23 Şubat 2014 Pazar

Zamane Çocuklarının Beynini Anlamak Seminer Notları


Bugünkü yazımız blogumun ilk misafir yazarı İpek Kuşgöz'e ait :) İpek tanıdığım en enerjik annelerden biri 3 yaşındaki Kerem'in annesi, Kerem çok şanslı bir çocuk, annesi bir çok seminere gidiyor, araştırmalar yapıyor , öğrenmeye çok açık bir anne. Katıldığı seminerlerin bazıları hafta içi ve biz çalışan annelerin katılma şansı olamıyor. İpek gıda mühendisi ve o da aslında bir çalışan anne ama şu anda geçici olarak çalışmıyor ve sağolsun beni kırmayarak gittiği harika seminerlerden birinin notlarını bizim için yazdı, çok teşekkürler İpek..

ZAMANE ÇOCUKLARININ BEYNİNİ ANLAMAK

Konuşmacı: Mürşide Demirkol
Yer: Cadde Bostan Kültür Merkezi 14:00

 13:30 gibi salona geldiğimde kürsüde Mürşide Hanım’ı gördüm.Başka kimse yoktu ve sunumunu gözden geçiriyor, teknik konularla ilgileniyordu.Çok hoşuma gitti bu özeni, takdir ettimJ. Eşyalarımı bırakıp kahve içmek için aşağı indim. 10 dakika kala geri döndüğümde salonun önü epey kalabalıklaşmıştı. Bir grup okul öğrencisi bir öğretmenleri eşliğinde gelmişlerdi.Sanırım kendi beyinlerini anlamak için. Ama sunum boyunca pek rahat durdukları söylenemez. Çoğu yarıya varmadan dışarı çıktı, kimisi çıkıp tekrar girdi vs. Ama gelmiş olmalarına bile olumlu bakmak gerekiyor belki.
Gelelim seminere.Zamane çocuk tanımını katılımcılara sorarak başladı Mürşide Hanım. Gelen yanıtlardan sonra bir anıyla devam etti.Havaalanında uçağı beklerken yan masadaki 4-5 yaşlarındaki Kerem ve annesine tanıklık etmiş. Kerem annesinin oyalanması için önüne verdiği kağıtları bir süre sonra yırtmaya başlamış. Annesi önce sakince sonra yükselen bir tonda ‘Kerem yapma, kerem yapma kerem yırtma ‘diye söylenince Kerem ‘Anne bana yapma, yırtma deme, sor bakalım niye yapıyorum’ demiş. Bu örnekteki gibi sorgulayan,öğrenmek isteyen kişilikler olarak tanımlıyor zamane çocuklarını.

Başka bir örnekte ise parkta 2 kardeşten bahsetti. Kardeş kaydırağa çıkmış ama inemeyip ablasına sesleniyor ‘abla bana yardım et’ diye. Ablası da cevap veriyor ‘Boracım yapabilirsin,hatırla babam bize ne diyordu yapabiliriz, yeter ki kendimize güvenelim’.  Bora’dan gelen cevap ise şöyle ‘Kendime güveneceğim ama ben daha çocuğum’.
Diğer bir örnek ise bir arkadaş grubu toplantısından. Anneler sohbetteyken 1,5 yaşındaki kız çocuğu TV’yi açtırmak istiyor.Kimse farketmeyince tv’ye yaklaşıp eliyle ekranı kaydırma hareketi yapmaya başlamış.Belki de asıl zamane çocuk budurJ.

Bu örneklerden sonra sunum bir video ile devam etti. Bir kutu içinde çocuk ‘it’s not a box’ diye bağırıyor. O kutu onun hayal dünyası.Her şeyi kabul etmemesi aslında çocukta istenen ve olması gereken bir şey.Sınırlamalar çocukları tek tip yapıyor.Çocukları ve çocukların kendilerini keşfetmemiz/keşfetmeleri gerekiyor. Çocuklar merak duygusuyla dünyaya gelirler. Öğrenme heyecanı ve merakları vardır çocukların.Bunun önüne geçmemek, köreltmemek gerekiyor.

Beynin sol ve sağ kürelerinin olduğu resimde temel bir kaç bilgiye değinildi.
Çocuklar teknolojiyle ilk kez, anne karnındayken ultrason fotoları ile tanışıyorlar.

