4 Kasım 2013 Pazartesi

Güzel Şeyler

Uzun zamandır bloga eskisi kadar sık yazamıyorum , akşamları Poyraz'la vakit geçiriyoruz ve o kadar geç uykusu geliyor ki onunla birlikte bende uyuyorum genelde. Uyumadığım zamanlarda da ya okuyorum ya birşeyler izliyorum. Hayatımın bazı dönemlerinde çok okuyorum bazı dönemlerinde de çok yazıyorum onu keşfettim, şu ara okuma evresindeyim :) ikisini birden yapacak vakit olamıyor maalesef çalışan anne olunca. İşte son haftalarda karşıma çıkan güzel şeyler..

Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile tanıdığımız Afgan asıllı Amerikalı yazar Khaled Hosseini'nin yeni kitabını çıkar çıkmaz aldım ancak yeni okuyabildim. Uçurtma Avcısı kadar sarsıcı bir roman olmamış ama gene arka planda Afganistan'da yaşananları anlatan yürek burkan bir hikaye. Peri ve abisi Abdullah'ın hikayesi. Ailesiyle birlikte ABD'ye göç eden Hosseini uzun yıllardır ABD'de yaşamasına ragmen Afganistan'da olanları çok iyi kaleme alan bir yazar. Böylesine acı çeken bir ülke için böyle bir yazara sahip olmak bence bir şans, ülkenin durumunu dünyaya duyuran bir yazar. Asıl mesleği doktorluk, ama yazarlığı da bir harika, her eserini severek okudum bugüne kadar..

Bu kitaba cumartesi akşamı 22 gibi başladım ve pazar sabahı 5de bitirdim, öylesine sürükleyici bir öykü ama bir o kadar da hüzünlü, çok ağladım kitabı okurken. Canan Tan ilk kez pembe roman tarzı yazmaktan vazgeçip gerçek bir hayat hikayesini Kurtuluş Savaşını arka planda tutarak anlatmış. Anadolu'lu bir beyin oğlu Tacettin bir Rum kızı Patricia'ya aşık olur, o dönemde bir Hristiyan ile Müslüman'ın evlenmesi imkansızdır, bir de oğulları olur aşıkların Ali. Derken savaş patlak verir, o güne kadar dostlukla yaşayan komşular düşman olur ve mübadele gerçekleşir. Anadolu'daki Rumlar Yunanistan'a, Yunanistan'daki Müslümanlar Türkiyeye göç etmeye zorlanır...Çok hüzünlü , acıklı ama bir o kadar da gerçek bir hikaye..
 
 
Bu ara hem seçtiğim kitaplar hem filmler beni ağlatıyor. En az Hasret kadar hüzünlü bir başka hikaye Benim Dünyam. Kör, sağır ve dilsiz Ela'nın hikayesi.. Film ABD'li pedagog ve activist Helen Keller'in hayat hikayesi aslında. Helen Keller dünyada üniversite eğitimi alan ilk kör,sağır ve dilsiz insan. Türkçe'ye uyarlanan filmde Ela 1950'lerin Büyükada'sında zengin bir ailenin kızı. Beren Saat, Ayça Varlıer , Uğur Yücel ve Ela'nın çocukluğunu oynayan Melis Mutlu hepsi birbirinden harika oynamış, hepsine ayrı ayrı bayıldım. Film boyunca salonda kadın erkek ağlamayan kimse yoktu, çok hüzünlü ama bir yandan da azmin zaferini anlatan harika bir film olmuş..
 

Yaklaşık 1 yıldır TV izlemiyoruz, türk dizilerini, herhangi bir türk yarışmasını veya türk programını takip etmiyoruz, bunun pek çok yararını gördüm bir dizi izlemek için bir akşamını ayırmak gerekiyor bizim ülkemizde nedense uzadıkça uzuyor diziler. Onun yerine internetten indirip yabancı diziler seyretmek daha cazip gelmeye başladı. Hem bölümler çok daha kısa, hem gereksiz uzatmalar, uzun uzun bakışmalar vs. yok, reklam yok, oyunculuklar daha iyi vs. gibi birçok avantajı var. Son favorimiz The Following. ABD'li seri katil Joe Carroll ve tarikatını anlatan dizide, FBI'dan ayrılmış eski ajan Ryan Hardy ile Joe Carroll'in karşı karşıya gelişi ve takibini izliyoruz. Her bölümü birbirinden heyecanlı , ilk sezonu sadece 15 bölümde ve sanırım 1 hafta izledik bitti. ABD dizilerinin de kötü yanları yok değil tabii mesela dizi şimdi ara Verdi ve 2.sezon Ocak'ta yayınlacak, şimdi Ocak'a kadar bekleyeceğiz neler olduğunu öğrenmek için..

 
Hayattaki güzel şeylerin başında benim için yeme içme geliyor :) kilomdan da belli olacağı üzere yeme içmeyi seviyorum. İstanbul anadolu yakasında doğup büyümüş olmama ragmen Baylan pastanesinin meşhur kup griyesini ilk defa geçen hafta yedim, gerçekten anlattıkları kadar varmış, çok güzel bir lezzet, hem dondurma, hem caramel, hem ceviz. Baylan Pastanesi tarihi eser gibi hala eski dekorasyonunu koruyor, masalar sandalyeler eski görünüyor ama ürünlerin hepsi birbirinden lezzetli. Yolunuz Kadıköy'e düşerse bir kup griye yemeyi ihmal etmeyin.. Fiyatı : 14.50 TL..
 
 

1 yorum: