23 Aralık 2014 Salı

Yeni yıla merhaba partisi



Esin doğduğundan beri bloga maalesef çok az yazı yazabiliyorum, 2 çocukla hayat umduğumdan daha hızlı geçiyor, henüz işe dönmemiş olmama ragmen çoğu şeye vakit yetmiyor. Vaktimimin tamamını minik kıza ve Poyraza harcıyorum, pc başına geçip yazı yazacak vakit bulamıyorum desem yeridir. 2 çocuklu hayata yavaş yavaş alışıyoruz ailecek.

Bir yandan da hayat devam ediyor aralık ayı genelde eğlenceli geçiyor, geçen sene Poyraz ve arkadaşları için yaptığım yılbaşı partisini bu senede yaptım. Mekan olarak gene aynı yeri tercih ettim, Kozyatağı Bağ Pastanesi. Mekanın üst katı çok sayıda çocuğun rahatlıkla koşup oynayabileceği kadar geniş. Burada genelde doğum günü kutlamaları yapılıyor, hem yetişkinler hem çocuklar için masalar ve oldukça büyük bir çocuk oyun odası var. Geçen senede bu senede hepimiz mekandan memnun kaldık, hoş bu sene çocuklar bütün yerleri sim yapınca onlar bizden ne kadar memnun kaldı bilemiyorum :)
 
Geçen sene 22 çocuğun katıldığı partimize bu sene minik kızım Esin dahil 29 çocuk katıldı, çocukların hiçbiri yerinde durmadığı için hepsinin bir arada resmini çekmemiz mümkün olmadı ama hepsinin genel olarak eğlendiğini söyleyebilirim. Partiye hazırlanırken gene çocuklar arasında çekiliş yaptım ve herkes bir başka çocuğa hediye aldı. Sağolsun Poyraz'ın teyzesi Noel Baba kostümü giyip çocuklara hediyelerini dağıttı. Masadaki hediyeleri gören çocuklar noel babayı sabırsızlıkla bekledi.
 
 
Açılan hediyelerle hemen orada oynandı :)
 
 
Bağ pastanesini oyun alanı oldukça geniş, top havuzu ve daha birçok oyuncak var. Çocuklar oyun odasında doyasıya eğlendi.
 
 
Geçen sene çocuklar için etkinlik masası oluşturmuştuk ve çocukların çoğu oyun odası yerine masa başında etkinlik yapmayı tercih etmişti bu yüzden bu yılda önceden etkinlikler düşündüm ve malzemeleri hazırladık. Makarnadan yılbaşı kartı yapmaları için malzemeler getirdik, yılbaşı temalı boyama sayfaları bastım, kırmızı kartondan çoraplar kestim hepsine, boyalar, fırçalar, süslemeleri için stickerlar, simler getirdik.
 
 
Çocuklar partinin başından sonuna kadar gelip gidip masada vakit geçirdiler, güzel şeyler yaptılar. Sadece çocuklar değil anneler de faaliyet yaptı :)
 
 
Onur'un annesi Emine parti için 30 çocuğa çok şirin kardanadam kurabiyeleri yaptı, çocuklar kurabiyeleri çok beğendi. Emine aynı zamanda hoşgeldin 2015 çerçevemizi yaptı ve yılbaşı kartlarının malzemelerinide hazırladı.
 
 
Çocuklar eğlenirken anneler rahat rahat yemek yeyip, sohbet etti.
 
 
Sadece çocuklar mı yeni yılda hediye alır? Anneleri de unutmadım, onlar içinde minik bir çekiliş hazırladım. Annelerin çekilişinde 2 sponsorumuz vardı. Leblebi markasının yaratıcısı Zümra , 3 anneye bence harika bir hediye olan konsept doğumgünü fotoğraf çekimi hediye etti.
 
http://fikonunbahcesinden.blogspot.com.tr/ açan Tipi ise harika bir köy paketi hediye etti. Uludağın mis gibi köyünden köylülerin yetiştirdiği ürünleri bizlerle buluşturan harika bir girişim. Ürünlerin hepsi doğal, katkısız, organik, mail grubuna üye olup bilgi alabilirsiniz.