Hayatımız sürekli çevrimiçi.Burada sorun 1-teknoloji 2- şiddetli iletişim gibi gözüküyor.İnternet, b.sayar sürekli sorun olarak, iletişimde engel olarak görülebilir. Sorun gerçekten teknoloji mi yoksa şiddetli iletişim mi. 2013’de okula başlayan çocuklar 2030’lu yıllarda hayata atılacaklar. Ama nasıl bir hayat bekliyor onları hiç bilmiyoruz. Türkiye ve dünya nasıl olacak, nelerle karşılacak hiç bilmiyoruz.Bilmediğimiz hayata çocuklarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz.

1970’li yıllarda yapılan bir araştırmada çocuklar okullarda öğrendikleri bilgilerin %75’ini hayatta kullanabiliyorken artık bu zamanda bu oran %2’ye kadar inmiş durumda.Çünkü her an bilgi değişmekte ,yetişmek mümkün değil. Şu an yapılmakta olan bazı meslekler 2005’ten önce yoktu bile. Sosyal medya uzmanlığı, tarım pazarlaması gibi.Artık sınırlar kalktı. Dünyanın her yerinde her sektörde her iş yapılabiliyor.
Beynin tek bir özelliği  var ,o da uyum sağlamak. Beyin bir düşünme santrali. Beyinde de 100 milyar hücre arasında saniyenin yüzde biri kadar sürede her hücrenin  diğer hücreyle 10000’den fazla bağlantı gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştır.Bunlar beyin görüntüleme araçlarıyla yapılan çalışmaların sonuçları.Milyarlarca beyin hücresiyle doğuyoruz, bunlar biz yaşadıkça ölüyorlar. Beyin nöron denen küçük beyin hücrelerinden oluşur.küçük dalları vardır. Bağlandıkları her yer bir düşünceye ya da bir tanıya dönüşür. Beynimizde nöronlar arasında büyük hareket var.Bu elektriksel akım çok önemli ;zeka ,akıl süreçlerine katkısı oluyor. Yıllar içinde gelişen bir beyin yapısı var en içte sürüngen beyin var ki tüm canlılarda (terliksi hayvanda bile)var.

Hayatta kalma gücü bu beyinden sağlanır.Ani tepkiler de bu sürüngen beynin sonucu. Duygusal beyin tüm duyguları barındıran yerdir. Sürüngen beyinle çok yakındırlar çünkü ikisi de geçmişle ilintilidir, gelecek yoktur onlarda.Görsel beyin insanlarda vardır çok geniş bir alanı kapsar ,beyin hücrelerinin kendi aralarında etkileşimi sağladığı alan burasıdır.Gelecek ,hayal etmek,yaratıcılık, öğrenilen şeyleri anlamlaştırmak bu beynin özelliğidir.Geleceğe odaklanma,planları gerçekleştirme,amaçlarımız. Bunları yapmak istiyorsak, geleceği düşünmek istiyorsak şimdiden o beyni harekete geçirmek gerek.Sınırları açmamız gerekiyor hem kendimizin hem çocukların. O sınırları açmak hem kolay hem de zor.

Alışkanlıkları değiştirmek ve zihinsel yapıyı geliştirmek için basit bir şey var ki o da soru sormak.Zamanın çocukları bunu yapıyor. Bu soruların açık uçlu olması gerekiyor.Cevabı net olan sorular beyni geliştirmiyor.Açık uçlu sorular beyinde bir süreç geliştiriyor.Her an bilgi değişse de değişmeyen şeyler var; sorun çözme becerisi,yaratıcılık beceresi,eleştirel düşünce becerisi,işbirliği becerisi. Bunlar hep vardı hala var.Bu yüzden soru sormak çok önemli.Bir de hikayesi var. Nobel ödülü olan bir fizik profesörüne başarısının sırrı sorulduğunda cevap olarak ‘annem ‘diyor. Nasıl yani diyorlar. Okuldan eve geldiğimde annem bana okulda ne öğrendin neler yaptın diye sormazdı. ‘bugün öğretmenine iyi bir soru sorabildin mi?’ diye sorardı diye yanıt vermiş.Soru sormak bu kadar önemli işte. Soru sormak görsel beyindeki alanı genişletir.

