31 Ocak 2013 Perşembe

ETİ Çocuk Tiyatrosu - Çizmeli Kedi


ETİ Çocuk Tiyatrosunun çocuklara ücretsiz sergilediği Çizmeli Kedi oyununu geçen pazar izledik. ETİ harika bir iş çıkarmış , oyun beklediğimden çok daha güzeldi. Ülkemizde maalesef özel çocuk tiyatroları çok özenli işler çıkarmıyor her zaman, 2 kişiyle oyun çıkarıyorlar, herşeye çok fazla özen göstermeyebiliyorlar. Fakat Eti çok iyi bir ekiple çalışmış, oyuncular, kostümler, müzikler hepsi harikaydı.


Özellikle çizmeli kediyi oynayan oyuncuya bayıldım enerjisi harikaydı. Oyun tek perde 1 saatten fazla sürüyor ama çocukların hiçbiri sıkılmadı, hatta Poyraz bittiğine üzüldü, gene gelelim anne diye tutturdu oyunun sonunda :) Oyun önümüzdeki 4 gün istanbulda, fırsat yaratıp gitmenizi tavsiye ederim. ETİ'ye bu güzel oyun için teşekkürler...

30 Ocak 2013 Çarşamba

Beyoğlunda bir gün..


Beyoğlunu ortaokul yıllarımdan beri çok severim. İstiklal’de sıkılmadan bütün bir günümü geçirebilirim. Poyraz hayatımıza girdiğinden beri eskisi kadar sık gidemez olduk onun için şimdi daha kıymetli geliyor. Bir Pazar günümüzü Beyoğlu’na ayırdık, güne Gezi Pastanesinde kahvaltıyla başladık. Burayı oldum olası çok severim, yıllar geçsede değişmeyen çok hoş bir mekan. Yan masamızda İlber Ortaylı ile kahvaltı etmekde ayrıca güzel oldu.


Kahvaltıdan sonra İstiklal’e çıktık, Poyraz’la daha önce de geldik buraya ama artık büyüdüğü için bazı şeyleri daha iyi anlamaya ve zevk almaya başladı. Trafik olmayan sokakta gönlünce yürümek, meydandaki kuşlara yem vermek, etrafta koşturup durmak, tramvayı seyretmek hoşuna gitti.


İstiklal’den aşağı doğru yürürken gene tarihi bir lezzet durağı olan Ali Muhittin Hacı Bekir’de durduk, dükkandan içeri girdik ve Poyraz çıldırdı :)


Hayataında ilk defa bu kadar şekeri bir arada görünce önce ne istediğine karar veremedi, sonra hepsini minik parmaklarıyla tek tek gösterip bundan da istiyorum anne, bundan, şundan, bide bundan diye sipariş vermeye başladı :) Tabii ki sadece bir çeşit ve çok az miktarda şeker aldık ama hepsini incelemek bile hoşuna gitti.


Vakit öğlene yaklaşırken dostlarımızla buluştuk ve çocuklara öğlen yemeği yedirmek için Saray’da mola verdik. Aslı 20 yıllık arkadaşım, eşi Kaan ve minik Ege ile sohbet ederek kahvelerimizi içtik. Poyraz kendinden 1 yaş küçük Ege’yi görünce abi moduna girdi , çok güzel oynadı Ege’yle J 1 sene sonra Ege iyice konuşmaya başlayınca ,çok iyi arkadaş olabilir bu ikisi.


İstiklal’de iki bebek arabasıyla dolaşmaya devam ettik, meşhur kilisede mola verdik. Minik adamlar önde, biz arkalarında yürüdük. 

Beyoğlundan Galata’ya kadar yürüyüp Galata Kulesini gezdik, tekrar yemek yedik derken akşamı ettik. Çocuklar da pek huysuzluk yapmayarak bize güzel bir gün geçirttiler. Beyoğlunda o kadar güzel restoran, cafe var ki değil bir gün birçok günü sabahtan akşama gezerek ve sıkılmadan geçirebilirsiniz..


29 Ocak 2013 Salı

2 kişiye YAPA Çekmeköy'den Atölye çalışması hediye ediyoruz...

