21 Ağustos 2013 Çarşamba

Annelere Tatil Kitap Önerileri..


 
Kardeşimin Hikayesi - Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli’yi yazar olarak çok beğenirim. Tüm kitaplarını okudum ve 1i hariç hepsini beğendim. En beğendiğim kitabı Serenad.
Gerçek bir hikayeden yola çıkarak yazılmış bu kitabın etkisinden uzun süre kurtulamamıştım. Son kitabı Kardeşimin Hikayesini de çıkar çıkmaz aldım, çağdaş yazarları sevmek bu açıdan da iyi oluyor
Yeni kitaplarını heyecanla bekleyebiliyor insan. Bu kitabın tarzı diğerlerine göre biraz değişik geldi bana özellikle sonu oldukça ilginçti diyebilirim. Kitap sonradan gerçekten öyle bir yer olduğunu öğrendiğim Podima (Yalıköy) geçiyor, ben önce bunu kurgu bir isim sanmıştım ama değilmiş böyle bir yer var gerçekten. Burası oldukça küçük bir köy-kasaba ve bir cinayetle başlıyor kitap. Kitabın asıl kahramanı olan Ahmet’in komşusu Arzu öldürülüyor ve hikaye oradan başlıyor. Bir nevi inzivaya çekilmiş olan kahramanımız Ahmet’in hayatı cinayetle birlikte hareketleniyor, şehirden gelen gazeteci kızla ilişkisi, ikiz kardeşiyle olan ilişkisini anlatışı oldukça ilginç. Her yazarın en iyi kitabı vardır bence Zülfü Livaneli için bu Serenad, dolayısıyla diğer kitapları da hep o tadı arayarak okuyor insan , Kardeşimin hikayesi, Serenad kadar çarpıcı olmasa da güzel bir roman, sonu Zülfü Livaneli’den beklemeyeceğim şekilde bitmiş olsa da ben romanı beğendim.

 
Cehennem Çiçeği - Alper Canıgüz
Darüşşafaka mezunu olduğu için ayrıca bir sevdiğim , Boğaziçi Psikoloji mezunu çağdaş bir yazar, kendisiyle beni tanıştıran nurturia’dan Esra arkadaşım oldu öncesinde hiç haberim yoktu bu yazardan , kendisine teşekkür edeyim zira şu ana kadar okuduğum kitaplarını çok beğendim. Yazarın en meşhur kitabı Oğullar ve Rencide Ruhlar , bu kitapta kahramanımız 5 yaşındaki Alper Kamu ile tanışmıştık. Cehennem Çiçeği de gene bir Alper Kamu macerası. Alper Kamu aslında 5 yaşında ama aklı bunun çok ötesinde, mahallede başından geçen ilginç olayları anlatıyor ama bunu sanki bir yetişkin gibi anlatıyor. Ben yazarın dilini de karakter olarak Alper Kamu’yu da çok sevdim, yeni maceralarını heyecanla bekliyorum. Bu kitapta 5 yaşında bir erkek çocuğun gözünden mahalle olayları, ilginç olayları dinleyip onun dünyasına dalabilirsiniz. Kesinlikle çok ilginç bir çocuk bu Alper Kamu.

 
Ateş Etme İstanbul - Celil Oker
Celil Oker sevdiğim çağdaş polisiye yazarlarından biri. Özellikle tatillerde polisiye okumayı seviyorum, polisiye deyince akla genelde yabancı yazarlar geliyor oysa çok başarılı Türk Polisiye yazarlarımız da var mesela Ahmet Ümit, Celil Oker, Memet Murat Somer, Esmahan Aykol.. Celil Oker’in romanlarındaki ana karakteri pilotluktan atılmış özel dedektif Remzi Ünal. Remzi Ünal bu kitapta bir özel hastanede geçen çarpık olayları, bir doktor cinayetini, yasadışı yollardan işletilen bir kliniği, özel hastane çalışanlarının birbirinin kuyusunu kazma hikayesini anlatıyor. Ortadan kaybolan bir hemşire ve onu buldurmak için Remzi Ünal’ı tutan nişanlısı doktorla başlıyor macera ve olaylar hiç bilinmedik yerlere gidiyor. Oldukça heyecanla okunan bir macera.

 
 
Erken Kaybedenler- Emrah Serbes
1981 doğumlu çağdaş bir yazar ve ben onunla da geç tanıştım. Fenomen haline gelmiş Behzat Ç. Dizisinin senaristi aynı zamanda. Yazım dili çok akıcı, günlük hayatta konuşur gibi yazıyor ama çok da inandırıcı aynı zamanda. Erken Kaybedenler bu yazarın okuduğum ilk kitabı, kitapla hayata erken başlamak zorunda kalmış 12-13 yaşlarındaki oğlan çocuklarının başlarına gelenleri anlatıyor. Dışlanmış, hor görülmüş, anne yada babasını kaybetmiş, erkenden hayata atılmak zorunda kalmış aslında çocuk ama birden büyümüş olan erkeklerin hikayesi. Çok yalın ve güzel bir dille anlatılmış öyküler. Yazarı gezi olaylarında twitterdan tanıdım , aktivist bir genç, yazar olarak çok beğendim.