Beyin hücrelerinin fazlalığı zekayı etkiler mi?. Einstein öldükten sonra beyninin incelenmesine izin vererek bu soruya açıklık getirmiş. Bir insan beyni 1400 gr iken, einstein’ın beyni 1350 gr gelmiş.Ama?. Beynin iki lobu arasında o kadar yoğun bağlantılar vardır ki. Yün çileleri gibi karmaşıktır.4 yaşında kemana başlamış, fransızca öğrenmeye çalışıyor. Beynini farklı hobilerle ve yapılarla geliştirmiş oluyor.O beyin hucreleri arasındaki yoğunluk ve bağlantı daha çok oluyor.Başka bir çalışma da şunu ortaya çıkarıyor. İnsan beyni hiç bilmediği ya da çok az şey bildiği alanlarda yeni bir şeyler öğrendiği zaman beyninde yeni bir bağlantı oluşuyor. O bağlantıyı sürekli alışkanlık halinde yapmaya başlarsanız kı bu litereturde 21 gundur o iki beyin hucresi arasındaki yol daha kalınlaşıyor. Bağlantılar şu yönüyle de çok önemli. Beyne ne kadar çok bilgi girdiğinin bir anlamı yok, onu özümsemek onu içselleştirmek için alışkanlık haline getirmek gerekiyor. Beyinde şöyle bir yapı var, orta bölümdeki hipokamp denen insan yaşamı için çook ömemli bir alan var.Çünkü öğrenme ve hafıza burada gerçekleşiyor.Dışarıdaki verilerin sınır bölgesi gibi geçip kalmasına izin veriyor.Hangi bilgileri kabul ediyor?Elektriği ve frekansı yüksek olanları.Peki o bilgiler nasıl bilgi?. Merak  ve ilgi duyduğumuz,önemsediğimiz yani duygularımızı harekete geçiren bilgiler. Neyi öğrenirseniz öğrenin sıkıcı şeylerden kaçınırsınız. Ama çok merak edilen şeyler daha kolay öğrenilir, hakkında daha fazla şey öğrenmek istenir.Araştırma ve soru sorma bu şekilde ortaya çıkar.Üzerinde ‘merak ve ilgi’ etiketi taşımayan bilginin beyne girmek için gerekli vizeyi alması mümkün değildir. O yüzden de ‘bilgi ilmin hocasıdır’ denilmiştir. Anne babalar bunu çocukları küçükken çok iyi yapar.Örneğin  masal, kitap okurken.
‘Dün dünle gitti cancağazım şimdi yeni şeyler öğrenmek lazım./ Mevlana...

Beyin yenilik düşkünü. O zaman algılarımız açılıyor.Her şeyin rutin olduğu günlerde duygular kapalıdır. Ama başka şehirler başka ülkelerde öyle midir?.Çocukların da bunu almasına destek olmak lazım.Aynı anda çok şeyi düşünmek, çok yerde olmak bizi yavşlatır.Çocuklara da bu gözle bakmak lazım. Onlar yavaş olmakla iyi yapıyorlar. Çocukların oyuna kaptırmaları tamanem her şeyi algılamakla ilgili.
Beynin kendini geliştirebilme kapasitesi var. İhsan Doğramacı 65 yaşında Fransız üniveristelerinde ders verecek düzeyde Fransızca öğreniyor. 90 yaşında ölen Mina Urgan 50 yaşında ing. Öğrenmeye başlıyor.hayat boyu öğrenme denen bir şey var.

Beyni formda tutmanın yolları;bedeni beslemekle paralel.farklı tür kitap okumak,farklı filmleri seyretmek, farklı arkadaşlıklar.Günümüzde artık ebeveynler çocuklarından bir şeyler öğreniyor. Onlar bunları okuldan ya da öğretmenlerinden değil, akranlarından öğreniyor.Aşağıdaki çalışma bunu kanıtlıyor.İngilterede 1milyon çocuk üzerinde,beyin görüntüleme cihazlarıyla yapılmış araştırmada çocuk beyninde en fazla elektrik kitap okurken, kendisi hakkında bir soruya cevap verirken ya da öğretmenini dinlerken değil bir konuyu arkadaşına anlatırken öğretirken oluyor.

 Zenginleştirilmiş çevre beyin için çok önemli. Ekonomik ya da sosyal zenginlik demek değil tabii ki. Beynin içindeki nöral ağlar teşfik edecek ortam yaratmak demek. Bunun için de oksijen çok önemli.Beyin vucudun %2 sini oluşturuyor ama vucudun oksijeninin %10’unu harcıyor.Yani çocukların oksijen alması gerekiyor. Ev-servis-okul üçgeninde çocuk oksijensiz kalmasın.oksijen sadece havadan değil sudan da alınır. Gazlı içecekler vs değil su içme alışkanlığıu edinmelerini, sağlamak gerekiyor.Hatta önce biz yapalım ki bizden görüp o da içsin.Hareket etmek çok önemli. İnsan beyni hareket ederken gelişiyor.Nöron ağlar aktivasyonu gerçekleştiriyor.Doğadaki son çocuk ( tuıbitak yayınları)kitabında .çocukların doğadan uzaklaştırılmasının neleri geriye götürdüğüne dair çalışmalar var.
Bazı ülkelerin halka açık yeşil alan yüzdeleri;
İstanbul %1,5
Londra %38
New york %14
Paris %9
Hong kong 41
Berlin %14