 
Bende anneler için kitap, takı gibi hediyeler hazırladım, çekilişle annelere hediyelerimizi dağıttık umarım herkes beğenmiştir :) Selfiesiz olmaz tabii ki diyerek parti bitmeden selfiemizide çektik.
 
 
Partiye gelip hem Noel baba olan hemde minik kızım Esin'e bakan ablama, partinin büyük kısmında uyuyup uyanık olduğunda da ağlayıp huysuzluk yapmayan tatlı kızım Esine, yardımları için Emine'ye teşekkürler. Başta canım oğlum Poyraz olmak üzere tüm çocukların ve tüm annelerin yeni yılı kutlu olsun. Çok mutlu, sağlıklı, umut dolu bir 2015 geçirelim hep birlikte...
 
 

3 Aralık 2014 Çarşamba

Mini Kitap Kulübü Aralık 2014

 
Mini kitap kulübüne ilk başladığımızda çocuklarımız gerçekten minikti , kitabı sonuna kadar zor dinliyorlardı bu sefer baktım hepsi çok büyümüş, severek ve ilgiyle dinliyorlar hikayeleri. Mini kitap kulübünü 15 günde bir birimizin evinde yapıyoruz, çocuklar için de anneler içinde çok keyifli geçiyor. Önce bir faaliyet yaptırıyoruz çocuklara, her konuda becerikli olan Onur'un annesi Emine faaliyet bulmak ve uygulamak konusunda da çok başarılı :) Çocuklar artık büyüdü ayakkabılarını kendileri bağlasınlar diye ayakkabı şablonları yapmış, çok güzel olmuştu ve çocukların hepsinin çok ilgisini çekti.

 
Kalın karton ve evalardan şablonları hazırlayıp, delikleri delmiş, üşenmeyip birde gerçek ayakkabı bağcıkları almış Emine. Çocukların hepsi genelde cırt cırtlı ayakkabı giydiğinden ayakkabı bağlamayı bilmiyorlardı ve bu iş hepsinin hoşuna gitti , severek çalıştılar.
 
 
Aktiviteden sonar acıkan çocuklar için çorba anneler için çay ikramını da unutmamıştı tabii ki Emine. Biz çaylarımızı içince hemen çocukları etrafıma topladım ve kitap okuma bölümüne geçtik. Kitabımızda ayakkabılarla ilgiliydi. Zeynep'in Kırmızı Çizmeleri. Dışarıda kar yağmaktadır Zeynep kedisi Nisan'la birlikte çıkıp kartopu oynamak ister ama bunun için öncelikle kırmızı çizmelerini bulmalıdır, bütün evi arar tarar bir türlü çizmelerini bulamaz. Çok şırın bir hikaye olan kitabı çocukların hepsi ilgiyle dinledi.
 
 
Çocukları, kitapları , çocuklara kitap okumayı ve kitap kulübümüzü çok seviyorum :) sizde çocuğunuzun arkadaşıyla böyle bir kulüp kurabilirsiniz, bir sure sonra çocuklar da olayı sahiplenmeye başlıyor, biz Poyraz'la evde bizim sıramız gelince ne yapsak diye konuşuyoruz devamlı sürekli kitap seçiyor arkadaşlarım gelince bunu okuyalım diye. Kitap okumasını istediğimiz nesiller için güzel bir etkinlik, tavsiye ederim.
 