 
Hikayem Paramparça- Emrah Serbes
Erken Kaybedenleri okuyup beğendikten sonra yazarın diğer kitaplarına baktım ve bunu aldım. Behzat Ç.yi ana karakter olarak kullandığı başka kitaplar da yazmış fakat ben diziyi izlemediğim için çok cazip gelmedi. Bu kitap ise bloğunda yazdığı minik öyküler, daha çok kendi fikirleri ve kitabın sonunda ilk kez yayınlanmış mini bir hikaye de var. Ben yazarın dilini biraz Hakan Günday’a benzettim, yeri gelince küfürlü de yazıyor ama bunu o kadar doğal yapıyor ki yadırgamıyorsunuz. Konuşurken kelimeler ağzından dökülüyor gibi yazmış pek çok şeyi ama hiç iğreti durmuyor. Belki diziyle şöhreti yakalamış ama bence kitapları da oldukça başarılı, özünde iyi bir yazar. Yeni kitaplarını merakla bekleyeceğim.

 
Peri Gazozu- Ercan Kesel
Esasen tıp doktoru olan yazar sonradan oyunculuğa da başlamış ben kendisini herhangi bir dizi veya filmde izlemedim ama hayranları çokmuş. Yazar Nevşehir – Avanos’ta doğmuş ve çocukluğu orada geçmiş, babasının gazoz imalathanesi var ve gazozların ismi Peri Gazozları , peri bacalarından esinle. Yazar kitapta hem çocukluk anılarını hem doktorluk anılarını anlatıyor. Anadolu’nun yoksul köy ve kasabalarında geçirdiği meslek hayatında oldukça hüzünlü hikayeler anlatıyor. Yoksulluktan ölen çocuklar, insanlar, haksızlıklar, devletin adaletsizlikleri hepsinden var kitapta. Ben okurken çok etkilendim, yazarın anlatımı çok yalın , zaten anlattıkları o kadar çarpıcı ki ayrıca abartılı bir dile gerek kalmamış.


Hep tavsiye mi edeceğim birde tavsiye etmediğim kitaplar var, eskiden bir kitaba başladığım zaman mutlaka bitireceğim gibi bir takıntım vardı artık ondan vazgeçtim okunacak dünya kadar güzel kitap varken beğenmediğim kitabı okumaya zorlamıyorum artık kendimi. Son 2 ayda yukarıdaki kitaplar dışında başlayıp bitirmediğim 2 kitap oldu. Bugüne kadar Ahmet Altan hiç okumamıştım bir deneyeyim dedim Tehlikeli Masallara başladım ama kitap bir türlü gitmedi, sevemedim. En iyi kitabı İsyan Günlerinde Aşk dediler onu aldım ona başladım 600 sayfalık kitabın (cep boy) 250 sayfasını okudum ama yok olmadı gene olmadı, kitap tam olarak karakterin hayatını mı anlatıyor, osmanlı döneminde geçiyor, dönemi mi anlatıyor, neyi anlatıyor bir türlü varamadı anlattığı yere, sevemeyip bıraktım. Dün bir kitapçıda kitap bakarken baktım Ahmet Altan kitapları 3-5 TL diye köşe yapmışlar içimden dedim artık bedava verseniz almam :)

9 Ağustos 2013 Cuma

Şimdi Okullu Oldun..


Türkiye’de gezi olaylarının başladığı 31.mayıs’tan beri bloğa yazı yazmadım, elim varmadı, memlekette sivil direniş devam ederken, insanlar ölürken, yaralanırken günlük hayattan bahsetmek içimden gelmedi ama bu esnada hayat da devam etti ve oğlumun hayatında önemli bir gelişme oldu, Poyraz okula başladı J Okul derken kendi tabiriyle ders okulu değil  oyun okulu yani kreş J


Neredeyse 4 yaşına gelecek olan minik kuzum 1.Temmuz’da büyüme yolundaki ilk adımını attı ve kreşe başladı. Günümüzde çalışan anneler genelde çocuklarını çok daha küçük yaşta ya da en azından 3 yaşından sonra kreşe başlatıyorlar ben nedense bu işi biraz öteledim. Biraz daha evin tadını çıkarsın, istediği saatte kalksın, canı isteyince oynasın, canı isteyince uyusun, canı isteyince parka gitsin istedim. Zaten seneler boyunca çeşitli okullara gidecek , kurallarla dolu bir hayat yaşayacak özgür günlerinin tadının çıkarsın istedim. Kimine göre 3 yaşında kreşe vermek zorunlu, bana göre değildi.