Öğrenilmiş iyimserlik bir bakış açısıdır; anne babadan çocuklara yansır.Onlar da bunu görüp öğrenir. İyimserlik halinde beyne iyi gelen hormonlar salgılanır(Dopamin). Dünyaya adapte olmak beyindeki öğrenme merkezlerini harekete geçiriyor.iyi duygu, iyi hissetmek ,iyi bakış açısı ,öğrenmekle ilgili heyecanları harekete geçiriyor.
Çocuklara dışsal değil içsel ödül vermek lazım. Çocuk bütün enerjisini o ödülü almaya harcıyor, ödülü aldıktan sonra ise isteği bitiyor,başka sıkıntılar ortaya çıkıyor.süregelmesi için içsel ödüle odaklanmalı. Başkaları bir şey vermeden gerçekten kendi istediği için yapmalı.Hayat içinde insanı ayakta tutan başkalarından beklentileri değil içinden gelen şeyler oluyor.’ben ne istiyorum’un yanıtını bu çocuklar verebiliyor.

Zamanın çocukları bizden çok daha fazla stres altında. Çünkü beklentiler var, sözlü sözsüz aktarılan duygular var.Ben zamanında yapamadım, senin şartların daha iyi yapman lazım gibi örnekler çocuklarda strese sebep olur. O zaman sürüngen beyne hitap edip korku ve baskıya sebep oluyoruz. Sürüngen beyin tetiklendiğinde çocuk kendisini kapatıyor ,kaygısı artıyor, öğrenme gerçekleşmiyor. O stresi yenmek çin ben kabul ediliyorum, koşulsuz seviliyorum’u hissetmesi gerekir. Bunu hissedemeyen çocukta görsel beyin gelişimini bekleyemeyiz. Çocuklara kendi deneyimlerini kazanmalarına yardımcı olmak gerekiyor.Kendi kaygı ve korkularımız onlara aktarmamalıyız.
Çocuğun beyni;

1-içerden dışarıya beslenir. Deneyim kazanmak, farklı sesler.Varolanın dışında başka şeyler duysun, farklı ortamlarda bulunsun.Aynı çember içinde kaldığı zaman dışarıda kalan ötekisi oluyor.
2-Dışarıdan içeriye beslenme;kitap okumalar, yaratıcı etkinliklere katılmak.İlla çok oyuncak ya da özel okula gerek yok. Bir hobi yeterli.Bireysel ya da takım oyunu, herşey olabilir.

 Yeni bebeği olan bir çiftin gittği psikologun çifte bir iyi bir kötü haberi vardır
Kötü haber: Hayatınız boyunca ne derseniz deyin, bir kulağından girip öbür kulağından çıkacak,sizi dinlemeyecek.

İyi haber: Çocıuklarınız hayatları boyunca siz ne yaparsanız onu yapacak.

Çok çok etkileyici, sarsıcı bir videoyla seminerin  sonuna gelinirJ
Çocuk görüyor ve yapıyor, biz ne yaparsak. Beyinlerinin gelişiminde paylaştığınız şeyler çok önemli ama bir o kadar önemlisi siz kendiniz için ne yapıyorsunuz. Yeni şeyler öğreniyor musunuz farklılıklara bakışınız, hayata alışınız nasıl?

4 yorum:

  1. Nurtimin müthiş kadınları ikinizde çok seviyorum,bu faydalı paylaşım için teşekkürler.Sadece kendi çoçuğunuzu iyi yetiştirmiyorsunuz ,benim çoçuğumuda iyi yetiştirmeme vesile oluyorsunuz.Sizlerden öğrendiklerimle yanlışlarımı düzeltiyorum.imza: seminerlere gitmeye vakit ayıramayan anne..

    YanıtlaSil
  2. İpek Kuşgöz24 Şubat 2014 06:50

    Ah Nihal'cim, blogunun ilk konuğu olduğumu bilmiyordum. Bu ikinci bir heyecan oldu benim için:).Teşekkür ederim güzel sözlerin için.

    YanıtlaSil
  3. İpekcim ne ayrıntılı notlar tutmuşsun. Kendi adıma devamını bekliyorum :-) Ellerine sağlık.

    YanıtlaSil