 

18 Kasım 2014 Salı

Tüyap 2014 Çocuk Kitapları Listesi

 
Her sene çok uzak bir daha gitmeyeceğim diye söylene söylene eve dönüp bir dahaki sene gene tıpış tıpış gittiğim şehrimin güzel ama uzak kitap fuarı. Daha once Poyraz'la da fuara gittik birkaç kez, bu sefer o okulda olduğu için, Esin'le üstelik metrobüsle gittik. 5,5 aylık bebekle evimden 65 km. uzaktaki fuara gittiğim için bana ne nedir bilemiyorum ama gitmeden de duramayanlardanım :)


12 yaşımdan beri fuara gidiyorum, öğrenciyken Tepebaşına giderdik. Sonra ne olduysa fuar dünyanın öbür ucuna taşındı. Çalışırken fuara sürekli hafta sonları gitmek zorunda kalıyordum ki çok kalabalık olduğundan çok da verimli geçmiyordu, şu anda doğum izninde olduğumdan bu sefer hafta içi gittik ve nispeten daha iyiydi. Esin'le çok fazla gezemeyeceğim için öncelikle çocuk kitaplarının yayınevlerini gezdik ve Poyraz'a bir sürü kitap aldım.

 
Fuarda  yayınevleri çok az indirim yapıyor dolayısıyla o kadar yol indirim için gidilmez, sene içinde sanal kitapçılar çok daha iyi kampanyalar yapıyorlar. Fuarda en iyi indirimle aldığımız Findus'un seti oldu. Ayrıntı yayınları %50 indirim yapmıştı ve Findus'un 4 kitabını da aldık. İyi ki almışım Poyraz bu minik kediye ve maceralarına bayıldı. Fakat kitaplar çok uzun arkadaş oku oku bitmiyor, dilim damağım kuruyor :) Çok uzun olduğu için bence kitap 5 yaş üzerine uygun hadi bilemedin 4 diyelim ama daha küçükler bu kadar uzun hikaye dinlemez bana kalırsa. İsveçli yazarın bu serisini biz çok sevdik, takip edeceğiz yılbaşında Findus'un yeni kitabı çıkacakmış, bekliyoruz.

 
Yanımda 5,5 aylık bebekle gönlümce gezemeyeceğimi ve uzun uzun inceleyemeceğimi bildiğim için alacağım kitapları önceden liste yapmıştım ve genelde listedekileri aldım. Eve gelince hepsini okudum ve doğru seçimler yaptığımı gördüm, içlerinden beğenmediğim yada beni hayal kırıklığına uğratan kitap çıkmadı. Neler mi aldım?
 
 
1) Kütüphanedeki Aslan - Tudem Yayınları - uzun zamandır aklımda olan bir kitaptı ama bir çocuk kitabı 20 TL olur mu deyip protesto ediyordum kendimce ama sonunda dayanamayıp aldım, gerçekten çok tatlı bir hikayesi var kütüphaneye giren aslanın. Şu anda idefixte indirimde.
 
2) Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kızdan - Sara Şahinkanat sevdiğim bir yazar diğer kitaplarını çok beğenmiştik, bunu da beğendim. Ben kitabı Kır Çiçeği Yayınlarının standından aldım ama sanırım YKY basacak artık kitabı.
 
3) Masal Battaniyesi - Nesin Yayınları , çok güzel bir hikaye, çocukların üzerine oturup masal dinlediği battaniye her geçen gün küçülmektedir çünkü battaniyenin yünleriyle ihtiyacı olanlara çorap, bere, kazak örülmektedir, darken bir gün yepyeni bir battaniye gelir, yardımlaşma üzerine sıcak bir hikaye.
 
 
4) Yağmur'un Rüyası - Filiz Özdem - Poyrazın ilk imzalı kitaplarından biri olarak kütüphanedeki yerini aldı. Bu kitapta çizimlere hayran kaldım, zaten ödül almış çizimleriyle.
Yağmur'un Rüyası'nda, Ayşe İnan Alican'ın çizimleriyle rüya ülkesinin ötesine uzanıyor. Fosforlu göller, kırmızı balıklar, güzelim çançiçekleri, gizemli meşe, sihirli şato; düşmek, uçmak, koşmak, şaşmak... veee elbette anne sesi! Dünyanın en güzel diyarıdır çocuk uykuları. Yağmur'un Rüyası'na konuk olur musunuz?
 