Oğlumun evde mutlu olduğunu, günde 2 kere parka gittiğini, bahçede arkadaşlarıyla oynadığını biliyordum ve içim rahattı ama 4 yaşına yaklaştığı bugünlerde artık okula gitmesi gerektiğini de biliyordum. Bu işi eylül ayında yapmayı düşünürken bakıcı teyzesinin ani bir kararla işten ayrılmak istediğini söylemesi üzerine biraz da acilen ve birden bire Poyraz okula başlamış oldu. Daha 2-3 ay var nasılsa diye çok fazla kreş de araştırmamıştım her şey biraz ani oldu. Bakıcısının ayrılmaya karar verdiğini söylediğinin ertesi günü şu an gittiği okuldan haberdar olduk gittik görüştük ve 1 temmuz.da başladı okuluna.

 
Poyraz’ı büyütürken bazı şeyleri de gözümde çok büyütmüşüm onu anladım. Önce işe geri dönerken memesiz nasıl uyuyacak diye dert etmiştim, sonra memeden keserken karalar bağladım alışamayacak diye sonra tuvalet eğitimi nasıl olacak diye dert ettim, sonra okula alışamayacak bırakırken kesin ağlayacak diye düşündüm fakat bunların hepsinde Poyraz beni yanılttı. Henüz 13 aylıktı işe döndüğümde hiç sorunsuz kabullendi durumu, 18 aylıktı memeden kestim sadece birkaç gün ağladı, tuvalet eğitimi toplasanız 3-4 gün sürdü, okula ise neredeyse hemen alıştı. Kısaca çocukları büyütürken sorunları gözümüzde büyütmemek lazımmış onu anladım. Çocuk denen varlık her duruma çok çabuk adapte olabiliyor olan boşuna endişe etmiş anne babaya oluyor.

 
Poyraz’ın çok arkadaşı kreşe gidiyor ve evde devamlı konuşurduk bak sende büyüyünce okula gideceksin vs. derdik ve her seferinde ben okula gitmek istemiyorum diye cevap verirdi bazen de giderim ama öğretmenim sen olacaksın, sende sınıfta benimle duracaksın diye pazarlık ederdi benimle. Hiç gitmediği bir yer hakkında neden böyle olumsuz düşünüyor, çok zor alışacak diye dert ederdim kendime. Şimdi kapıdan bırakırken bakıyorum görseniz sanki  yıllardır okula gidiyor J

 
Kreşe başlarken özellikle ben götürmedim hep babası  bıraktı ilk hafta bakıcısı da gitti yanında bir iki gün okulun içinde durdu diğer günler bahçede bankta oturup bekledi, sadece 2 gün bakıcısı okuldan çıkarken ağlamış ama onun dışında henüz hiç ağlamadı ve gitmeyeceğim demedi. Severek ve isteyerek gidiyor okula, henüz bize çok fazla şey anlatmıyor okulla ilgili ama genel olarak sevdiğini, eğlendiğini söylüyor. Şimdilik öğrendiğim en büyük sırrı Ela Çelikmen onun sevgilisiymiş J karşılıklı oturuyorlarmış ve hep birlikte oynuyorlarmış J

 
Her şeyin ilki çok güzel olur derler ya bana da minik oğlumun ilk okul deneyimi çok tatlı geliyor, sabah onu öpüp okula bırakmak, okuldan getirdiği eserlerine bakmak J okulda arkadaşlarıyla yemesi için kek, kurabiye yapmak, doğum günü olan arkadaşlarına hediyeler seçmek, oyuncak gününde hangi oyuncağı götürse diye birlikte düşünmek, ertesi gün için ona giysiler hazırlamak, çantasını her gün düzenlemek , ve evet 4 yaşında olmasına rağmen ödev yaptırmak J , hepsi çok güzel. Okul onun hayatına renk kattı bence yoksa bu kadar sevmezdi sanırım (maşallah diyeyim de hep böyle devam etsin)

 
Severek başladığın eğitim hayatın umarım hep böyle devam eder güzel oğlum, nice güzel okullardan başarılarla mezun olduğunu sağlıkla görürüz umarım. (ay duygusal anne triplerine girip ağlayacağım şimdi sanki çocuk üni.den mezun oldu altı üstü kreşe başladı yav J )
Not : Resimlerde gördüğünüz okul bir devlet okulu , bence dünya para verilen özel kreşlerden hiçbir farkı yok, okuluda öğretmeninide çok sevdik, umarım severek devam eder bu okula.