YAPA Çekmeköy çocuk kulübünden iki güzel atölye hediyemiz var.
1.Hediyemiz 9.Şubat.2013 Saat 10-12 arası Minik Şeflerle Kurabiye Yapıyoruz atölyesi
2.Hediyemiz 16.Şubat.2013 Saat 10-12 arası Yaratıcı Eller Kil Hamuru ile Buzdolabı Süsü Yapıyor Atölyesi..
1.Şubat.2013 Saat 18.00'e aşağıdaki linkteki yazıya yorum bırakanlar arasından random.org sitesi ile yapacağım çekişle bu iki güzel atölye çalışmasını hediye edeceğim.
http://cocuklugeziler.blogspot.com/2013/01/2-minige-yapa-cekmekoyden-atolye-hediye.html

28 Ocak 2013 Pazartesi

Maçka Parkı



Anadolu yakasında oturduğumuz için karşıdaki parklara pek sık gitmiyoruz , karşıya geçmişsek mutlaka bir planımız oluyor ve bu da parka gitmek olmuyor :) Bu sefer tek amacımız gerçekten parka gitmek olarak çıktık evden. Sabah erken saatlerde Maçka parkına ulaştık, çay bahçesinde kahvaltımızı ettik. Benim asıl niyetim Poyraz’la teleferiğe binmekti. Fakat gecenin bir vakti kapkaranlık evde hiç korkmadan dolaşan oğlum teleferikten korkunca planlarım suya düştü.  Teleferiğe baktı, baktı, inceledi ve uçan tren mi olur dedi :) Mantıklı aslında uçan tren olmaz dimi :) Binmek istemedi küçük bey, bir süre izledi teleferiklerin gidip gelişini babasıyla birlikte.

Gençliğimde okula gidip gelirken devamlı Beşiktaş’tan geçerken bu parkı  ve uzaktan havuzu görürdüm ama hiç gelip içinde oturmuşluğum yoktur. Bu gittiğimizde inşaat vardı parkın içinde birşeyler yapıyorlar ne olduğunu anlamadım ama bitince tekrar gitmek lazım. Biz kuzuyla biraz yeşilliklerde yürüyüş yaptık, havuzun kenarında oynadık.


Havuzun hemen ilerisinde ise çocuk parkı var, Poyraz orayı görünce hemen kendini parka attı. Çocuklardaki bu bitmek bilmeyen park aşkını bir bilen bana anlatsın allah aşkına , hergün gitse gene doymuyor gene doymuyor :) Babasıyla parkta baya bir eğlendi bizim kuzu, bende oturup keyfime baktım.


Maçka şehrin o bölgesinde yeşil kalmış nadir alanlardan. Umarım hep öyle kalır zira etraf bina dolu insanların nefes alacakları bir avuç yeşillik kalmış. Çay bahçeleri biraz bakımsız geldi bana, daha düzgün işletmeler olsa fena olmazmış. Genede bu manzaraya karşı oturup kahve içmenin keyfi güzeldi.

25 Ocak 2013 Cuma

Kültür & Sanat Bülteni..


Poyraz'ı sık sık tiyatroya götürüyorum artık o da alıştı, severek seyrediyor. Her ay bilet alırken bir ona bir kendime alıyorum :) Anne olunca zaten kısıtlı olan vaktimizde mümkünse iyi oyunlar izlemek istiyoruz, onun için beğendiklerimi burada paylaşıyorum, bu oyunlara gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz , pişman olmazsınız...Bu oyunu seneler önce izlemiştim gene şehir tiyatrolarında ve o zamanda çok beğenmiştim gene beğendim. Aziz Nesin'in eserinin sahneye uyarlanmış hali. Memleketin halini çok güzel hicveden bir oyun. Müzikli bir oyun, gayet eğlenceli hem güldüren hem düşündüren cinsten.

KONUSU
Yaşar, okula başlarken nüfus kaydına göre ölmüş olduğunu öğrenir. Bundan sonra hiçbir olayda da yaşadığını anlatamaz. Ama iş babasının vergi borcunu ödemeye gelince "resmen ölü" olduğunu söyleyip kurtulamaz da... Sevdiği kızla evlenemez, çünkü nüfusta kaydı yoktur. Babasından kalan mirası alamadığı gibi, yaşadığını ispat için başvurduğu bürokrasi girdabında kaybolur. Baba olur, oğlunu nüfusa kaydettiremez ve memura hakaretten düştüğü cezaevinde hayatı öğrenir. Büyük mizah ustamız Aziz Nesin'in devlet-birey ilişkisini sorguladığı bu oyunda, "vatandaş" Yaşar'ın bürokrasi karşısındaki ezikliği anlatılıyor. sonunun" neden, nasıl, ne zaman, yaşanacağını merak ediyorsanız beklemeye gerek yok.

