mevcut ve bunların yanında yiyecek satan tezgahlarda var. En çok satılan şeyler reçeller, baharatlar (ki ben dağ kekiği aldım bol bol), zeytin ve zeytinyağları. Hepsinden biraz aldım ve eve döndüğümüzde hepsini de çok beğendik. Adada günlerce kalsanız yemek yiyecek harika yerler bulabilirsiniz.