5) Oliver - Kırçiçeği Yayınları
Genç yazar-çizer Birgitta Sif, Oliver’ın çekingenliğini, kendini farklı hissetmesini ve günün birinde kendine benzeyen başka bir çocuk ile yakınlık kurmayı başarmasını olağanüstü bir duyarlılık ile anlatıyor.
 
6) Bay Morris Lessmore'un Uçan Kitapları - Pearson Yayıncılık
Kitaplar bize hayatlar sunar, her kitap bir başkasının hayatıdır aslında ve biz de bu başka hayatlara kitaplar sayesinde dokunabilir hatta yaşarmışçasına hayatımızın bir parçası haline getirebiliriz."2012 En İyi Kısa Animasyon Filmi Oscar" ödüllü "Bay Morris Lessmore' un Uçan Kitapları", yeni hikayelerin ve yeni hayatların müjdecisi belki de...
 
 
7) Mış Gibi - Altın Kitaplar - çok güzel bir hikaye
Resim yapmak Ramon'a mutluluk verirdi. Sınırsız hayal gücü kalemin beyaz bir sayfayla buluştuğu an coşarcasına harekete geçerdi. Ancak ağabeyi yüzünden bu coşkusu bitiverdi, artık çizemiyor, hep mükemmeli arıyordu.
Kız kardeşi "doğru" resim yapmaya çalışmasının anlamsız olduğunu; denizmiş gibi, dağmış gibi, balıkmış gibi çizdiği tüm kendine özgü resimlerin ona zenginlik kattığını söylediği gün Ramon mutluluğu yeniden yakaladı.
Peter H. Reynolds, Mış Gibi adlı öyküyle gizli kalmış yeteneklerin ortaya çıkmasına ışık tutarak bize içimizdeki yaratıcı gücü ateşlememizi söylüyor.

8) Salyangoz Adam - Tübitak Yayınları
Tübitak Çocuk Haklarının her bir maddesi için harika kitaplar çıkarmış, her biri sadece 5 TL. Ben fuardan sadece 2 tanesini almıştım ama eve gelince inceledim, serinin diğer kitaplarını da alacağım.
Salyangoz Adam tüm dünyayı dolaşan ve evini yanında taşıyan bir gezgindir. Sahip olduğu her şeyi ve yolda bulduklarını beraberinde götürür. Bu garip gezgin farklı toplumların neredeyse hiç iletişim kurmadığı bir dünyada sadece seyahat etmenin keyfini sürmek için dolaşır...

9) Gülücükler Şatosu - Tübitak Yayınları
Gölgelerle dolu bir vadideki şatoda çok mu çok tembel bir dev yaşıyordu. Bu dev öyle miskin ve öyle cimriydi ki her zaman insanların kendisi için karşılıksız çalışmasını isterdi. Bu dev hayatının en büyük siparişini aldığı gün civar köylerdekiinsanları kandırmaya karar verdi ve tüm çocukları durup dinlenmelerine bile izin vermeden zorla çalıştırdı.


10) Mamut Yıkama Rehberi - Pearson Yayıncılık
Bu kitabı dinlerken Poyraz kahkalarla gülüyor, çok eğleniyor, iyi ki almışım :)

Poyraz'a 14 kitap, 2 hediye kitap ve kendime sadece 2 kitapla bu sene fuar biraz zayıf geçti nedeni de kalabalıktan sıkılan minik Esin hanımdı tabii ki ama olsun oraya gitmek o havayı solumak da bana yetti. Sevdiğim yayınevlerinin katalolarını aldım ki sırf bunlar için bile gidebilirim fuara, bütün sene bunları inceleyip yeni kitaplar seçiyorum hem Poyraza hem kendime.