Son yıllarda şehir tiyatrolarında izlediğim en iyi oyunlardan biri Şark Dişçisi (bir diğeri İstanbul Efendisi) yönetmen ve oyuncu kadrosu hemen hemen aynı hatta iki oyundaki şiveleri bile birbirine çok benzettim. 3 saat süren, müzikli çok eğlenceli bir oyun. Geçen seneden beri kapalı gişe oynuyor, bilet bulabilirseniz hiç düşünmeden gidin. Dişçi rolünü oynayan Çağlar Çorumlu'nun performansına hayran kalmamak elde değil, döktürüyor resmen.
KONUSU
Tarihin belirsiz bir zamanından çıkıp gelen gezici bir tiyatro kumpanyası,19. yüzyıl Osmanlı mizah yazınının en önemli kalemlerinden olan Hagop Baronyan'ın eğlenceli komedisini; müzikli, danslı, şenlikli bir gösteriyle bugünün seyircisiyle buluşturuyor ve zamanın İstanbul Ermenileri arasında geçen; birbirini aldatan eşlerin, kavuşamayan aşıkların hikayesini konu alan oyunla, izleyenleri bir arada güldüğümüz zamanları hatırlamaya davet ediyor.

*** Sadece beğendiklerimi değil beğenmediğim bir oyunuda paylaşayım gene Şehir Tiyatrolarında oynayan Sevgili Doktor'u izledim fakat çok yavaş ilerleyen adeta akmayan bir oyun gibi geldi bana. 8 değişik bölümden oluşuyor oyun, yazarı Çehov ama beni çok etkilemedi doğrusu. ****


Özel tiyatrolardan bu sezon ilk izlediğim oyun DOT topluluğunun Altın Ejderha'sı oldu. Tabii çıtayı bu kadar yüksekten başlatınca bu sezon ne izlesem beğenmem gibi bir hisle ayrıldım salondan. Oyunculuklara bayıldım, sert bir oyun, sarsıcı sahneleri var. Deniz Türkali , Köksal Engür gibi ustaların yanı sıra ilk kez izlediğim genç oyuncular Ece Dizdar ve Enis Arıkan'a bayıldım, özellike Ece Dizdar harikaydı.
Oyun bir apartmanın en alt katındaki Altın Ejderha, Çin-Thai-Vietnam lokantasında geçer…
Mutfakta Uzak Doğulu aşçılar durmadan yemek pişirirler. Aralarındaki en genç çocuk orada kaçak olarak çalışmaktadır…
Çocuğun diş ağrısıyla başlayan oyunda apartmanın farklı katlarında yaşayan ve tamamen farklı hayatlara sahip olan tüm komşuları tanırız…
Balkondaki yaşlı adam ve torunu, Çatı katında oturan genç çift, Bir kat aşağıda; bir kadın ve erkek arkadaşı Altın Ejderha‘nın yanındaki bakkal…
Herkes hayatından farklı bir şey bekler, herkes başka biri olmak ister, herkes Altın Ejderha‘da yemek yemeye devam eder…


DOT'un biletlerini biletixten alabileceğiniz gibi isterseniz 0212 232 44 40 – 0212 251 45 45 numaralı telefonlardan kredi kartınızlada satın alabilirsiniz.

24 Ocak 2013 Perşembe

Caillou Müzikali


http://www.facebook.com/#!/pages/Caillou-M%C3%BCzikali/377622778972963?fref=ts
Türk bir yapım şirketi tarafından yapılan Caillou Müzikali geçen ay gösterilerine başladı, bizde Poyraz'la geçen ay Bağlarbaşı Kültür Merkezinde gösteriyi izledik. 


Caillou ve tüm ailesi aynen çizgi filmde olduğu halleriyle seslendirilmişler, zaten gösteri lisanslı olduğundan aynı kişiler seslendirmiş diye düşündüm. Çizgi filmden bölümler değil daha değişik konular gösteriliyor. Bir ara Caillou müzik yapıyor, tüm arkadaşları dans ediyor. Gilbert bile sahneye çıktı bir ara, tabii kukla olarak :)


Açıkcası benim en sevdiğim çizgi filmlerden biri Caillou, gerçi Poyrazla çok az çizgi film izliyorum ama eğer izleyeceksem Caillou tercih ediyorum. O yüzden Poyraz'da çok seviyor, sahnede görüncede çok hoşuna gitti, ilgiyle izledi. Bana kahramanların kafaları biraz fazla büyük geldi ama olsun :)


