22 Temmuz 2014 Salı

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi - Ahmet Ümit

 
Bu blogda çoğunlukla Poyraz'ın kitaplarını tanıtıyor olsam da , bende anne olarak neler okuduğumu zaman zaman paylaşıyorum. Malum çalışan anne olunca zaman o kadar kısıtlı ki okuduğumuz şeyler de illa güzel olsun istiyoruz, bu yüzden gerçekten beğendiğim kitapları annelerle paylaşıyorum...

Ahmet Ümit'in tüm kitaplarını okumuş biri olarak son kitabı da beni yanıltmadı ve gene çok beğendim. Artık tanıdığımız bir karakter olan Başkomiser Nevzat gene başrolde. Yerli yabancı polisiyle okumayı seviyorum. Ahmet Ümit bence yerli polisiyede en başarılı yazarlarımızdan biri. Yarattığı karakteri devamlı besleyen onu geliştiren bir yazar. İnsan kitapları okurken acaba Türk polisinin içinde gerçekten Başkomiser Nevzat gibi tippler varmıdır diye düşünüyor. Hele Gezi olaylarından sonra polise olan güvenimiz o kadar yerlerde ki artık Nevzat gibi iyi niyetli polislerin varlığına inanasım gelmiyor, Nevzat'ın tam bir kurgu kahraman olduğuna inanmaya başladım.

 
Kitabın konusu :
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi.

Karanlık... Soğuk havayla iyice ağırlaşan bir karanlık. Uzaklardan şarkılar geliyor kulağına, neşeli kadın çığlıkları, ayarını yitirmiş sarhoş naraları, biri küfrediyor belki ana avrat, belki ağlıyor biri hıçkıra hıçkıra, belki biri sessizce ölüyor bu gürültünün, bu hengâmenin ortasında. Umurunda değil. Hepsinden sıyrılmış, sadece öfke...

Nereye gittiğini bilmeden yürüyor, nefret tarafından kuşatılmış olarak. Kıskançlık denen o canavar, çelikten pençesine almış yüreğini, habire sıkıyor. "Kadınlar," diyor bir ses zihninin derinliklerinden... "Kadınlar, onlarla oynayamazsın... Oynadığını zannedersin ama bir de bakmışsın, asıl oyuncak sen olmuşsun." Hayatına giren kadınların yüzleri beliriyor sokağın zemininde. Birer birer düşüyor görüntüleri ayaklarının dibine. Hepsinin boynu bükük, hepsinin gözlerinde keder. Hepsi üzgün... Aldırmıyor, bir su birikintisiymiş gibi basıp geçiyor üzerlerinden ama yeniden düşüyor görüntüler zemine. "Kadınlar," diyor o ses yine, "Kadınlardan asla kurtulamazsın, hayaletleri hayatın boyunca seni takip eder."
(Tanıtım Bülteninden) (Kaynak : www.idefix.com)
 
Kitabı serviste gidip gelirken okudum , her Sabah güne cinayetle, mafyayla başlamak pek cazip gözükmese de sürükleyici bir kitaptı ve son sayfaya kadar da katilin kim olduğunu anlamadım :) Okumayı düşünenlere kesinlike tavsiye ederim..