Esin sıkılıp ağlamaya başladığı için yetişkin standlarını çok fazla gezemedim ama gözlemlediğim gene büyük yayınevlerinin sadece %20-25 indirim yaptığıydı, sadece Arkadya Yayınlarını gördüm tüm kitaplarını 10 TL.ye sattılar oradan Sarah Jio'nun son çıkan (hatta sadece fuar için 5 bin adet olarak basılan) son kitabı Gündüz Sefasını aldım kendime ve 2 günde okudum gayet akıcı ve güzel bir romandı. Fuara gidiş dönüş çok uzun sürse ve çok yorulsam da ben uslanmam ve seneye gene giderim :) Poyraz kitaplarını çok sevdi, birde ikeadan raf aldık ve yeni kitaplarını yeni raflarına koyduk, çok hoşuna gitti, yatmadan once kitabını seçiyor ve okuyor , devamlı da Findus hikayelerini seçiyor bir haftadır :)
 
Bir fuarda Esin'in ilk fuarı olarak tarihe geçti :) seneye daha bol kitap almalı bir fuar diliyorum kendime ve hepimize keyifli okumalar..

4 Kasım 2014 Salı

Çocuk Edebiyatı ve Okuma Kültürü Seminer Notları

 
29.Ekim.Cumhuriyet Bayramında Akatlar'daki harika çocuk kitapçsı Kidsnook çok güzel bir seminer düzenledi. Elma Yayınevinden Sn.Gülderen Çopur'un konuşmacı olduğu "Çocuk Edebiyatı ve Okuma Kültürü" seminerinde çok faydalı bilgiler edindim, bilgi paylaştıkça çoğalır mantığıyla bende paylaşmak istedim. Gülderen Hanım'da bu semineri aynı mantıkla hazırlamış zaten yayınevleri olarak çok şey yaptıklarını ama bu işin asıl ayağının ebeveynler ve onların tutumları olduğunu söyleyerek başladı konuşmasına.

 
Sadece çocuk değil genel olarak edebiyata çok meraklı birisi olarak konuyu duyar duymaz katılmak istedim bu seminere, minicik bebeğim Esin'de bu gezide yanımızdaydı. Anneler semineri rahat rahat dinlesin diye çocuklar için çok güzel etkinlikler hazırlamıştı Kidsnook ekibi. Gerçi Poyraz şu anda kardeş sendromu yaşadığından benden ayrılmak istemeyip benimle birlikte dinlemeyi tercih etti ama diğer çocuklar aşağıda eğlendiler. Gülderen Hanım zaten ilgili olduğum bu konuda başka bakış açıları kazandırdı bana. Örneğin dinleme becerisi 6 aylıktan itibaren oluşmaya başlar dedi, bu durumda Esin'in 1 ayı kalmış :). Genelde küçük bebekler herşeyi olduğu gibi kitapları da yemeye çalıştıkları için daha geç dönemlerde kitaplarla tanıştırıyoruz biz anne babalar, ben Poyraz'a 1 yaşından sonra okumaya başladığımı hatırlıyorum ama demek ki daha erken de en azından şekilleri göstererek başlayabilirmişiz.

 
Okuma kültürü edinme süreci 6 aylıktan 6 yaşa kadar dinleme becerisiyle başlıyor, daha sonra okuma yazma becerisi, okuma alışkanlığı, eleştirel okuma becerisi ve evrensel okur yazarlığa kadar gidiyor.


Peki biz anne babalar çocuklarımıza dinleme becerisi ve okuma alışkanlığı kazandırmak için neler yapmalıyız? Öncelikle çocuğumuza aldığımız bütün kitapları çocuğa okumadan once kendimiz mutlaka okuyup uygun olup olmadığını kontrol etmeliyiz. Ben bu maddeyi çok severek uyguluyorum zaten kitap okumayı seviyorum, çocuk kitaplarını da çok seviyorum o yüzden kitabı almadan once kitapçılarda mutlaka okurum, okumadan internetten kitap aldığım çok nadirdir.
Kitabı çocuğa okumadan once onunla ilgili kafamızda bir hazırlık yapmalıyız, bu konuda sınıfta kaldığımı söyleyebilirim çok kitap okuduğumuz için öncesinde pek bir hazırlık yapmıyorum açıkcası. Kitapla ilgili sorular hazırlamalıyız, burada da geçer not aldığımı söyleyemem. Ve çocuğun kitapta öğrendiklerini günlük hayatta kullandırmalıyız, bunu genelde evde çok yapıyoruz, okuduğumuz karakterlerin rollerine bürünüp oyunlar oynarız.