Sevilen çizgi kahramanı Caillou nun kısa hikayelerinden oluşan müzikal bir gösteridir. Caillou nun sevilen şarkıları hem Türkçe hem de orijinal İngilizce olarak müzikalde kullanılmıştır. Caillou nun hem çevresini öğrenmesi hem de ailesiyle olan ilişkilerini anlatan müzikal dansları ve şarkılarıyla büyük ilgi uyandırmaktadır. Oyun için hazırlanan maskotlar çocukların olduğu kadar büyüklerinde ilgisini çekmektedir.
Caillou - Anne - Baba - Rosie - Dede - Babaanne - Clementine - Sarah - Leo - Gilbert karakterlerinin yer aldığı oyuN 45 dakika sürmektedir.
2 yaş ve üzeri bilete tabidir.

Gösteri birçok kültür merkeinde oynuyor, biletlerini www.mybilet.com dan alabilirsiniz...
Tam : 25, Çocuk 20 TL.

Caillou Müzikali Yarıyıl Gösteri programı için http://hadianne.com/?p=17870

22 Ocak 2013 Salı

Sokak Kedileri, Şehir Tiyatroları


KONUSU
Mahallenin sokak kedileri, sürekli birbirleriyle didişmektedir. Mahalleye yeni taşınan Aslı, bu kedilere bir ders vererek hatalarını fark etmelerini sağlamaya karar verir. (3+ yaş) grubu

Bu sezon şehir tiyatrolarında izlediğimiz 2.çocuk oyunu Sokak Kedileri oldu. Poyraz hayvanları özellikle kedi ve köpekleri çok seviyor bu nedenle özellike konusu hayvanlar olan oyunları seçmeye çalışıyorum. Bu oyunuda tahmin ettiğim gibi çok sevdi ve sonuna kadar ilgiyle izledi. Oyunu 2-4 yaş arasında 4 çocukla izledik ve 2 yaşındaki minik bile severek izledi sonuna kadar. 


Konusu okurken kedilerin didişmesi hoş olmayabilir diye düşünmüştüm ama umduğum gibi olmadı gayet hoş işlenmişti konular. Şehir tiyatrolarının çocuk oyunları sadece 3 TL.ve online olarak aşağıdaki linkten bilet alabilirsiniz.

http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Oyun.aspx?oyunid=323

Biletler ay sonunda satışa çıkıyor ve çok çabuk tükeniyor, elinizi çabuk tutun :)

21 Ocak 2013 Pazartesi

Gölcük Gölü, Bolu



Bolu merkezine göre güney yönde ve 16 km uzaklıktadır.
Bolu içinden 15 km’lik asfalt yolla çıkılabilen Gölcük, Abant Gölü’nün doğal yapısını andırıyor. Ama Abant’tan daha küçük. Denizden yüksekliği ise 1250 metre.

Çevresi sık çam ormanıyla kaplı Gölcük, hafta sonlarında çok kalabalık oluyor. Ankara’dan, İstanbul’dan günübirlik gelinebilir. Sabah erken yola çıkıp 2.5 saatte Gölcük’e ulaşmak mümkün.

30.Ağustos tatilini fırsat bilip gittiğimiz Bolu tatilimizde keşfettik bu gölü ve bayıldık. Abant gölüne daha önce çok gittiğimiz için değişiklik olsun dedi ve gittiğimize değecek kadar güzel bir yerle karşılaştık. Bir kere minik bir göl ve çevresi rahatlıkla yürüyerek gezilebiliyor yani yürüyüş yapmak için ideal. Manzarası harika bankta oturup saatlerce seyredebilir insan.


Burası çevreden gelenler tarafından mesire yeri olarakda kullanılıyor, tahta banklar var ve insanlar piknik yapıyor. Yemek yemek için bir restoranda mevcut. Bizde banklarda oturup mini piknik yaptık. Bozcaada’dan aldığımız üzümleri Gölcük gölü kenarında yedik :)


Daha sonra gölün etrafında yürüyüşe çıktık, oğlumla bol bol foto çektirdik. Manzara çok güzel olunca insan her yeri fotoğraflamak istiyor.


Gölün kenarında minik bir tren var, binip gölün etrafını gezebiliyorsun. Kartpostallarda görünen o meşhur evin önünden geçtik bir kaç kez trenle yanında inekler otluyordu çok hoş bir manzarası olan harika bir ev ama ne işe yaradığını çözemedim, orman bakanlığının sanırım. Gölün kenarında mini bir park var, Poyraz’la orayı keşfettik ve bol bol oynadık.


Gölde deniz bisikletine biniliyor, önce ben biraz tırstım ama sonra oraya kadar gitmişken binelim dedik. Can yeleklerini giyince durumun ciddiyetini anlayan Poyraz pek yaramazlık yapmadı biraz benim biraz babasının kucağında takıldı ve çok hoşuna gitti bu iş. 

Bolu’ya gelenlerin mutlaka gelip burada bir gün geçirmesini tavsiye ederim, çok çok güzel bir doğa harikası. Çevresinde balık tutabilir, piknik yapabilir, deniz bisikletine binebilir, harika bir gün geçirebilirsiniz.


18 Ocak 2013 Cuma

Beylerbeyi Sarayı

Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının sayfiye mekânı ve yabancı devlet başkan ya da hükümdarlarının ağırlanacağı bir devlet konukevi olarak düşünülmüş ve devrin padişahı Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Saray’ın inşasına 6 Ağustos 1863 tarihinde başlanmış ve 21 Nisan 1865 Cuma günü, yapılan bir törenle resmen kullanıma açılmıştır.


Doğma büyüme İstanbullu biri olarak bu güzel saraya bu yaşımda ilk kez gidiyor olmanın utancı içindeyim. Sadece bahçesi bile o kadar güzel ki defalarca daha gitmeyi düşünüyorum. Zaten sarayı gezmeden sadece bahçesindeki cafede kahvaltı, çay-kahve, yemek için gidenler varmış. Girişte bahçeye girmek için 1 TL verip café bölümüne girebiliyorsunuz. Bizde öyle yaptık ve muhteşem boğaz manzarasında gayet makul bir fiyata kahvaltı ettik. Kahvaltı tabağı çok zengin olmamakla birlikte benim için yeterliydi.

Cafenin bahçe kısmı çok güzel hem yemek hem çay-kahve içmek için gelebilirsiniz ama asıl ben cafenin kapalı kısmınıda çok beğendim. Biz gittiğimizde hava güzel olduğu için bahçede oturduk ama bu tamamı camla kaplı bölümün kar yağınca harika olacağını düşünüyorum ve kışın kesin tekrar gideceğiz buraya kahvaltıya.


Karnımızı doyurduktan sonra uzun sure sarayın bahçesinde vakit geçirdik, konumu harika çok çok güzel bir manzaraya sahip ve bahçeside çok bakımlı ve güzel. Bahçesindeki çiçeklerin, ağaçların hepsi çok güzel. Poyraz bile ortamı çok sevdi, çiçekleri, minik heykelleri hepsini tek tek inceledi.

Kahvaltıdan sonra kahve keyfimizide bahçede yaptık, Poyraz bu esnada etrafta bol bol koşup oynadı, eğlendi.

Sarayın kapıları bir harika, sarayın boğazla arasında bir duvar var bu sanırım sarayı düşmanlardan korumak için yapılmış ve kocaman kapılar var. Biz once kapılar kapalı sandık , fakat Poyraz uzun uğraşlar sonucunda kapıyı açmayı başardı :) Kapıdan çıkınca tam boğazın kenarındasın harika ötesi bir manzara. Çıkıp dışarda oynadık biraz , bir yandan da korkutucu boğazın serin sularına bir adım mesafede olmak.


Poyraz’ın kapıyı açacağı aklımın ucundan geçmediğinden kapı kapalıyken Boğaz’ın fotosunu çekme çabalarım :)


Bahçede yeterince vakit geçirdikten sonra bir çılgınlık yapıp sarayı Poyraz’la birlikte gezmeye karar verdim. 10 TL. Verip biletimi aldım. Sarayı bireysel olarak gezmek yasak, mutlaka rehberle gezmek gerekiyor. 10 dk.da bir hem türkçe hem ingilizce rehberli gruplar çıkıyor bizde gruba katıldık. Önce Poyraz durmaz diye düşünmüştüm en fazla yarıda grubu bırakır dönerim diye düşündüm ama oğlum beni yanılttı. Bütün sarayı grupla birlikte gayet güzel gezdi, herşeyi inceledi, dinledi, çok çok az yaramazlık yaptı ki o kadar da olur yani J vay be dedim oğlum büyümüş sanırım 3 yaşında benimle saray gezebilir hale gelmiş minik adam.


Sizede bir gününüzü ayırıp İstanbul’un bu köşede kalmış güzelliğini görmenizi tavsiye ederim, pişman olmazsınız. İstanbul’da yaşıyoruz güzelliklerinden mahrum kalmayalım.