 
Birlikte görsel okumalar yapmalıyız, yani biz okurken çocuk mutlaka kitabı görüp resimlerini incelemeli, o yatağında yatarken siz masal anlatır gibi kitabı okumayın, çocuğun görmesini sağlayın. Kitabı okurken resimleri birlikte incelemek için sure tanıyın, gördüklerini anlatmasına izin verin. Gördükleri yada dinledikleriyle ilgili sorular sormasına izin verin, yanıtlayın. Kitap ihtiyaç maddelerinizden biri olsun dedi Gülderen Hanım ki benim çok hoşuma gitti. Buzdolabındaki market listesine süt, yumurta yazar gibi kitap yazın, kitaplarımız bitti bu ay 1-2 kitap alınacak diye notlar düşün, çocuğa da bu algıyı öğretin.


Yapmamamız gerekenler ise çocuğun TV bağımlısı olmasına izin vermemek, çocuğumuz henüz kendisi okumuyor ise bizim mutlaka vakit yaratıp ona kitap okumamız gerekiyor, hatta evde bir kitap okuma köşesi olursa çok daha iyi olur. Yoğun koşuşturma içinde vakit yaratamadığımız zaman maalesef çocuklar TV yada ipad bağımlısı olmak durumunda kalıyorlar. Yanlış kitaplar seçmemeliyiz, piyasada çok fazla çocuk kitabı var ve insanın bazen kitap seçmeye bile vakti olmuyor ama mümkün mertebe çocuğumuzun yaşına uygun ve edebi değeri olan kitaplar seçmeliyiz. Edebi kitaplar mesaj vermeye çalışmayan, çocuğa dikte ederek birşeyleri öğretmeye çalışmayan ve bir sanatçı tarafından yazılmış eserlerdir. Günümüzde eğitimciler, öğretmenler hatta populer sanatçılar da çocuk kitapları yazıyor ama bence bu iş bu kadar basit değil gerçekten bunu iş olarak gören insanların yazdığı kitapları tercih etmeliyiz. Ve kitap asla ceza olmamalı diyor Gülderen Hanım kendisi bunu bir kolejde görmüş öğretmen çocuklara ceza olarak kütüphaneye gönderip kitap okumalarını söylüyormuş. Kitap okumanın bir ceza değil aksine çok büyük bir zevk olduğunu çocuklarımıza öğretmeye çalışalım. Kidsnook'un girişinde yazdığı gibi "Today a reader, tomorrow a leader" "Bugün okuyan kişi, yarın bir lider"

 
Seminerden aklımda kalan en can alıcı noktalardan biri de çok kitap almanın yanlış olduğu, maalesef günümüzde herşeyi çok fazla tüketiyoruz. Çocuklarımızın çok fazla oyuncağı, çok fazla kitabı herşeyin çoğu var. Fakat kitaplarda önemli olan nicelik değil nitelik. Çocuğunu çok fazla kitabı olacağına  daha az sayıda ama kaliteli edebi değeri olan kitapları olmalı. Bir kitabı belki defalarca okuyup her seferinde farklı çıkarımlar yapabilmeli. Kendi adıma bunu bir ders olarak aldım çünkü bende çok kitap alan bir anneyim, Poyraz'ın kütüphanesine iyi yatırım yaptığımı söyleyebilirim, genelde kitap fuarlarında kendimi kaybedip çok alıyorum. Fakat bundan sonra bu konuda daha dikkatli olacağım. Örneğin biz günde 2-3 kitap okuyoruz ama kitabı çok fazla hayatımızın içine katmıyoruz, o kitapla ilgili sonrasınra bir etkinlik yapabiliriz yada hikaye olarak anlatmasını isteyebiliriz çocuğumuzdan.
 
Bir diğer önemli nokta çevremde gördüğüm birçok aile ve çoğu zaman bizde yatmadan once kitap okuyoruz, ki bunda bir sorun yok fakat çocukta kitap sadece yatmadan once okunur gibi bir algı oluşturmamak adına gün içinde de evde minik bir okuma köşesi yaratıp kitap okumalıyız. Bunun yanısıra kendimizde evde mutlaka birşeyler okumalıyız ki çocuk bizi okurken görsün.
Benim bu seminerden kendime çıkardığım dersler :
** Daha az ama edebi değeri olan nitelikli kitaplar alınacak.
** Okuma köşesi oluşturulacak, kitap sadece yatarken okunmayacak.
** Okuduğumuz kitapla ilgili faaliyetler yapılabilir, karakterler ve hikaye hayata katılacak.
 

Bu güzel seminer için ve yazımda slaytları kullanmama izin verdiği için öncelikle Gülderen Hanıma ve bizi buluşturan Kidsnook'a çok teşekkürler.
Bu vesileyle ilk defa Kidsnook'a gitmiş oldum ve bayıldım, masal gibi bir yer yaratmışlar. Çok beğendiğim bu çocuk kitapçısının tanıtımını İstanbul'da çocukla gidilecek yerleri yazdığım blogum www.cocuklugeziler.com da çok yakında yayınlayacağım.
 

2 Ekim 2014 Perşembe

Poyraz 5 Yaşında...

 
Minik kuzum, ilk göz ağrım, beni anne yapan güzel oğlum artık 5 yaşındasın. Ne çabuk büyüdün bitanem? Bebekliğine doyamadan çocuk oluverdin, minik bir adam oldun. Hele kardeşin doğduktan sonra iyice büyüdün , oysa hala küçüksün, belki de benim gözümde hep bebeğim olarak kalacaksın.
Bu yıl hayatında çok güzel ilkler yaşadın.. İlk kez sahnede gösteriye çıktın.. Aslında hayatının ilk gösterisi 23.Nisan gösterisi olacaktı ama o gün sahneye çıkmak istemedin, kostümünü alıp okula gitmemize ragmen "bana zorla birşey yaptıramazsınız deyip" sahneye çıkmadın.. Fakat mayıs ayındaki anneler günü gösterisine kendi isteğinle çıktın ve beni çok mutlu ettin..Daha sonra okulunum sene sonu gösterisine çıktın, arkadaşlarınla şarkılar söyledin, dans ettin..

 
23.Mayıs.2014te abi oldun :) Çok da güzel bir abi oldun, kardeşini çok seviyorsun, bazen o kadar seviyorsun ki çocuğu devamlı uyandırıp sevmek istiyorsun :) Bebeklerin çok uyuması lazım desek de dinlemiyorsun okuldan eve gelir gelmez kardeşini uyandırmaya çalışıyorsun. O'nu kucağına almaya bayılıyorsun, taşıyabilmek hoşuna gidiyor. Eğer ağlıyorsa ve ben birşeyle meşgulsem anında bakmıyorsam gelip bana kızıyorsun. Oyuncaklarıyla oynatıp susturmaya çalışıyorsun, şimdilik çok fazla kıskançlık yapmıyorsun umarım hep böyle devam edersin.
 
 
Arkadaşlarınla oynamayı çok seviyorsun, bir sure görüşmezsek hadi anne arayalım buluşalım yada neden buluşmuyoruz diyorsun. En sevdiğin şey tabii ki parkta oynamak. Parktaki oyuncakları küçük bulmaya başladın ama gene de parka gitmeyi seviyorsun, bisiklete biniyorsun, top oynuyorsun, akülü arabana biniyorsun.
 
 
 
Bu yaz doğum izninde olduğum için kreşe gitmedin. Temmuz ayında yaz okuluna gittin ve orayı çok sevdin. Yaz okulunda bütün gün spor yaptınız, en çok yüzmeyi sevdin. Yüzme, jimnastik, futbol ve hergün değişik oyunlar çok hoşuna gitti, öğretmenleri de sevdin, kışın gene oraya gitmek istiyorsun.

Yazın 1,5 ayını teyzenlerle beraber yazlıkta geçirdik. Yazlığıda çok seviyorsun, ilk günler su kuşu gibi havuzdan çıkmadın, bütün gün suda oynayıp buruş buruş olana kadar çıkmıyordun. Sonradan arkadaşın Demir'le oynamak daha cazip gelmeye başladı ve sürekli bahçede takıldın. Bu yaz iki tekerlekli bisiklete binmeyi öğrendin ve çok sevdin.

 
Yazın uzun sure yazlıkta kaldığımız için babanı çok özledin, normalde geceleri babana sarılarak uyuyorsun yazlıkta benimle idare etmek zorunda kaldın :) Baban haftasonları geldiğinde kucağından inmedin. Genel olarak babana çok düşkünsün, sabahları okula birlikte gidiyorsunuz, akşam seni okuldan alıp eve getiriyor. Benden pek çekinmiyorsun ama baban birşeye kızdığı zaman çok üzülüyorsun.
 
Kreşi seviyorsun geçen seneki arkadaşlarınla aynı sınıftasın, bazen gitmek istemesende genel olarak çok sorun çıkarmıyorsun. Bu sene öğretmenin değiştiği için başta 3 gün biraz ağladın ama yeni öğretmenine de kısa sürede alıştın. Dans dersini sevmiyorsun okuldaki dans derslerine katılmak istemiyorsun, sporu daha çok seviyorsun.
 Okulda yemeklerini kendin yiyorsun ama evde maalesef hala biz yediriyoruz. Geceleri kendi yatağında yatmaya yeni yeni başladın evet neredeyse 5 koca sene ortamızda yattın :)
 
 
Her ne kadar çok fazla dışarıda geziyor gibi görünsek de aslında evde oturmayı daha çok seviyorsun. Bazen haftasonu hiçbir yere gitmek istemiyorsun, evde oyuncaklarınla ve bizimle oynamak istiyorsun. Teyzenleri çok seviyorsun kardeşin doğmadan önce bazen gidip onların evinde kalıyordun ama kardeşin doğduğundan beri bizden ayrılmak istemiyorsun.
 
 
Oldukça zor bir çocuksun, yapmak istemediğin şeyler için seni ikna etmek çok zor. Genelde hayatımız seni birşeylere ikna etmeye çalışmakla geçiyor. Çok inatçısın ve dediklerini bize kabul ettirmeye çalışıyorsun, sürekli yüksek sesle konuşuyorsun aslında bağırdığından değil sesinin tonu öyle :) Kendi isteklerin mutlaka yerine gelsin istiyorsun, istediğin birşeyi yapmazsak çok sinirleniyorsun. Eğer istediğin şeyi bize kabul ettiremiyorsan kızıyorsun, hayıra pek tahammülün yok. Hoşumuza gitmesede birçok şeyi tehditle yapıyorsun. Bu yaz ilk defa ipad ve telefonda oyun oynamayı öğrendin , teknolojiyi çok sevdin elinden bırakmak istemiyorsun.
 
 
Büyüyorsun bebeğim, artık tüm isteklerini ifade edebilen bir çocuksun. Okulun, arkadaşların, zevklerin, sevip sevmediklerin var, artık bir bireysin. Biz sana elimizden geldiğince yol göstermeye, doğruları öğretmeye çalışıyoruz. Umarım dönüp baktığımızda iyi bir iş yapmayı başarmış oluruz..
 
İyi ki doğdun birtanecik güzel oğlumuz, iyi ki bizim bebeğimiz oldun, seni çok seviyoruz...